YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8980
KARAR NO : 2022/8995
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 29.09.2021 tarih ve 2019/582 E. – 2021/662 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili ve temlik eden… vekilleri Av. … ve Av. … ile tüm davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirketlerde ortak ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacının önce davalı şirketlere girmesinin engellendiğini, ardından temsil yetkilerinin kaldırıldığını, davacının davalı şirketlerdeki hisselerinin diğer davalı şahıslar tarafından haksız ve usulsüz olarak mal edildiğini, davacının 2007 ve öncesi tarihli davalı şirketlerin genel kurul toplantılarına ilişkin hazirun cetvellerinde pay sahibi olarak yer aldığı halde 2008 ve sonrasında isminin yer almadığını, ortaklıktan kaynaklanan hak ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, davalı şirketlerden kâr payı alacağının tahsilini, davalı şahıslardan ise davalı şirketlerdeki hisselerinin tespiti ile hisselerin iadesini, olmadığı takdirde hisselerin bedellerinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının daha önce aynı konuda açmış olduğu davalardan feragat ettiğini, feragat nedeniyle söz konusu davaların reddine karar verildiğini, bir kısım davalılar hakkında sahtecilik suçu nedeniyle yapılan şikayetlerden yine davacı tarafça vazgeçildiğini, davalı … ile yapılan boşanma protokolüyle davacının adı geçen davalıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını mahkeme ve vekiller huzurunda beyan ettiğini, davacının davalı şirketlerde hissesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalılardan … arasında görülen boşanma davasına esas olarak düzenlenen “Boşanma Protokolü”nün eldeki davayla ilgisi görülemediğinden boşanma protokolünün derdest dava yönünden feragat etkisini meydana getirmediği, davalı …ve Marmara Uluslararası İnşaat Ticaret A.Ş aleyhine açılan hisse tespit davalarının feragat nedeniyle reddine dair verilen kararların kesinleştiği ve eldeki dava ile konusu aynı olmakla bu davalı şirketler yönünden davanın reddi gerektiği, diğer davalı şirketler aleyhine hisse tespit davası açılmadığından davacının buradaki hisselerinin ve devredilen davalı … ve … daki hisselerin davacının çıplak pay olarak uhdesinde bulunan hisselerin yazılı şekilde devredildiğine dair 2008 yılında yapılan genel kurullardan önce alınmış, payların hamiline yazılı olarak düzenlenmesine ilişkin bir karar ve uygulamaya ilişkin evrak sunulmadığı ve hisselerin miras yolu ile geçtiği ve davacıya inançlı işlemle verildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı ve davacının hak sahibi olduğu, davacının hisselerinin tüm davalı şirketlerde… ve …’ya devrolunduğu, hiçbir davalı şirkette davalı ortaklar … ve …’na devrolunmadığından bu kişilerin pasif husmetinin bulunmadığı, davalı şirketlerde ihtilafın yaşandığı 2008/Haziran ile 17.08.2011 dava tarihine kadar kâr dağıtımının yapılmadığı, aynı şekilde belirtilen dönemde bu şirketlerde nakdi sermaye artırımı yapılmadığından kâr payı isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile …ve Marmara Uluslararası İnşaat Ticaret A.Ş aleyhine açılan davanın usulden reddine diğer davalı şirketlerdeki belirlenen pay oranında hissenin … ve …’dan alınarak davacıya verilmesine, davalılar … ve … hakında pasif husumet bulunmadığından bunlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirketlerdeki davacı hisselerinin diğer davalı şahıslar tarafından haksız ve usulsüz olarak mal edinildiği iddiasına dayalı, kâr payı alacağının tahsili ile, davacıya ait hisselerin iadesi, olmadığı takdirde hisselerin bedellerinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 02.11.2017 tarih ve 2016/8833 E-2017/6024 K.sayılı kararı ile bozulmuş olup 25.12.2019 tarihli duruşmada, bozmaya uyan mahkemece, taraflara davalı şirketlerle ilgili dosyada bulunmayan belge ve kayıtlar var ise bunları bildirmeleri için süre verilmiş, verilen sürede davalılar vekilince 08.01.2020 tarihinde dosyaya sunulan belgeler Dairemizin bozma ilamının 5. bendinde yer alan “…inançlı temliği ispata dair dosyada bir delil bulunmamakta olup bu hususa ilişkin gerekçe ve deliller açıklanmaksızın…”şeklindeki hükmüne dayalı olarak ibraz edilen ve dolayısıyla yeni delil mahiyetinde olmayan, davalıların başından itibaren hisselerin miras yolu ile intikalini ve sonradan iadesini öngören inançlı işlemin ispatına yönelik belgeler olup, işbu belgelerden ilki olan 14.04.1986 tarihli belge “…’nun vefat ettiği, 08.04.1986 tarihi itibariyle …’nun kurucusu ve ortağı olduğu şirketlerde adıma kayıtlı görünen hisselerin kayınpederim …’ya ait olduğunu, şirketlerin yönetim kurullarına seçilmek üzere bu hisselerin adıma kaydedilmiş olduğunu, kayın pederimin vefatı dolayısıyla bahsi geçen hisselerin mülkiyet ve tasarruf hakkının kızı ve mirasçısı eşim …’a intikal etmiş olduğunu ve dilediği vakit kendisine bu hisseleri iade edeceğimi kabul ve beyan ederim” şeklinde, yine davacının imzasını inkar etmediği ve devamında her bir şirket için ayrı ayrı düzenlenen ve içerikleri “…A.Ş.’nde adıma kayıtlı görünen hisselerin …’a ait olduğunu, şirket yönetim kuruluna seçilmek üzere bu hisselerin adıma kaydedilmiş olduğunu kabul ve beyan ederim.”şeklinde 1986 yılından 2005 yılına kadar verilmiş belgeler olduğu, sunulan bu belgelerin gerçekliğine itirazı olup olmadığı hususunda kurulan ara karar sonrası ise davacı taraf belgelerin gerçekliğine itiraz etmeyip yeni delil olarak sunulmasına muvafakat etmediğine dair beyanda bulunmuştur.
Bozma sonrası itiraz edilen belgelerin yeni delil olduğunun düşünülmesi durumunda ise, bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece verilen sürede davalının söz konusu delilleri ibraz etmiş olması HMK md. 145. hükmünün ikinci cümlesi kapsamın da kabul edilmelidir. Belirtmek gerekirse mahkemece delil ibrazı için süre verildiğine göre anılan HMK hükmü uyarınca yeni delil ibrazının şartlarının bulunduğunun kabul edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira, 5 nolu önceki bozma sebebinde, inançlı temliğe ilişkin gerekçe ve deliller açıklanmaksızın davacının pay sahipliğinin inançlı temliğe dayandığı ve dolayısıyla hak sahibi bulunduğu şeklinde olup, araştırmayı işaret ettiğinden usuli kazanılmış hak oluşturmaz.
Bu nedenle bozma kararının 5. bendindeki ifadenin, inançlı işlemin ispat edilemediği ve bu konuda delil bulunmadığı yönünden usuli müktesep hak oluşturduğunun kabulüyle, başkaca bir araştırma ve delil değerlendirmesi yapmadan karar vermek hem delillerin ibrazı sürecine ilişkin HMK hükümleri ve dosyanın fiili ve maddi durumuna aykırı olduğundan hem de davalının sunduğu belgeler ile davacının iddia ettiği şirket hisselerinin gerçek sahibinin davacı değil davalı … olduğunun açık ve anlaşılabilir olması karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına,
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 13.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.