YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8847
KARAR NO : 2023/3807
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/745 Esas, 2021/904 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/608 E., 2021/186 K.
Taraflar arasındaki şirketteki hissenin tespiti, genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalı şirketin 1985 yılından beri hissedarı olduğunu, bu hissesinin %40 olduğunu, mevcut şirket kayıtlarında %10 oranında hissesi olduğunun gözüktüğünü, hissesini hiçbir şekilde satıp devretmediğini, 2014 yılından önceki yönetim döneminde %40 hissesinin eritildiğini, hissesinin diğer ortaklara veya başka kişilere nasıl devredildiği bu konuda nasıl yönetim kurulu kararı alındığı ve hangi kuruldan geçirildiğine ilişkin mevcut yönetimde bulunan kayıtlarda yer almadığını, ileri sürerek şirket merkezinde ve davalı …’a ait işyerinde inceleme yapılarak belgelerin tespit edilmesine 1985-1990 yıllarına ait ve bugüne kadar olan şirketin tüm kayıtları, hisse devirleri yapılan alım satımlar, kira girdileri şirketin mevcut sermayesinin tespitine, şirketteki %40 gerçek sermayesinin hissesinin tespitine, davalı tarafça belirtilen kayıt belgeler ile karar defterleri sunulmadığı takdirde şirketin kuruluş ana sermayesine dönüştürülmesine karar verilmesini ve sermaye artırımı ile ilgili verilen usulüne uygun genel kurul kararı da olmadığından alınan bir genel kurul kararı varsa alınan bu 19.06.1989 tarihli yönetim ve genel kurul kararlarının da iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2. Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.04.2016 tarihli, 2014/1810 E. ve 2016/496 K. sayılı ilamında davacılar … ve …’ın davalı şirketin kuruluşundan bu yana şirkette pay sahibi oldukları, bu paylarını hiçbir şekilde devretmedikleri, devrettiklerine veya sattıklarına dair gerek ticaret sicil kayıtlarında gerekse şirketin incelenen defter kayıt ve belgelerinde her hangi bir karar, delil ve belgenin olmadığı, davacı ortakların davalı şirket ortaklığından ihraç edildiklerine dair de bir karar, kayıt ve belgeye rastlanmadığı gerekçesiyle davacıların davalılardan …, …, …ve … hakkında açtıkları davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacıların diğer davalı Tasfiye Halinde Kaplan Tekstil Ticaret ve San. A.Ş. hakkında açtığı davasının kabulü ile davacıların davalı şirketteki paylarının herhangi bir şekilde devir ve satışının yapılmadığının tespitine karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 04.03.2020 tarihinde kesinleştiği, bu kararda davacılar … ve …’ın davalı şirketin 2014 tarihli son genel kuruldan önceki genel kurulda var olan ortaklıklarının aynen devam etmesi gerektiği, hisse satış ve devirlerinin olmadığının tespitinin yapıldığı, bu genel kurul 2012 yılındaki 2011 yılına ait son genel kurula göre …’ın 92.500 hissesi ve …’ın 11.100 hissesi olduğu hazirun cetvelinde yazdığı, bu dönemde diğer ortaklardan ise …ün 2000 hissesi, …’ın 400 hissesi ve…’ın 44.000 hissesi bulunduğu yazmakta olup, ortakların toplam hissesi, 150.000 hisseye tekabül ettiği, dolayısıyla kesinleşmiş mahkeme ilamına göre şirketin tespit edilen pay sahipleri ve pay oranları bu şekilde olmalısı gerektiği, davacı bu davada şirkette pay sahibi olduğunu iddia ettiği, ancak şirketin kuruluşunda 01.09.1985 tarihinde davalı şirketin esas sözleşmesinin 6 ncı maddesinde davacının 800 hissesi varken 24.01.1987 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davacı pay sahibi olarak gözükmediği, bu hazirun cetvelindeki pay oranı kuruluştaki gibi 2000 hisse olup pay oranı değişmemiş, sadece davacı pay sahibi olmaktan çıktığı, diğer pay sahiplerinin pay sahibi olarak kalmaya devam ettiği, bunların pay oranlarının değiştiği, ama toplam pay miktarının aynı kaldığı, yine 12.02.1988 tarihli genel kurulda şirketin pay sahipleri arasında davacının isminin bulunmadığı, diğer pay sahiplerinin arasına …’nın eklendiği ve fakat şirketin pay miktarı yine 2000 olarak aynı kaldığı, 12.02.1988 tarihli genel kuruldaki bu durum 18.06.1989 tarihli genel kurulda da pay oranları ve pay miktarı korunarak devam ettiği, 19.01.1991 tarihli genel kurulda da davacının pay sahipliği olmadığı, Kayseri 2. Noterliği’ne 14.05.1997 tarihinde tasdik ettirilen davalı şirketin karar defterinde 10.01.2005 tarihli 1 sayılı kararında …’ın yönetim kurulu başkanı, … ve…’ın yönetim kurulu üyesi olarak gözüktüğü, …’nın paylarını…’a devretmesine ilişkin olduğu görüldüğü, yine…’a ait hisselerin de…’a devredildiğinin görüldüğü, karar defterindeki son kararın 15.02.2013 tarihli olduğu, bu kararda …, …ve … şirketin tasfiye kurulu üyesi olarak gözüktüğü, Kayseri 7. Noterliği’ne 06.12.2013 tarihinde tasdik ettirilen davalı şirketin karar defterinde faaliyet raporunun altında … ve Ahmet Karatoprak’ın isimlerinin yazılı olduğu, bundan başka şirketin karar defteri olmadığı, 31.01.2014 tarihli genel kurul hazirun listesinde…’ın 122.000 hissesi olduğu yazılı iken … ve …’a ait hisse görülmediği, 28.09.2011 tarihli genel kurul hazirun listesinde …’ın 92.500 hissesi ve …’ın 11.100 hissesi olduğu, yine davalı şirketin 10.03.2009 