YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8884
KARAR NO : 2022/9631
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.11.2017 tarih ve 2015/134 Esas – 2017/144 Karar sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince verilen 04.02.2021 tarih ve 2020/155 E. – 2021/84 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin halı sektöründe dünya çapında tanınmış bir şirket olup Türkiye’nin en iyi 500 sanayi kuruluşu içerisinde yer aldığını, davalı şirketin de müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2015/55 D.İş sayılı dosyası ile davalı şirketin müvekkil şirket adına tescilli ve TPMK nezdinde koruma altında bulunan 2013/08479-3, 2015/00674-45 ve 2015/00676-15 nolu tasarımlarının aynısını kataloğunda sergilediğini ve satışa sunduğunun tespit edildiğini, davalının usul,yasa ve etik kurallara aykırı eylemleri nedeni ile müvekkil şirketin maddi ve manevi zarara uğradığı gibi elde edebileceği kazançtan da mahrum kaldığını, ileri sürerek davalının eyleminin endüstriyel tasarım haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ve bu tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve giderilmesine, müvekkil şirketin haklarına tecavüz etmek sureti ile üretilmiş ürünlere el konulmasına, el konulan ürünler üzerinde müvekkil şirkete mülkiyet hakkı tanınmasına, bu taleplerinin kabul görmediği takdirde söz konusu ürünlerin imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 230.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davalının eyleminin TTK hükümleri gereğince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 98.968,56 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin söz konusu halıların üreticisi olmadığını,müvekkilinin başka bir firmaya yaptırdığı halılar üzerinde var olan desenlerin yıllardır halı üretiminde çoğu üretici tarafından kullanılan alışılagelmiş desenler olduğunu,uyuşmazlık konusu halılar arasında gerek desen biçimleri ve boyutları gerekse kalite düzeyleri arasında gözle görülebilen bariz farklılıkların mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalının ürettirerek satışa sunduğu 2013/08479-3, 2015/0674-45 nolu tasarımların aynısının ve 2015/00675-15 nolu çoklu tasarımının belirgin benzerinin davalı tarafından kullanılması nedeniyle tasarım ihlalinin oluştuğu, 2015/00676-15 nolu tasarımı kullanarak sattığı halı ürünlerinden 31.072,88 TL; 00674-45 çoklu tasarım halılar bakımından 30.272,25 TL ve 08479-3 çoklu tasarım ürünler için 42.812,91 TL olmak üzere, toplam 104.158,04 TL kazanç kaybının tespit edildiği,söz konusu kâr kaybının tamamen tasarımdan kaynaklandığı, tasarımın ürüne katkısından mahrum kalınması nedeniyle doğduğunun söylenemeyeceği, elde edilen kârın, ürünün kalitesi, fiyatı, pazarlama sunum yolları, başarılı reklam çalışmaları, maliyet avantajları nedeniyle değişebildiği, tasarımın toplam kâr üzerinde yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine bağlı olarak pazarlama kolaylığı nedeniyle olumlu etki de yaptığı, somut çekişmede dava konusu ürünün halı olduğu, ev eşyası olan ve özellikle serilerek kullanılan bu ürünün tasarımı kaliteye ve cazibesine önemli etki yarattığı, dolayısıyla, bu türden görselliği önemli olan ürünlerin sağladığı kazançlar, tasarım katkısının %20 olduğunu kabul etmenin hakkaniyete aykırı olmadığı, tasarım ihlali ve haksız rekabet oluşturan eylemlerin doğurduğu zararın veya tazminatın net olarak tespiti mümkün olmadığından, TBK’nın 50 ve 51. maddelerinin verdiği yetkinin kullanılması gerektiği, %20’lik tasarım katkısı değerlendirildiğinde, davacının yoksun kaldığı 104.158,104 TL toplam kazanç tutarında tasarıma ilişkin kısmın 20.832 TL olduğunun anlaşıldığı, bu tutarın somut hak ihlaline, sonuçlarına uygun düştüğünün değerlendirildiği, tasarım tescil sahibinin ihlal nedeniyle manevi tazminat hakkının da bulunduğu,bu nedenle, 10.000 TL manevi tazminatın somut olaya uygun düşeceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalının satışa sunduğu, sattığı halı ürünlerinde, davacıya ait 2015/00674-45, 2015/00676-15, 2013/08479-3 nolu çoklu tasarımları kullanmış olmasının, tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeniyle men edilmesine, tasarımı taşıyan tecavüzlü ürünlerin toplanarak, imhasına, tecavüzün giderilmesine, 20.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi kısmın saklı kalmasına, fazlaya ilişkin manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacının temyizine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Dava, tasarıma tecavüzün tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı, tazminatın mülga 554 sayılı KHK’nın 52/1-a bendi kapsamında hesaplanmasını talep etmiştir. Bu hükme göre, tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, tasarım hakkı sahibinin tasarımı kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelir dikkate alınarak davacının yoksun kaldığı kazancın hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda hak sahibi olan davacının yoksun kaldığı karın belirlenmesi için tecavüzün başladığı ve davanın açıldığı tarih belirlenip tecavüzden önceki mümkünse en az üç mali yılın defter ve belgelerine göre önceki dönem gelirleri, sonra tecavüzün olduğu dönemdeki gelirleri daha sonra da varsa tecavüzden sonraki dönem gelirleri saptanıp varsayımsal olarak tecavüz döneminde yoksun kaldığı karın belirlenip hüküm altına alınması gerekirken denetime elverişli olmayan rapor dikkate alınıp tasarımın davalının satışlarına olumlu etkisi olduğu belirlenen %20 oranında tazminatın belirlemesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davacı tasarımının davalı satışlarına olumlu etki sağladığı mahkemece belirlenmesi karşısında 554 sayılı KHK’nın 53/1 inci maddesi uyarınca hüküm altına alınacak tazminata bir ilave yapılması gerekirken tazminattan indirim yapılması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.536,98 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.