YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8827
KARAR NO : 2023/2758
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/415 Esas, 2021/1133 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/569 E., 2019/63 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı bankanın … Merkez Şubesinin müşterisi olduğunu, müvekkili ile davalı banka arasında sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ticari faaliyetini geliştirmesi amacıyla davalı bankadan 4.000.000,00 TL tutarında 36 ay vadeli taksitli ticari kredi kullandığını ve bu kredinin ilk taksitinin vade günü gelmeden kredinin tamamının erken ödenmek suretiyle 11/04/2017 tarihinde kapatmak istediklerini, davalı bankanın 105.000,00 TL erken kapanma komisyonu ödenmek kaydıyla kapatılabileceğini bildirdiklerini, davalı bankaya ödenen erken ödeme komisyonu ve diğer alınan masraflara istinaden şimdilik 1.000,00 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili banka tarafından davacıya 4.000.000,00 TL taksitle kredi kullandırıldığını, sözleşmenin 15.6 maddesi altında erken kapamaya ilişkin düzenleme yapıldığını, kredinin erken kapatılması nedeniyle 150.000,00 TL maliyeti doğduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin her iki yanında hak ve menfaatlerini koruduğunu, erken kapama maliyeti hesaplanırken bankanın mahrum kaldığı faiz ve davacı menfaatinin dikkate alındığını, 35 ay vadeli kredinin daha ilk taksit günü bile henüz gelmeden kapatılmış olması nedeniyle müvekkilinin bankanın faiz kaybına maruz kaldığını, müvekkili bankanın tahsil ettiği erken kapama ücretinin kanuna, sözleşme ve ticari teamüllere uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bilirkişi raporu ve mevcut yasa hükümleri ile emsal Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirilmesinde; kredi ödeme planı üzerinde operasyon masrafının açıkça gösterilmiş olması ve emsal banka ortalamasının altında kredi tahsisi ve operasyon ücreti tahsil edilmiş olması, diğer yandan % 2,55 oranındaki kredi erken kapama komisyonu ve bunun gider vergisi ( BSMV) tahsilinin başka emsal banka erken kapama komisyonu ortalaması ile mukayese edilmesi sonucunda daha düşük oranda olması, tahsil edilen meblağların taahhütnameler ve sözleşme koşullarına uygun olarak tahsil edilmesi, bunun yanı sıra davalı bankanın tahsil ettiği komisyon ve ücretin başta sözleşme, kanuna ve T.C Merkez Bankası’nın 2006/1 sayılı tebliğ ve bankacılık teamüllerine uygun olduğunun anlaşılması karşısında, davalı bankanın tahsil ettiği ücret ve erken kapama komisyonunun iade koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın dava konusu edilen kredinin erken kapanması nedeniyle hiçbir zararının olmadığını, ancak yapılan işlem ve alınan komisyonun fahiş olup haksız şart niteliğinde olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme nedeniyle denetime elverişli olmadığını, davalı banka tarafından İş Bankası’ndan kredi kullanılarak borcun kapatıldığı beyan edilmiş olmasına rağmen İş Bankası’na müzekkere yazılmadan rapor tanzim edildiğini, davalı bankanın taraflar arasındaki ilişkiyi şahsi husumete taşıyarak müvekkili şirketin kredisini kapatmak istemesi nedeniyle banka yetkililerinin talimatları ile erken kapatma ücretinin alındığını, kurum içi yazışmaların tespit edilmeden rapor hazırlandığını, banka ile mevduat ilişkisini devam ettiren eşit konumdaki … merkezdeki müşterilerden kredi erken kapatma işlemlerinde ilgili kapatma ücretinin alınıp alınmadığının araştırılmadığını, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranma gerekliliğine aykırı hareket ederek müvekkili şirketten fahiş kapatma tahsilatı yaptığını beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının imzasının bulunduğu ödeme planında kredi tahsis ücretinin 1.050,00 TL olduğunun açıkça belirtildiği, bilirkişi raporuna göre de kullandırılan kredinin % 0,0002625 ‘ine tekabül eden bu miktarın fahiş olmadığı ve taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin “VII. Komisyon, Vergi ve Masraflar” başlıklı maddesine uygun olduğunun anlaşıldığı, bu halde davalı bankaca kredi kullandırımı nedeniyle alınan tahsis ücretinin iadesi talebinin yerinde olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 Sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında, sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlunun, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebileceğinin düzenlendiği, erken ödemeye konu kredi borcunun taksitli ticari krediden kaynaklandığından