YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9091
KARAR NO : 2023/3021
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/958 Esas, 2021/1694 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/232 E., 2019/720 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı … vekili ve duruşma istemi olmaksızın davacılar vekili ile davalılar Eksa İnşaat Ticaret Ltd. Şti., Daima Otel Emlak A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat … ile davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti. ve Daima Otel Emlak A.Ş. vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mimar olduğunu, …adlı otelin mimari proje müellifleri olduğunu, otelin faaliyete geçmesinden sonra kendi projeleri izlenimi veren ve aleyhine tazminat istenen Daima adlı otelin kendi projelerinden alıntılar yapıldığını tespit ettiklerini, müvekkillerinin projelerinden mimari yönden benzerlik tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi Tazminatın, 30.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında müddeabihi artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı …, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacıların müellifi olduklarını iddia ettikleri projenin eser mahiyetinde olmadığını, söz konusu projeden alıntı yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … ve Daima şirketleri vekili, müvekkilleri yönünden husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunarak, otelde kullanılan gemi konseptinin kullanıldığı bir çok otel bulunduğunu, sanat eseri olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait olan mimari projenin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu ve davacıların birlikte eser sahibi oldukları, davacılara ait projenin gerçekleştirilmiş hali olan …adlı otelin mimari projesinin davalı şirketlere ait ve diğer davalı … tarafından dış cephedeki pencerelerinin değişik ölçülerde olmak suretiyle balkonların dışında ikinci katman ve bu katman üzerindeki iki yay parçasının ters taraflara doğru birleşmesinden ortaya çıkan çapraz iki köşeli oval ve diğer çapraz iki köşesi sivri olan biri önde diğerinin aşağı arkada olacak şekilde tasarlandığı, cephede kütlesel doluluk boşluk oranları ile öne çıkan özgün motiflerden oluşan motiflerin benzer olduğu, bu benzerliğin 5846 sayılı Kanun’un 22 nci maddede düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, bilirkişi raporundaki belirlenen 2010 yılı rayiç fiyatları kapsamında çoğaltma hakkının ihlaline dahil olan kısmın projesinin 59.274,00 TL bedelli olacağı, davacı tarafın bunun üç katı oranında tazminat talep etme hakkının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 177.822,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 30.12.2010 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı şirketler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat miktarının eksik belirlendiğini, faiz oranı ve başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, karşı vekalet ücretinin yanılgılı değerledirildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının bu yönlerden kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşıma uğradığını, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, eser mahiyetinde olmadığını, bilirkişi raporlarına yapılan haklı itirazlarının karşılanmadığını, kaldı ki maddi ve manevi tazminat miktarının hatalı hesaplandığını, davanın tamamen reddinin gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalılar Eksa İnş. ve Tic. Ltd. Şti ve Daima Otel Emlak İnş. ve Tic. A.Ş vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü yönünden davanın reddinin gerektiğini, müvekkillerinin sorumluluğun bulunmadığını, husumet itirazının değerlendirilmediğini, dünyanın bir çok yerinde ve ülkemizde bulunan gemi konsepti ile otel inşa edildiğini, bu formun anonim bir forum olması nedeniyle belirli noktalarda benzerlik göstereceğinin izahtan vareste olduğunu, söz konusu projenin sanat eseri olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların değerlendirilmediğini, hesaplamanın hatalı yapıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut dosya kapsamına uygun şekilde manevi tazminata, faiz başlangıç tarihi ve faiz cinsine hükmedildiği, maddi tazminatın reddedilen bölümü yönünden hükmedilecek ücretin davacı lehine belirlenecek ücretten fazla olamayacağına ilişkin hükme aykırı olarak vekalet ücretine hükmedildiği, haksız fiilden kaynaklanan talepler bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolmadığı, aktif ve pasif dava ehliyetlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu gerekçesiyle davalı … ve davalılar Eksa İnş. ve Tic. Ltd. Şti. ve Daima Otel Emlak İnş. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı … vekili ve davalı şirketler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın aleyhe yönlerinin bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın aleyhe yönlerinin bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalılar Eksa İnş. ve Tic. Ltd. Şti ve Daima Otel Emlak İnş. ve Tic. A.Ş vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın aleyhe yönlerinin bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Fikir ve Sanat Eseri Kanunu’ndan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5846 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
1.Dava, mimari eserden doğan hakka tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin mimarı oldukları …isimli otelin mimari projesinin zemine uygulanarak otel olarak inşaa edilmesinden sonra davalılarca bu projeden alıntılar yapılarak Daima isimli otele ait mimari proje hazırlanarak inşaa edilmek suretiyle müvekkillerinin telif haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Davalı taraf ise savunmasında, dünyanın değişik yörelerinde “gemi” konseptinde inşaa edilmiş birçok otelin bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise davalı tarafın istinaf isteminin reddine karar verilmiş, karar Daire çoğunluğunca onanmıştır.
