Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9060 E. 2022/9632 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9060
KARAR NO : 2022/9632
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 21.09.2021 tarih ve 2021/1392 E- 2021/1531 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Çağlarca İnş. Kuy. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden ilama dayalı alacağının bulunduğunu, şirket hakkında Antalya 3. İcra Müdürlüğünün 2016/1684 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ancak şirketin haczedilebilir malının bulunmadığını, davalıların şirketin vergi kayıtlarına matrahsız beyanda bulunarak şirketin ticari faaliyetini fiilen sonlandırdıklarını, şirketin yüklenicisi olduğu çok sayıda inşaat olmasına rağmen mal varlığının bulunmadığını, şirketin kat karşılığı sözleşmeleri ile edindiği taşınmazların satıldığının tespit edildiğini, şirket ortaklarının sorumlu olmamasının hakkaniyete uygun olmadığını, ortakların borçtan kurtulmak amacıyla yaptığı işlemlerin hukuken korunamayacağını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek davacının şirketten olan alacağının müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, şirketin 2017 yılı itibari ile davacı alacağı dışında borcunun kalmadığını, davacı alacağının da ödeneceğini, şirketin faal olduğunu, ancak satışını yaptığı dairelerin parasını tahsile çalıştıklarını, tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulama olanağının bulunmadığını, limited şirketin üçüncü kişilere olan borcu nedeniyle ortakların mal varlığına gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının, işçilik alacaklarına ilişkin kesinleşen mahkeme ilamına dayalı icra takibi yaptığı, ancak davalı şirketin adresine haciz için gidildiğinde adresin kapalı olduğu, haczedilebilir mal bulunmadığına ilişkin tutanak düzenlendiği, takip dosyasında herhangi bir tahsilatın bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile, davacının iş mahkemesinde dava açtığı 12.10.2012 tarihinden sonra şirket adına kayıtlı 6 adet dairenin 364.851,49 TL + KDV ile satışının gerçekleştirildiği, elde edilen gelirin şirketin banka hesabına yatırılıp şirket giderlerinin ve borçlarının ödendiği, bu gelirin 80.621,30 TL’lik kısmının bu davanın açılış tarihi itibari ile şirketin banka hesabında halen kayıtlı iken, dava tarihinden sonra 02.01.2017 tarihinde 80.615,02 TL’lik kısmının davalı şirket ortağı …’a şirketten alacağına mahsuben ödendiği, şirket ortağının halen şirketten 3.885,37 TL alacağının bulunduğu, davalı şirketin 09.05.2013 tarihinden sonra faaliyet konusu olan inşaat imalatı yapmadığı ve bir gelirinin bulunmadığı, bu tarihten sonra izleyen yıllarda şirketin zarar ettiğinin tespit edildiği,bu durumda, davacının davalı ortakların kötüniyetle ve mal kaçırma gayesi ile şirketin mevcudunu eksiltmeye yönelik tasarruflarla ilgili olarak yasal şartların varlığı halinde tasarrufun iptali, muvazaa nedeniyle işlemin iptali gibi hukuki sürecin işletilmesinin mümkün olduğu, “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol olduğu ve somut uyuşmalık bakımından perdenin aralanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işçilik alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin 10.03.2021 tarihli ve 2020/2298 Esas – 2021/2249 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yeniden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bozmadan önce alınan rapor redde dayanak gösterilmiş ise de bu raporda dava tarihi itibariyle şirketin banka hesabında bulunan 80.621,30 TL tutarındaki paranın 80.615,02 TL’lik kısmının dava tarihinden sonra şirket ortağı davalı …’a ortaklık alacağı nedeniyle ödendiği belirtilmiştir. Bu husus şirket malvarlığı ile ortağın malvarlığının birbiriyle karıştırıldığını göstermektedir.Bu durumda mahkemece söz konusu 80.615,02 TL yönünden davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıdan iadesine, 29.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.