YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9082
KARAR NO : 2023/3403
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/484 Esas, 2021/772 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/552 E., 2018/268 K.
BİRLEŞEN DAVA : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/674 E.
Taraflar arasındaki tasfiye, muarazanın men’i, alacak asıl; ortaklığın tespiti birleşen davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın tefrikine birleşen davanın davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … ile önceye dayalı tanışıklığının bulunduğunu, davalı …’nin müvekkilinin önceden kurduğu dava dışı şirkete ortak olmak istediğini ancak bu durumun müvekkilinin yabancı ortağı için çekince oluşturacağı gerekçesiyle davalı şirketi birlikte kurduklarını, ancak yine yabancı ortağı ve önceki şirket ile haksız rekabet oluşturduğu iddialarının önüne geçmek için müvekkilinin resmiyette ortak olmadığını, ancak davalı şirkete olan sermaye borcunu eski şirketin mal varlığını aktarmak suretiyle ifa ettiğinin, hatta o şirkete ait marka hakkının dahi devredildiğini, davalı …’nin kendi imzasının bulunduğu belge ile ortaklığının sabit olduğunu ileri sürerek davalı şirkete tedbiren kayyım heyeti tayin edilmesine, müvekkilinin davalı şirketin %51 pay sahibi ortağı olduğunun tespitine ve çekişmenin giderilmesine, davalı şirketin haklı nedenler ile tüm mal varlığı, alacak borcunun belirlenerek tasfiyesine ve kayyım heyetinin tasfiye işlemleri ile de dava sonunda görevlendirilmesine, diğer davalı …’in haksız fiilleri nedeni ile müvekkilinin uğradığı belirsiz maddi zararların ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini
talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile belirsiz alacak kalemine ilişkin istemini 16.600.000,00 TL, tespiti istenen ortaklığa ilişkin talep bedelini 4.498.969,26 TL olarak ıslah etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki dava dilekçesini tekrar ederek, davalı şirketteki %51 hissenin değerinin 4.498.969,26 TL olduğu tespit edildiğini, mahkemece ortaklığın tespiti talebi yönünden 4.498.969,26 TL üzerinden 76.831,15 TL peşin ilam harcını yatırmaları için kendilerine kesin süre verildiğini, verilen kesin sürede peşin ilam harcının yatırlamaması üzerine ortaklığın tespiti davasının açılmamış sayılmasına ve tasfiye murazaanın men i ve alacak davalarının tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiğini, müvekkilinin ortaklığın tespiti davası için gerekli olan harç bedelini ancak bu tarihte hazırlayabildiğini ileri sürerek aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan dosyaların birleştirilmesine ve müvekkilinin davalı şirketin %51 pay sahibi ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, dava dilekçesinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, davacının işten ayrıldığı sırada 15.09.2009 tarihinde vermiş olduğu yazılı belgede şirketten isteği üzerine ayrıldığını, her türlü hak ve alacağını aldığını, başkaca bir alacağının kalmadığını, Kolorkim ve …’i ibra ettiğini beyan ettiğini, davacının müvekkillerine büyük zararlar verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; ortaklığın tespiti davasının 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, limited şirketlerde adi yazılı belge ile ortaklık kurulmasının mümkün olmadığını, delil olarak gösterilen belgenin sahte olduğunu, davacının sadece müvekkili şirketin bir çalışanı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tasfiye, muarazanın men’i ve alacak davalarının tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği, eldeki davanın ortaklığın tespiti istemine ilişkin olduğu, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen davalı şirketle ilgili ticaret sicil dosyasına göre, davalı …’in 399, Selma Tunçer’in de 1 pay sahibi olduğu, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/330 E.-2016/17 K. sayılı kararı ve bilirkişilerin 02.01.2016 havale tarihli raporunun değerlendirilmesi sonucunda; grafoloji bilirkişisi Gürsoy tarafından düzenlenen raporda dava dayanağı 17.09.2004 tarihli belgede bulunan el yazıları arasında farklı özellikler bulunduğu, el yazılarının …’e ait olmadığı, imzanın ise …’e ait olduğunun belirtildiği, 11.05.2015 tarihli Adli Tıp grafoloji uzmanları raporunda ise söz konusu belgenin imzadan faydalanılarak oluşturulma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunun mütalaa edildiği, güçlü takdiri delil niteliğinde bulunan Karşıyaka 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/330 E.- 2016/17 K. sayılı kararı ile söz konusu belgenin sahte olarak düzenlenmesi nedeniyle davacı sanık … hakkında verilen cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu, 17.09.2004 tarihli belgenin davalının imzasından faydalanılarak oluşturulan sahte bir belge olduğu ve dolayısıyla davalı açısından ve bağlayıcı olmadığı, davacının bu belgeye istinaden herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı kanaatine varıldığı, kaldı ki davacı … ile davalı …’in imzalarını taşıyan 17.09.2004 tarihli el yazılı belgede “… Kolorkim Firmasının %51 gizli ortağıdır. Resmi devir tarihine kadar … …’ya her bir yıl için 500.000,00 USD ayrıca ödeyecektir” ifadesi yer almakta ise de, belgenin düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 520/son maddesine göre “payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.” denildiği, bu durumda, dava tarafları arasında adi yazılı şekilde düzenlenmiş olan belgenin geçerli bir limited şirket pay devri ya da pay devri vaadi sözleşmesi olarak mütalaa edilmesinin mümkün olmadığı, davacı … ile davalı … arasındaki adi yazılı sözleşmeye dayanılarak davalı …. Şti.’ye karşı da ortaklık iddiasında bulunulamayacağı, davacının bu belgeye istinaden davalı …. Şti.’ye ortak olmasının ve davalı şirkette ortak olduğunun tespitini istemesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, buna karşılık, limited şirket ortaklığının iddia edilmesi halinde, iddianın dava tarihini de kapsadığı, olayda zamanaşımı süresinin sona erdiğinden bahsetmenin ve ortaklığın tespiti davasının zamanaşımına uğradığını savunmanın mümkün olmadığı gerekçesiyle ortaklığın tespiti davasının reddine, asıl davanın birleşen davanın sonucunu beklemesi açısından tefrikine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin belgenin sahte olduğuna dair kanaati ise Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/330 E. ve 2016/17 K. sayılı dosyada müvekkili hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayandırdığını, oysa Yargıtay kararlarında da istikrarlı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının bir hüküm olmadığının, hukuk hakimini ve mahkemeyi bağlamayacağının istikrarlı şekilde içtihat edildiğini, bir belgenin sahte olduğu uzman heyet tarafından kesin kanaat raporuna bağlanmadığı müddetçe mahkemenin soyut kanaate varmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, somut olayda da bu belgenin sahte olduğunun bilimsel olarak kanıtlanmış olmadığını, aksine belge altındaki imzanın davalı tarafından inkar edilmiş olmasına rağmen davalıya aidiyetinin raporla tespit edildiği, buna göre belgenin kesin delil niteliğinde olduğunu, mahkemece bilirkişi heyetinden rapor almak yerine belgenin sahte kabul edilerek sonuca varılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı … ile davalı …’in imzalarını taşıyan 17.09.2004 tarihli el yazılı belgede bulunan el yazıları arasında farklı özellikler bulunduğu, davalı …’e ait olmadığı, söz konusu belgenin imzadan faydalanarak oluşturulduğunun kuvvetle muhtemel olduğu, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/330 E. ve 2016/17 K. sayılı kararda da bu durumun irdelendiği, mahkeme tarafından, ağır ceza dosyasının kuvvetli delil olarak kabul edildiği, davanın dayanağı olan 17.09.2000 tarihli belge geçerli olsa bile; belgenin düzenlendiği iddia edilen tarih itibariyle yukarıda belirtilen kanun maddesi uyarınca limited şirketlerde pay devri yada vaadinde belirtilen şekil şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuk hakimi için bağlayıcı bir mahkumiyet kararı olmadığını, ceza dosyasından ancak kesin delillere dayanılabileceğini, imzanın davalı …’a ait olduğunun Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu ile belirlendiğini, belgedeki yazıların anlaşmaya aykırı doldurulduğunu davalı …’nin ispatlaması gerektiğini, taraflar arasındaki gizli ortaklık ilişkisin adi ortaklıktan doğan sorumluluğu gerektireceği gözetilerek inceleme yapılmadığını, ATK raporunun kesin kanaate dayanmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Temyiz incelemesine konu dava, ortaklığın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6762 sayılı Kanun’un 520 nci maddesi
3. Değerlendirme
Davacı, davalı şirketin kuruluşu sırasında şirkete ortak olmak istediğini, davalı … ile birlikte davalı şirketi kurduklarını ve bu şirkette %51 pay sahibi olduğunu, davalı şirkete karşı malvarlığı borcunun ise ortağı olduğu dava dışı Kar-Kim Kimyevi Maddeler Plastik ve Kağıt Ambalaj Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ye (dava dışı 3. şirket) ait birtakım malvarlığının aktarılması suretiyle ödendiğini ileri sürerek davalı şirkette %51 pay sahibi olduğunun tespiti ve muarazanın men’ini talep etmiş, Mahkemece ATK raporuyla yapılan imza incelemesi ve ceza mahkemesinin verdiği kararın kuvvetli delil olduğu gerekçesiye davanın reddine karar verilmiştir. Ancak mahkemece yapılan inceleme yeterli değildir. Davacı, çeşitli delillerle dava dışı 3. şirketten yapılan malvarlığı aktarımını davalı şirkete olan sermaye borcunun ifası olarak ileri sürmüş olmasına göre davalı şirkete malvarlığı aktarımı olup olmadığı, aktarılan malvarlığının aktarılış sebebi, eğer sebep satış ise bu satış bedellerinin dava dışı üçüncü şirketin kasasına girip girmediği, yine davalı şirket kasasından satım bedeli çıkıp çıkmadığı hususlarının aydınlatılması için davalı defterleri ile dava dışı üçüncü şirketin defterleri celp edilip dosya kapsamındaki tüm delillerle birlikte incelenmesi ve izahı için bilirkişi raporu alınması gerekmektedir.
Bununla birlikte hükme esas alınan imza incelemeleri savunmayı ispata yarar mahiyette de değildir. Nitekim imza incelemesine konu belgedeki imzanın davalı …’ye ait olup, yazıların anılan davalıya ait olmaması bu belgeye tek başına itibar edilmemesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu nedenle imzalı boş bir belgenin doldurulup doldurulmadığı yani sahteciliğin bulunup bulunmadığının kati suretle belirlenmesi için Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde bulunan Grafoloji Uzmanı yahut Jandarma Kriminal Laboratuvarından rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.