Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9079 E. 2023/2886 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9079
KARAR NO : 2023/2886
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/560 Esas, 2021/245 Karar
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2010/310 E. SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2012/144 E. SAYILI DOSYASINDA
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2012/152 E. SAYILI DOSYASINDA
HÜKÜM : Ret, Kabul

Taraflar arasındaki alacak ve menfi tespit davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl dava yönünden davacılar vekili, duruşma istemi olmaksızın birleşen davalar yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davalı vekili Avukat Murat Duran dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında 25.06.2007 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin davalıya ait yükleri boşaltma, müşteri kargolarının adresten alımı ve adrese teslimi, faturaların tahsili ve diğer işleri yapacağını, davalının da dağıtım için ayrı, toplama için ayrı oranlarda gösterilen ücreti ödeyeceğini, davalının sözleşmeye ve hukuka aykırı işlemler yaptığını, müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek; şimdilik 10.000,00 TL’nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili, müvekkilinin teminat olarak verdiği çek ve bononun icraya konulmasını önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 14.10.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 130.098,48 TL’ye çıkarmıştır.

2.Davacı vekili birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/310 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; davalının 25.06.2007 tarihli acentelik sözleşmesinin teminatı olarak kendisine verilen çeke dayalı olarak başlattığı takibin haksız olduğunu, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %40 oranında tazminatın tahsilini talep etmiştir.

3.Davacı vekili birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/144 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; davalının 25.06.2007 tarihli acentelik sözleşmesinin teminatı olarak kendisine verilen 10.000,00 euro miktarlı bonoya dayalı olarak Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2009/10 E. sayılı dosyası ile başlattığı takibin haksız olduğunu, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %40 oranında tazminatın tahsilini talep etmiştir.

