Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9041 E. 2023/3126 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9041
KARAR NO : 2023/3126
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/127 Esas, 2021/1391 Karar
HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/355 E., 2018/667 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Butek Makine A.Ş.’nin davacının iştiraki olduğunu, davalının Butek Makine A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde başka şirketler kurarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, Butek Gmbh adı altında Almanya’da şirket kurduğunu, müşterilerle yazışmalar yaparak yurtdışı faaliyetinin Butek Gmbh ile yürütüleceğinin açıklandığını, müşterilerin yanılgıya düşürülerek ticari faaliyetin engellenmeye çalışıldığını, davalının ortaklık sözleşmesine aykırı olarak rekabet yasağına aykırı davrandığı gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 230 uncu maddesinin birinci fıkrasına ve şirket ana sözleşmesinin onuncu maddesine göre rekabet yasağı hükümlerine de aykırı hareket ettiğini, davalının hem şirket ortağı olarak hem de Hissedarlar Sözleşmesinin 18 inci maddesine göre yönetim kurulu üyesi olarak rekabet yasağı ihlallerinden doğan sorumluluğunun bulunduğunu, sonuç itibariyle Hissedarlar Sözleşmesinin sekizinci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranıldığını ileri sürerek hissedarlar sözleşmesinin sekizinci maddesinin birinci fıkrası gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsil edilerek şirkete ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 29.11.2011 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, 5 yıllık ortaklık süresinin dolmuş olduğunu, davacının sözleşme hükümlerine riayet etmediğini, davacının şirketin tasfiyesini talep ettiğini, ayrıca davalının genel kurul toplantılarında ibra edildiğini, sorumluluğunun kalmadığını, haksız rekabete ilişkin iddiaların haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 29.11.2011 tarihinden itibaren şirket yönetiminden ayrıldığı, rekabet yasağının hissedarlar sözleşmesinin devamı müddetince sürdüğü, davalının bu süreçte Butek Gmbh isimli Almanya’da faaliyet gösteren bir şirket kurduğunun tespit edildiği, bu şirketin kuruluşunun davalı tarafça inkar edilmediği, daha önce Butek Makina A.Ş.’nin hakim ortağı ve yöneticisi konumunda bulunan davalının yurtdışında kurduğu bu şirket aracılığıyla müşterileri Butek Makine San. A.Ş.’den uzaklaştırmaya çalıştığının anlaşıldığı, davalının amacının Butek A.Ş.nin eleman ve müşterilerini Butek Gmbh’ye kazandırmak olduğu, Butek A.Ş. müşterilerine şirketin Türkiye bürosunun kapandığı, bundan sonra Almanya bürosu tarafından faaliyet yürütüleceği izlenimini veren elektronik posta ve yazışmalar yapıldığı, bu durumun Butek A.Ş.nin ekonomik zararına neden olacak mahiyette ve haksız rekabet niteliğinde olduğu, davalının bu eylemi ile hissedarlar sözleşmesine aykırı davrandığının sabit olduğu, şirket iflas ettikten sonra dahi payların devredilebileceği, ayrıca davacı tarafın 14.01.2014 tarihli ihtarını keşide ettiği, davanın kısmi dava olarak açılabileceği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı adına kayıtlı olan şirket hisselerinden 1 payın pay defterinden silinerek davalı adına ortaklar pay defterine işlenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece talep aşılarak karar verildiğini, talep olmamasına rağmen davacının bir payının silinerek davalıya verilmesine şeklinde hüküm kurulduğunu, alacağın davacıya değil dava dışı Butek A.Ş.’ye ödenmesine ilişkin karar kurulması gerektiğini, davalının Butek A.Ş.’nin zararına sebep olmadığını, davalının rekabet yasağını ihlal etmediğini, emsal kararlara göre davanın reddinin gerektiğini, davacının hissedarlar sözleşmesinde belirtilen kriterlere uygun olarak ihtarname keşide etmediğini, iflas kararı verilmiş bir şirketin hisselerinin satışının mümkün olmadığını, davacı şirketin atadığı temsilciler nedeniyle şirketin iflas sürecine girdiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan Hissedarlık Sözleşmesi’nin 8.1. maddesi gereğince, “…herhangi bir sebeple ve katılımcının şirkete yatırımı sırasında ve herhangi bir tarihte (A) grubu hissedarların işlem belgelerinin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi durumunda katılımcının öncelikle (A) grubu hissedarlara ihbar göndererek elinde bulunan hisselerin tümünü veya herhangi bir kısmını satın almalarının sahip olacağı, (A) grubu hissedarlarında katılımcının ilk talebinde çıkış tutarına eşit olacak bu satma opsiyon bedelini tamamen ödemek mecburiyetinde olacakları” yönünde düzenleme yapıldığı, katılımcı tarafından satma ihbarının gönderilmesinden sonra yapılacak işlemlerin ise aynı maddenin 8.2 ve devamı maddelerinde belirtildiği üzere öncelikle şirket ve katılımcı tarafından adil piyasa değerinin tespit edileceği, katılımcının şirket ve hissedarlara yeni bir yazılı ihbar vererek satma ihbarını çekip sözleşmeyi feshedebileceği, katılımcının satma ihbarını geri çekme feshetme yolunu seçmemesi halinde ise satma bedelinin adil piyasa değerinin tespiti açısından tecrübeli muhammin seçileceği, muhammin tarafından hesaplama yapılacağı, bu hesaplamanın sözleşmenin tüm tarafları için nihai ve bağlayıcı olacağı, satma opsiyonlu hisse bedelinin bedel tespitinden itibaren 30 gün içinde katılımcıya ödenmemesi durumunda ise katılımcının duruma göre madde 9 uyarınca satma opsiyonlu hisse bedelinin tamamı ile ilgili sözleşme adı altındaki haklarını uygulayacağı düzenlenmiş olduğu, açılan davada ise davanın dayanağı olan Hissedarlar Sözleşmesinin 8 inci maddesinde belirtilen bu hususların dava açılmadan önce tamamlanmadığı, katılımcı tarafından yalnızca noterde 14.01.2014 tarihinde davalıya ihtar çıkartıldığı, bunun dışında satma opsiyon bedeli ile ilgili olarak satma ihbarı ve sonrası taraflarca adil piyasa değerinin belirlenmesi ve tespiti sonrası katılımcı olan davacının şirket ve hissedarlara yeni bir yazılı ihbar vererek satma ihbarını geri çekip sözleşmenin feshedilme koşullarının yerine getirilmeden dava açılmış olmakla, davanın dayanağı olan Hissedarlık Sözleşmesinin 8.1. maddesindeki koşulların bu aşamada şekli olarak yerine getirilmediği, davanın erken açıldığı, bu nedenle erken açılan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından Hissedarlar Sözleşmesinin sekizinci maddesinin birinci fıkrası gereğince usulüne uygun 14.01.2014 tarihli ihtarnamenin düzenlendiğini, davalıya bildirimin yapıldığını, kaldı ki davanın satma opsiyon hakkının kullanılması ile ilgili açılmış bir dava olduğunu, bu nedenle Ortaklık Katılım Sözleşmesinin değil, Hissedarlar Sözleşmesinin sekizinci maddesinin birinci fıkrasının göz önüne alınmasının gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan Hissedarlar Sözleşmesi gereğince davalının sözleşme hükümlerine, rekabet yasağına aykırı hareket edip etmediği, davacı tarafından sözleşme kapsamında davalıdan satma opsiyon bedelinin tahsiline karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.