YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8897
KARAR NO : 2023/2852
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI :2019/611 Esas, 2021/1167 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2017/422 E., 2018/447 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 05.01.2015 tarihli ipotek sözleşmesi ile müvekkili adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 3. kişi lehine üst sınır ipoteği kurulduğunu, …-… Giyim lehine 200.000,00 TL tutarında ipotek tesis edildiğini, söz konusu ipotek sözleşmesinin yolsuz olduğunu ve müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmadığını, 06.01.2015 tarihinde müvekkilinin 55.000,00 TL’lik krediyi kendi hesabına çektiğini, ancak kredi sözleşmesinin …-… Giyim adına yapıldığını, 55.000,00 TL tutarındaki kredinin müvekkili tarafından kullanılıp tüm ferileriyle birlikte kapatıldığını, … tarafından daha sonra 28.04.2016 tarihinde 102.100,00 TL kredi kullanıldığını, sonradan çekilen bu kredinin müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz ipotek sözleşmesinin iptali gerektiğini, zira ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin üst sınırı ve muhatabı konusunda aldatıldığını, okuma yazma bilmediğinden ve gerekli şekil koşulları sağlanmadığından yasal karine olarak aldatılmış sayılması gerektiğini ipotek konulan taşınmazın aile konutu olduğunu ileri sürerek taşınmazın üzerinde kurulan ipoteğin kaldırılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikler yetki itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili bankadan kullandığı bir kredi olmadığını, … -… Giyim tarafından bankadan kullanılan krediye istinaden banka lehine 200.000,00 TL üst sınır ipoteği verildiğini, … adına kullandırılan 55.000,00 TL ve 102.000,00 TL bedelli krediler arasında dayanak sözleşme, resmi senet ve ipotek belgesi bakımından fark olmayıp bu kredilerin hepsinin davacının sağladığı üst sınır ipoteği kapsamında kullandırılan kredi olduğunu, dolayısıyla davacının davasını bankaya değil …’e yönlendirmesi gerektiğini, dava dışı …- … Giyim ile müvekkili banka arasında 24.03.2014 tarihlinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında dava dışı firmaya çeşitli krediler kullandırıldığını, davacı tarafından … tarafından kullanılan kredilere teminat olması için müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, davacının dava dışı firma adına kullandırılan 55.000,00 TL tutarlı kredinin kullandırılması ve ödenmesi sürecine itiraz edilmeyip, daha sonra kullandırılan krediye itiraz etmesinin hukukun temel ilkesi olan çelişkili davranış yasağı ilkesine aykırı olduğunu, davacının resmi kurum nezdinde iki tanık eşliğinde resmi belgeyi imzaladığını, davacının iddialarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu gayrimenkulün ipotek kurulduğu tarihte arsa vasfında olduğunu ve üzeride aile konutu şerhi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesine göre kefalet sözleşmesinin şekli şartlarının mevcut olduğu, zira davacının okuma-yazmasının olmaması nedeniyle iki şahit huzurunda kefalet sözleşmesinin akdedildiği, kefile sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olduğunun iki şahit huzurunda söylendiği, dolayısıyla kefalet sözleşmesinin şekli açıdan geçerli olduğu, genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu … Giyim lehine bu işletmenin yasal temsilcisi olan … ve davacı …’ın müteselsil kefil olduğu, bu durumda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 7 nci ve 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca eş rızasına gerek olmadığı, resmi senette davacı …’ın davalı …Ş ve dava dışı …-… Giyim arasında yapılmış ve yapılacak tüm sözleşmelere, açılmış veya açılacak her türlü nakdi veya gayri nakdi krediler ve bunların faiz, komisyon, ücret vergi resim harç fon vs. olmak üzere borçlarından dolayı 200.000,00 TL miktarlı kısmı için birinci derecede ipotek vermeyi taahhüt ettiği, tapu kaydında ipotek verilen taşınmazın arsa vasfında gözüktüğü, tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunmadığı, hatta taşınmazın üzerindeki meskenlerle ilgili bir kayıt bile olmadığı, bu durumda işlem tarafı olan iyiniyetli üçüncü kişinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1023 üncü maddesi hükmünden yararlanacağı, yine eş razısının 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinde kefalete ilişkin düzenlemelerde söz konusu olup, ipotek tesis işleminde eş rızası aranacağına dair hüküm bulunmadığı, davacı iddialarını ispatlayamadığı, taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesi ve kurulan ipoteğin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ipotek sözleşmesinin yolsuz olduğunu ve müvekkilinin gerçek iradesini yansıtmadığını, müvekkilinin 55.000,00 TL krediyi kendi adına çektiğini, ancak kredi sözleşmesinin banka memurunca …-… Giyim adına yapıldığını ve … adına 200.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin kendi hesabına çektiği krediyi ödediğini, sonradan çekilen kredinin bilgisi dışında çekildiğini, müvekkilinden habersiz çekilen 102.000,00 TL’lik kredi borcunun muhatabının müvekkili olmadığını, irade fesadıyla hazırlanan yolsuz ipotek sözleşmesinin iptali gerektiğini, ipotek sözleşmesinin bankaca düzenlenip okuma yazma bilmeyen müvekkiline parmak bastırılarak onaylatıldığını, müvekkilinin ipoteğin sınırı, kredinin türü ve tarafları konusunda aldatıldığını, yerel mahkemenin ipotek senedinin … ve … tanıklığında düzenlendiğini belirttiğini, …- … Giyim mağazasının tüzel kişiliği bulunmayan bir işletme ve mağaza sahibinin ise … olduğunu, …’ün lehine ipotek akdedilen kredi sözleşmesinin borçlu tarafı olduğunu ve aynı zamanda tanık olduğunu, bunun tanığın tarafsızlığı ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, ipotek konusu taşınmazın sözleşme tarihinde müvekkili ve ailesi tarafından aile konutu olarak kullanıldığını, gerekçeli karar da taşınmazın arsa niteliğinden bahsedildiğini, yörede birçok konutun ruhsatsız yapıda olduğunu, bunun tapuya güven ilkesinin istisnasını oluşturduğunu, aile konutu şerhinin zorunlu şekil şartı olmadığını, ruhsatsız konutun da aile konutu olabileceğini, davalı Finans Bank A.Ş.’nin kamu sermayeli bir banka olmadığını, müvekkili …’ın tacir olmadığını, kullandırılan kredinin ise tacir sıfatı olmayan … Giyim mağazasına ticari kredi olarak kullandırıldığını, tüm bunların 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinde belirtilen eşin rızası alınması hususuna istisna teşkil etmediğini, davalı bankaca dürüstlük ilkesinin ihlal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3. kişi lehine verilen üst sınır ipoteğinin kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Davacı ipoteğin tesis edildiği taşınmazın aile konutu olduğunu ve eş rızası alınmadan ipotek tesis edildiğini ileri sürmüş İlk Derece Mahkemesince tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı, üstelik taşınmazın arsa vasfında gözüktüğü, tapuya güven ilkesinin esas olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
2. Taşınmazın aile konutu olduğuna dair mahkemece davacı tanıkları dinlenilmiş olup, tanıklar beyanlarında taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını doğrulamışlardır.
4721 sayılı Kanun’un Aile Konutu başlıklı 194 üncü maddesi “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.” düzenlemesini içermektedir.
3.Anılan Kanun hükmü uyarınca mahkemece yapılması gereken tapuda arsa olarak görünen taşınmaz üzerinde aile konutu bulunup bulunmadığının keşif yapılarak tespit edilmesi ve konut var ise yukarıda belirtilen Kanun hükmü uyarınca sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.