tarihli olağanüstü genel kurulunda …’ın 90.000 hissesi ve …’ın 11.100 hissesi görüldüğü, tüm bunlardan anlaşılacağı üzere davacının 31.04.2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul hazirun cetveli dışında hiç bir genel kurulda hisse sahibi olarak ismi geçmediği, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.04.2016 tarihli, 2014/1810 E. ve 2016/496 K. sayılı dava dosyasına davalıların cevap dilekçelerinin ekinde sunulan 21.03.2013 tarihli belgede davacının da imzası bulunduğu ve belgede kendisinde kalan 800 lira değerli hissenin bir kısmını elden çıkardığını, bunu yönetim kuruluna bildirdiğini, şirketin sermaye artışına katıldığını, geçen zaman içinde kendisinin şirkette isminin bulunmadığını bildirdiği yazdığı, yani davacı 800 lira olan hissenin bir kısmını devrettiğini kabul ettiği, bu nedenle 2014 yılında yapılan genel kurulda kendisine verildi gösterilen 10.000 payı genel kurula katılmak için kabul etmiş gözüktüğü, zira bu genel kurul …, …ve … olmadan yapılan usulsüz bir genel kurul olduğu, buna göre davacının davalı şirkette pay sahibi olup olmadığı hususunda Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.04.2016 tarihli, 2014/1810 E. ve 2016/496 K. sayılı kesinleşmiş ilamına göre şirketin son 2011 tarihli genel kurulundaki pay oranlarının esas alınması gerekmekte olup davacının payı bulunmadığı, yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 445 inci maddesine göre genel kurul kararının iptali 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekirken davacının bu hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 19.06.1989 tarihli genel kurul kararının iptali talebinin hak düşürücü süre nedeniyle iptalinin mümkün olmadığı, ayrıca bu genel kurul kararının iptalini gerektirir delil bulunmadığı gibi butlan ve yokluk sebepleri de söz konusu olmadığı, açıklanan nedenlerle davacının davalı Tasfiye Halinde Kaplan Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi hakkındaki davasının reddine karar verilmesi gerektiği, 19.06.1989 tarihli yönetim ve genel kurulun ve bu genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve şirketteki hissesinin tespiti istemine yönelik olarak açılan eldeki davada husumetin davalı şirkete yöneltilmesi yeterli olup, davacının davalı …’a husumet yöneltmesi gerektirici bir neden bulunmadığı, bu nedenle davacının davalı … hakkındaki davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davalı Tasfiye Halinde Kaplan Tekstil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi hakkındaki davasının reddine, davacının davalı … hakkındaki davasının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 24.01.1987 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde müvekkilinin pay sahibi olarak gözükmediğini, müvekkilinin genel kurulda pay sahibi olmaktan çıktığını, bundan haberinin dahi olmadığını, dava konusu olan müvekkilinin hissesinin nereye ne şekilde gittiğinin tespitinin başlangıç noktasının genel kurul olduğunu, 1987 yılında yapılan genel kurul kararının 1988, 1989 ve 1991 yıllarında korunduğunu, müvekkilinin hissesine ne olduğunun cevapsız kaldığını, mahkemenin genel kurul kararlarını detaylı incelemediğini, şirket yönetiminde kararlarda etkin olan … ve bir kısımdan haberdar olan… ve diğerleri dahilinde ve haricinde müvekkilinden habersiz, usulsüz bir çok işlem yaptığını, müvekkilinin bu durumu çok geç fark ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi rapordaki tespitlere ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.04.2018 tarih, 2016/10526 E. ve 2018/2617 K. sayılı ilamında yazılı gerekçelere göre mahkemece verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen ilk derece mahkemesinin delilleri değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 24.01.1987 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde müvekkilinin pay sahibi olarak gözükmediği, 1987 tarihli yapılan genel kurul kararı 1988, 1989 ve 1991 yıllarında da korunduğu, şirketin malik olduğu geçmiş yıllardaki tapu kayıtlarında, müvekkilline geçmiş yıllarda şirket işlerini yapması için verilen vekaletnamelerde ve dosya kapsamında mevcut bütün resmi evraklarda müvekkilimin ismi bir şekilde geçerken; her nasılsa müvekkilim 1987 tarihinden itibaren hissedar olmaktan çıkarıldığını, bu durumun hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, şirketin tamamı müvekkilinin parası ile kurulmuş diğer hissedarlar sermaye koymamış olup bu yüzden de şirketin adının müvekkilinin soyadından geldiğini, hal böyleyken o yıllarda müvekkilinin şehir dışındaki işlerinin başında olması fırsat bilinerek müvekkilinin hissesinin bertaraf edildiğini, şirket yönetiminde kararlarda etkin olan … ve bir kısmından haberdar olan… ve diğerleri dahilinde ve haricinde müvekkilinden habersiz usulsüz bir çok işlem yapılmış olup müvekkilinin çok geç fark ettiğini, farkettiğinde ise hissesinin nereye gittiğini, hissesinin nasıl ve ne şekilde yok olduğunu anlayamadığını, dolayısıyla …’a da husumet yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketteki hissenin tespiti, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.