YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8920
KARAR NO : 2023/3125
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1010 Esas, 2021/1407 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/112 E., 2020/73 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının deri kimyasal malzemelerini davalı şirkete tedarik ettiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete sattığı malzemeler yönünden kestiği fatura bedellerinin ödenmemesi nedeni ile davalı aleyhine ilamsız icra takibine başlandığını, davalı borçlu tarafından borca ve İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmesi nedeni ile İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğunu, para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibinden önce ve icra takibine itiraz esnasındaki mallarda gizli ayıp bulunduğunu, bu durumun fark edilmesinin üzerine özel laboratuvarda inceleme yapıldığını, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) sonuçlarına göre takibe konu kimyasal maddelerin etken maddesinin düşük olduğunun ortaya çıktığını, başka firmalardan aynı ürün alındığında kimyasal tüketiminde %50 oranında iyileşmeler gözlendiğini, aktif maddenin düşük olduğunun bu şekilde teyit edildiğini, kimyasalların Material Safety Data Sheet(Malzeme Güvenlik Bilgi Formu) oranının tam uyumlu olmadığının da yapılan incelemede tespit edildiğini, kimyasallarda olması gerekenden fazla su olduğunun ortaya çıktığını, davalının borçlu değil alacaklı olduğunu, 09.01.2014 tarihli fatura ile 66.555,46 TL tutarındaki malın iade edildiğini, bu nedenle 2010 yılından bu yana yapılan tüm kimyasal satın almalarından doğan gizli ayıplı mallar nedeni ile satın alma bedellerinde indirime gidilmesini, gizli ayıplı malların aktif maddesi düşük kimyasalların üretime etkilerinin değerlendirilmesi ile üretime verdiği zararların da toplanarak fazladan kimyasal alımı, fazladan emek ve mesai harcanması, fazladan işçi makina ve diğer ekipmanın kullanımı ile ürüne verilen zararların tespit edilerek taraflar arasındaki alacak borç hesabında takas ve mahsuba gidilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında alım satımı ihtilafsız olan kimyasalların gizli ayıplı olduğunun ispat yükünün davalıda olduğu, bu konuda iddiasını ispatlayıcı delil sunulmamakla davacı tarafın davaya konu olan icra takibindeki fatura alacağını istemekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe yapılan itirazın iptaline, davacı yararına %20 tazminat verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından satılan ürünlerin gizli ayıp barındırdığını ve bu ayıp nedeniyle üretim maliyetlerinin arttığını, bu durumun önce şirket içinde farkedildiğini ve devamında da özel bir laboratuvarda yaptırılan analizlerde malların etken maddesinin düşük olduğunun görüldüğünü, dava konusu mallara ilişkin delil tespit davası açtıklarını, bizzat hakim nezaretinde bilirkişi tarafından orijinal ambalajı açılarak numune alındığını yani numunelerin usulüne uygun olarak alındığını, malların ayıplı olduğunun defalarca kanıtlandığını, 14.03.2016 ve 08.08.2016 tarihli heyet bilirkişi raporları ile de bu durumun açıkça ortaya konulduğunu, davacı tarafından etken maddesi eksik, ayıplı mal satıldığının teyit edildiğini, mahkemece hükme esas alınan ek raporun önceki kararda alınan son bilirkişi heyetinden alınmasının yanlış olduğunu, ek raporun eksik ve yetersiz olduğunu, davacı firma tarafından kimyasallarının içerik ve oranlarını gösterir katalog, kullanım klavuzu, MSDS verileri, safety data sheet’lerin (güvenlik bilgi formları) dosyaya sunulmadığını, eksik delil ile karar verildiğini, iyi niyetli olduklarından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, yetki itirazlarının kabul edilmesi gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan 28.11.2019 havale tarihli bilirkişi heyet ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olduğu, davacı tarafından teslim edilen kimyasal ürünlerde gizli ayıp olduğu iddiasında bulunan ve bu durumu ispatla yükümlü olan davalının, bu iddiasını ispatlayamadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddesi gereğince para alacağı nedeniyle yapılan icra takibinde alacaklı davacının ikametgâhı İcra Müdürlüğünün de yetkili olduğu, davacının davalıdan fatura bedeli olan 102.045,75 euro alacağının bulunduğu ve bu alacağın likit olduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu davalıya teslim edilen iki adet fatura kapsamındaki malların gizli ayıplı olup olmadığı, teslim alınan mallardan dolayı davacının davalıdan alacağının olup olmadığı, var ise alacağının miktarı ve hükmedilen tazminat noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının, (b) bendinin birinci alt bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.