Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/8957 E. 2023/2967 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8957
KARAR NO : 2023/2967
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/549 Esas, 2021/1214 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/142 E., 2016/719 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ortağı ve yöneticisi olduğu şirket ile davalılardan …’in ortak ve yöneticisi olduğu şirketin arasında 7 yıldan beri devam eden ticari ilişki çerçevesinde davacının davalıdan 13420 kg iplik alımı karşılığında toplamı 100.000,00 USD olan 28 adet malen kaydı taşıyan bonoyu davalıya vermesine rağmen sipariş konusu malın teslim edilmediğini, bahse konu senetlerden ilki olan 31.09.2014 tarihli bononun diğer davalı tarafından İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2014/30854 sayılı dosyası ile vadesi gelen dört adet senedin de yine diğer davalı tarafından İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2015/333 sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalılar arasında senet tanzimini gerektirecek bir ilişki bulunmadığını, bedelsiz kalan senetlerin davalı … eli ile iyiniyetli hamil kavramından faylanmaya çalışılarak danışıklı bir şekilde tahsil edilmeye çalışıldığını, senetler üzerindeki ciro imzalarında sahtecilik yapıldığını, davalılar arasında ciroyu gerektirecek hukuken geçerli bir ilişkin olmadığı, davalılar arasında senetlerin devrine temel teşkil eden alacak-borç ilişkisi ve kaynağı ile ilgili olarak isticvap taleplerinin olduğunu belirterek, bedelsiz kalan senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibine konu edilen senetlerden dolayı davalı …’a borçlu olunmadığının tespiti ile icra takiplerinin iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının malen yazılı bono karşılığı malın teslim edilmediğini yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, ispat yükü kendisinde olan davacının iddialarını yasal bir delile dayandırmadığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davaya konu İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2015/333 takip sayılı dosyasındaki davalılar tarafından takibe geçilen borçtan davacının sorumlu olmadığının tespitine yönelik olduğu, davalı …’in davacıya borcu olmadığına dair yemin ettiği, davacının davalılara borçlu olmadığını gösterir davayı kabul etmeye, ispata yönelik delil sunmadığı, mevcut delillere göre davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya 01.09.2015 tarihli dilekçe ekinde sundukları, taraflar arasındaki iplik alım satımına ilişkin Sipariş Anlaşması başlıklı 11.03.2014 tarihli belgenin Mahkemece dikkate alınmadan karar verildiğini, davalı …’in dava konusu senetlerin sipariş konusu iplik karşılığı düzenlendiğini inkar etmediği gibi başka bir borç sebebiyle düzenlendiğini de iddia etmediğini, Mahkemece davalı …’e verdirilen yeminden hareketle karar verildiğini, ancak diğer delilleri incelenmeden nihai delil olan yemine başvurulmasının usule aykırı olduğunu, isticvap taleplerinin dikkate alınmadığını, davalı …’e gösterilecek belge üzerindeki imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulması yönündeki taleplerinin karşılık bulmadığını, yemin duruşmasında aynı yöndeki taleplerinin yine dikkate alınmadığını, eksik yargılamayla hüküm kurulduğu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davaya konu İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2015/333 takip sayılı dosyasındaki davalı … tarafından takibe geçilen borçtan davacının sorumlu olmadığının tespitine yönelik olduğu, davacı tarafça davalı …’e verdiğini söylediği senetlerde malen kaydının bulunduğu, bu durumun malın teslim edildiğine karine teşkil edeceği, aksinin, iddia eden tarafından yazılı şekilde ispat edilmesi gerektiği, senede konu malların teslim edilmediğinin yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacı tarafça bunun için dosyaya sunulan 11.03.2014 tarihli Sipariş Anlaşması Ramazan Bektaş ve Ünal Maviş arasında anlaşma, 2/35 akrilik HB olarak başlıklı 28 adet senet 100.000 dolar bedelli, Ramazan Bektaş ve Ünal Maviş’in imzalarına içeren bir yazılı belge sunulduğu, fakat bu belgenin faks örneği olduğu, belge aslının dosyaya sunulamadığı, davalı … tarafından ise belgenin kabul edilmediği ve kendilerinden sadır olmadığı savunmasında bulunulduğu, belge aslının dosyaya sunulamaması sebebiyle imza incelemesi de yapılamayacağı, davacı tarafça bunun dışında başka bir yazılı belge de sunulmadığı, bunun üzerine Mahkemece yemin deliline dayanıldığı için davacıya yemin teklif edip etmeyeceğinin hatırlatıldığı, davacı tarafça davalı …’e 11.03.2014 tarihli belge ve içeriği 28 senede ilişkin yemin teklifinde bulunulduğu, davalı …’in yemin teklifini kabul ederek usulüne uygun olarak yemin ettiği, bu durumda dava konusu senetler karşılığında, malların davalı … tarafından davacıya teslim edilmediği, 11.03.2014 tarihli sipariş anlaşması ile dava konusu senetlerin bu anlaşma kapsamında …’e teslim edildiğinin ispat yükü kendisine ait olan davacı tarafça kanıtlanamadığı, buna bağlı olarak davalı … tarafından diğer davalı …’a takip konusu senedin ciro edilerek devredilmesinde işbu davalının kötüniyetli olduğunun da kanıtlanamadığı, bu sebeplerle mahkemece davanın reddine dair verilen kararın esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki Sipariş Anlaşması başlıklı belge dikkate alınmaksızın karar verildiğini, farklı şehirlerde yaşayan tacirler arasında siparişlerin faks yoluyla verilip teyid alınarak anlaşma koşullarının belirlenmesinin yaygın bir uygulama olduğunu, davalının dava konusu senetlerin sipariş karşı düzenlendiğini inkar etmediği gibi başka bir borç sebebiyle düzenlendiğini de ileri sürmediğini, sipariş anlaşması başlıklı belge yeterince araştırılmadan ve neden delil olarak değerlendirilmediği gerekçelendirilmeden nihai delil olan yemine başvurulmasının usule aykırı olduğunu, belge üzerindeki imzanın davalı …’e ait olup olmadığı konusundaki isticvap taleplerinin karşılanmadığını, yemin duruşması sırasında da aynı taleplerinin dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, senetleri ciro oluyla alan dava Fatih’in davalı …’in güvenilir emanetçisi olduğunu, senet devrinin muvazaalı olduğunun davalı … vekilinin yargılama safahatındaki beyanlarından da anlaşıldığını, davalılar arasındaki muvazaanın ortaya çıkarılması taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.