kredi sözleşmesinin özelliği gereği davalı bankanın erken ödemeyi kabul zorunluluğu bulunmaması karşısında davalı bankanın erken ödeme nedeniyle oluşacak faiz kaybı nedeniyle bir bedel karşılığı erken ödemeyi kabul etmesinin bankacılık uygulamalarına uygun olduğu, bunun gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ( 6102 sayılı Kanun) 20 nci maddesine göre de, tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesinin mümkün olduğu, genel kredi sözleşmesinin I-11.maddesinde kredinin erken kapatılması halinde bankanın o gün itibariyle katlanmak zorunda kalacağı maliyetler çerçevesinde belirleyeceği miktarda erken kapatma ücreti tahsil edileceği düzenlendiği, davalı banka tarafından kredinin erken kapatılması nedeniyle kalan kredi tutarının % 2,5 ‘ine tekabül eden 100.000,00 TL tutarında komisyon ve bunun % 5 ‘ine tekabül eden 5.000,00 TL BSMV’si olmak üzere toplam 105.000,00 TL davacıdan tahsil edildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (5411 sayılı Kanun) 144 üncü maddesi ile Bakanlar Kuruluna verilen, kredilerle ilgili olarak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını belirleme yetkisinin 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 Bakanlar Kurulu Kararı ile Merkez Bankasına devredildiği, buna istinaden 09.12.2006 tarihli ve 26371 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen Merkez Bankasının Mevduat ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı tebliğin 4/1 inci maddesinde, bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği düzenlendiği tebliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ise; bankaların Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan ettiği ve bu oranları internet sitelerinde yayımlanacağının düzenlendiği, bu durumda, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığının araştırılması, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceğinin kabul edilmesi gerektiği ; sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar varsa yine bu oran aşılmamak kaydıyla, diğer bankaların uygulamaları üzerinden belirlenecek oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmesi, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerektiği (Yargıtay 11.HD’nin 26.06.2018 tarih, 2016/11653 E. 2018/4811 K. ve 2017/276 E. 2018/5662 K. sayılı ilamları), mahkemece yapılan emsal banka uygulamaları araştırmasına göre bankalar tarafından % 0,5 ile % 5 arasında erken kapatma komisyonu alındığı tespit edildiği, her ne kadar bankacı bilirkişi diğer bankalarca bildirilen komisyon oranlarını toplayarak aritmetik ortalamasını almış ise de, komisyon oranının makul olup olmadığının tespiti için aritmetik ortalamanın alınmasının gerekli olmadığı, zira mahkemece sorulan banka sayısına göre aritmetik ortalamanın değişme ihtimalinin bulunduğundan esasen alınan komisyon oranının makul olup olmadığı hususunun tespitinde davalı bankanın almış olduğu komisyon oranının diğer banka uygulamalarına göre fahiş olup olmadığının belirlenmesinin gerekli ve yeterli olduğu, davalı bankanın davacı müşterisinden % 2,50 oranında erken kapama ücreti alması ve bu oranın diğer bankalarca alınan erken kapama oranları dahilinde kalması nedeni ile davalı bankanın davacı müşterisine kullandırdığı kredinin kalan anaparası üzerinden alınan erken kapama ücretinin makul ve bankacılık mevzuatına uygun olduğu, davacının her ne kadar yapılan işlem ve alınan komisyonun haksız şart olduğunu iddia etmiş ise de gerek davacının basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğünün bulunması ve gerekse de alınan masrafların ikincil düzeydeki bankacılık mevzuat hükümlerinde düzenleme yeri bulması nedenleriyle genel işlem koşulu içeren sözleşme hükmünün geçersizliğinin söz konusu olmadığı, kaldı ki sözleşmede hüküm bulunmasa dahi davalının 6102 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi uyarınca gördüğü iş karşılığında uygun bir ücret isteme hakkının bulunduğu, ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı uyarınca tarafların serbest iradeleri ile alınacak ücretlere ilişkin düzenleme yapabilecekleri gibi sözleşmede oran belirtilmemesi halinde bu oranların emsal banka uygulamalarına göre tespitinin gerektiği, buna göre davalı bankanın aldığı komisyon ve erken kapama ücretinin makul ve bankacılık mevzuatına uygun olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı banka tarafından alınan kredi komisyon ücreti ve kredi erken kapama ücretinin iadesi gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.