4.Davacı vekili birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/152 E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde; davalının 25.06.2007 tarihli acentelik sözleşmesinin teminatı olarak kendisine verilen 10.000,00 euro miktarlı bonoya dayalı olarak Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2009/12 E. sayılı dosyası ile başlattığı takibin haksız olduğunu, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %40 oranında tazminatın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen 25.06.2007 tarihli acentelik sözleşmesi hükümlerinin davacılarca ihlal edildiğini, müşteri telefonlarına cevap vermediklerini, taşıma hizmetini eksik ve hatalı yaptıklarını, teslim zamanlarına uymadıklarını, müşteri tahsilat bilgilerini zamanında ve tam olarak müvekkiline aktarmadıklarını, müvekkilinin de 13.08.2008 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini, davacı acentenin müvekkiline olan borcu da ödemeyince aleyhine takip yapıldığını, emtianın acentenin tasarrufu altında iken çalınması, kaybolması, hasara uğraması halinde sorumluğun acente üzerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/310 E. sayılı davaya cevap dilekçesinde; davacı ve ortağının acentelik sözleşmesi hükümlerine riayet etmediğini, müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, davalının 13.08.2008 tarihinde haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, davacının acentelik sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının tahsili amacıyla müvekkiline verdiği 7.500,00 TL tutarlı çek için davacının ödemeden men talimatı verdiğini, müvekkilinin çek bedelinden çok daha fazla alacağının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı vekili birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/144 E. sayılı davaya cevap dilekçesinde; senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığını, bu hususun mahkeme kararı ile sabit hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Davalı vekili birleşen Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/152 E. sayılı davaya cevap dilekçesinde; senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığını, bu hususun mahkeme kararı ile sabit hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 31.03.2015 tarih, 2011/334 E. ve 2015/221 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile 130.098,48 TL alacağın 16.08.2008 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2010/310 E. sayılı dosya yönünden davanın kabulü ile Bakırköy 4. İcra Dairesi’nin 2009/14 E. sayılı dosyası ile takibe konu olan 7.500,00 TL çekten takip alacaklısının kısmi feragati ile takibe konu kalan kısmı olan 5.653,82 TL’den davacının borçlu olmadığının tesbiti ile takip konusu asal alacak olan 5.653,82 TL’nin % 40’ı oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı …’a verilmesine, birleşen 2012/152 E. sayılı dosyada Bakırköy 4. İcra Dairesi’nin 2009/12 E. sayılı dosyası ile takibe konu 10.000,00 euro bono nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti ile takip konusu asal alacak olan 10.000,00 euro’nun % 40’ı oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı …’a verilmesine, birleşen 2012/144 E. sayılı dosyada Bakırköy 4. İcra Dairesi’nin 2009/10 E. sayılı dosyası ile takibe konu 10.000,00 euro bono nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti ile takip konusu asal alacak olan 10.000,00 euro’nun % 40’ı oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı … Bayındar’a verilmesine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 19.06.2017 tarih, 2015/12706 E. ve 2017/3832 K. sayılı kararıyla Mahkemece davacı tarafın usulüne uygun olmayan defterlerine dayalı olarak karar verilmesinin doğru görülmediği, alınan her iki raporunda hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yapılan tespitlerin birbiriyle örtüşmediği, yeni bir bilirkişi heyetinden taraf defterlerinin karşılaştırılması suretiyle rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2007 yılı kayıtlarında davacı ve davalının düzenledikleri faturaların birbirini teyit ettiği, ancak davacının işletme defterine tabi olması nedeniyle tek taraflı kayıt tutulması neticesinde davalı kayıtlarında görünen ödemelerin davacı kayıtlarında tespitinin yapılamadığı, davalının 2007 yılına ait alacak ve borç teyit eden herhangi bir hesap muavini sunmadığı, 2007 yılından devreden herhangi bir bakiye alacak borç kaydının bulunmadığı, 2008 yılında davacının davalı adına 12 adet fatura düzenlediği, davacının 11 adet faturayı kaydettiği, 1 adet faturayı kendi kayıtlarına almadığı, davalının 12 adet faturayı kaydettiği, 17.06.2020 havale tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davacının 2008 yılında davalıya yaptığı ödemelerin aslında acentelik faaliyeti olarak kargo gönderim bedellerinden tahsil ettiği fatura bedellerini, davalıya cari hesap ödemesiymiş gibi kaydettiği, 11.01.2021 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda davacının kendi lehine işlediği cari hesapta ve banka dökümleri/havalede açıklama yapılmadığı, davalıya gönderilen havalenin neye istinaden gönderildiği ve ticari defterlere kaydedildiğinin kanıtlanması gerektiği, diğer borçlandırıcı işlemler yönünden davalının defterlerini sunmaması nedeniyle alacak borç tespiti yapılamadığı hususlarının bildirildiği, davacının alacağını ispat için dayandığı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması ve bu nedenle lehine delil niteliğinin bulunmadığı, birleşen davaların konusu olan senetlerin teminat senedi mahiyeti taşıdığı, teminat senetleri dolayısıyla davalının alacağının sabit olmadığı gerekçesiyle esas davanın reddine, birleşen 2010/310 E. sayılı dosya yönünden; davanın kabulü ile, icra dosyası ile takibe konu olan 7.500,00 TL çekten sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle reddine, birleşen 2012/152 E. sayılı dosya yönünden; icra dosyası ile takibe konu 10.000,00 euro bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle reddine, birleşen 2012/144 E. sayılı dosyada; icra dosyası ile takibe konu 10.000,00 euro bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili, birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının defterlerini sunmaktan kaçındığını, defterlerin karşılaştırılması olanağını ortadan kaldırdığını, sunulmayan defterdeki kayıtların, daha önce alınmış olan ve ancak Yargıtay’ca denetime uygun bulunmayan bilirkişi raporlarındaki tespitlerle davanın reddine karar verilemeyeceğini, Mahkemece, daha önceden alınmış ve bizzat defterler üzerinde inceleme sonucunda belirtilmiş olan sonraki bilirkişi raporlarında da açık bir şekilde ortaya konan temel tespitlerin dikkate alınmadığını, davacı defterlerinde müvekkilinin 130.098,48 TL alacaklı olduğunu, davalının muhasebe sisteminde sürekli oynayarak alacak ve borç kalemlerini sürekli değiştirdiğini, saklamaya yönelik muhasebe hilelerine başvurduğunu, vergi dairelerine sunulan BA-BS belgelerinde müvekkilin düzenlemiş olduğu faturaların ayrıntılı göründüğünü, bu faturaların davalı tarafından da vergi dairesine beyan edildiğini, vergi dairesine dahi bildirilen faturaların gösterildiği kayıtların yer aldığı defterlerin delil olamayacağı şeklindeki tespitlere katılınamayacağını, fatura bedellerinin nasıl ödendiğini ispatlayamayan davalıya müvekkil tarafından acentelik sözleşmesinin gereği olarak ödenmiş olan paraları sorgulamaya kalkan bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verilemeyeceğini, tüm fatura dökümlerinde müvekkil tarafından düzenlenen faturaların hepsinin davalı yanın defterlerinde yer aldığı, bu fatura bedellerinin davalı yan tarafından müvekkile ödenmediğinin de tüm bilirkişi raporlarında açık bir şekilde tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, müvekkil şirket nam ve hesabına tahsil ettiği tutarları sisteme girmediğini, cevabi ihtarnamesinde kabul, beyan ve ikrar ettiği üzere müvekkiline ödemeyerek, müvekkil şirketten tahsilat yapmış gibi kayıtlarını düzelttiğini, ilk bilirkişi raporunda, davacıdan 5.653,82 TL tutarında alacağının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine 10.000,00 euro tutarlı emre muharrer senetlerin konu edildiği icra takiplerinden ve 7.500,00 TL tutarlı çek alacağının 1.846,18 TL’sinden feragat edildiğini, açıklanan yönler itibariyle birleşen davaların konusu kalmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve icra takibine girişilmesine, dolayısı ile davanın ikamesine sebebiyet veren davacı acente olduğundan, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin, davacı acenteye yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin, birleşen davaların kabulü ile birleşen davaların konusu olan icra takip dosyalarına dayanak emre muharrer senetler ve çek sebebiyle davacı acentenin borçlu bulunmadığının tespitine karar vermesinin dosya içeriğine ve hukuka uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava alacak, birleşen davalar menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 118 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacılar vekili ile birleşen davalarda davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl davada davacılar vekili ile birleşen davalarda davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.