Dava. 5846 sayılı FSEK’nin 2/3. maddesi kapsamında eser mahiyetinde bulunan mimari projeden doğan telif haklarına tecavüz edildiği iddiası ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Daire’nin 23.11.2021 tarih ve 2020/5691 E. – 2021/6489 K. sayılı kararında da zikrolunduğu üzere ”Kanun’un 2/1. maddesinin 4. bendi uyarınca, sanatsal ve estetik unsuru bulunmayan ” her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler coğrafya ve topografyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri ” ilim ve edebiyat eserleri kapsamında sayılmıştır. Öte yandan Kanun ‘un 4/1. maddesinin 3. bendi uyarınca da estetik değere sahip mimarlık eserleri güzel sanat eserleri arasında sayılmıştır.
Bir mimari projenin ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bir eser sayılması için her şeyden önce projenin de nitelik itibariyle FSEK 1/B maddesi hükmü uyarınca “sahibinin hususiyetini yansıtma” özelliğini yansıtması gerekir. Mimari projeler; ön (avan) proje, kesin proje ve uygulama projelerinden oluşur (G. Sefa Doğrul, Mimari Fikri Eser Kavramı ve Unsurları, Ankara-2013, s.84-85). Bu projelerin bazılarının müellifleri aynı veya farklı olabilir. Ya da tüm projelerin bir mimarlık şirketi tarafından üstlenilmesi söz konusu olabilir. Bu bağlamda her bir projenin yekdiğerinden ayrı şekilde korunması mümkündür. Mimari projelerde hususiyet daha çok binanın görünen yüzünü ve genel şeklini ortaya koyan avan (ön) projelerin şekil ve muhtevasında ortaya çıkar.
Bir mimari projedeki orijinallik (sahibinin hususiyetini yansıtma), bir başkası tarafından meydana getirilseydi bu projenin aynı şekilde yapılıp yapılmayacağında gizlidir. Diğer bir anlatımla, aynı arazi parçası üzerine çizilen söz gelimi, beş katlı bir bina projesinin beş ayrı mimara ayrı ayrı çizdirilmesi halinde hepsinin aynı projeyi çizecek olması halinde ortada sahibinin hususiyetini yansıtan bir eserden ve FSEK anlamında bir eser korumasından söz edilemeyecek, şartları varsa iş ürünlerinin taklidi manasında haksız rekabet koruması gündeme gelebilecektir. Şayet her bir mimarın aynı alana farklı farklı proje çizmeleri söz konusu ise bu defa hususiyetten, yani herkes tarafından vücuda getirilemeyen yaratıcı düşünceden ve FSEK anlamında eser korumasından söz etmek gerekecektir. Bu anlamda önemli olan eserin çok üstün vasıflara sahip olması değil özgün ve yaratıcı bir hayal gücünün ürünü olmasıdır (Ernst Hirsch, Fikri Say, İst.-1943, s. 12). Ancak ortaya çıkan mahsullerde çok yüksek bir yaratıcılık ve hayal gücü de aramamak gerekir. Önemli olan temel kriter, herkesin aynı eseri ortaya koyamamasıdır. Orijinalliğin eserin bütününde olması şart olmayıp, nispi nitelikte orijinallik de yeterlidir (H. Arslanlı, Fikri Hukuk II, İst-1954, s. 7). Önceki eserden bağımsız bir mimari projeden bahsedebilmek için, sonraki müellifin kendi fikri emek ve çabasıyla öncekinden bağımsızlaşacak ölçüde yeni yaratıcı düşünceyi ortaya çıkarması gerekir. Nitekim önceki eser temel alınarak kapı, pencere yükseklikleri, daire, oda ve balkon ölçü ve sayılarındaki oynamalar, tek başına sonraki eseri bağımsız ve farklı bir eser haline getirmez. Bir mimari projenin aynısının veya oldukça benzerinin meydana getirilmesi veya projenin zemine uygulanması FSEK 22. maddesinde çoğaltma hakkının ihlali sayılır. Önceki mimari projenin (eserin) bağımsız karakteri korunarak ve bir takım ölçülerde ufak değişikler yapılarak, yeni bir özgünlük ortaya koymaksızın yeni bir mimari proje meydana getirilmesi, yeni projeyi bağımsız eser haline getirmeyip ancak olsa olsa önceki projenin FSEK 16. maddesi anlamında “izinsiz olarak eserde değişiklik yapılması” manevi hakkının ihlali anlamına gelebilecektir.”
Somut olayda, davalı tarafça dünyanın birçok ülkesinde davacı tarafın mimari projesinden çok daha önce inşaa edilmiş “gemi” şeklinde otel inşaatlarına ilişkin görseller sunulmuş olup ilk defa davacı tarafça gemi konseptinde otel mimari projesinin davacı tarafça inşaa edilmediği anlaşılmaktadır. Her iki otele ait mimari projelerin de gemi konseptinde hazırlanmış mimari projelere dayandıkları, ancak birebir aynı projeler olmadıkları, sadece her ikisinin da bazı ortak görünümlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, mimari (avan) projelerde her iki otelin kamara tipi yapılarının pencerelerin birbirlerine benzer oldukları görülmektedir. Ancak bir eser ancak orijinal, yani sahibinin hususiyetini yansıtan özellikleri itibariyle korunabilecektir. Oysa, bu kamara tipi balkon ve paralel kenarlı pencerelerin neredeyse birebir benzerlerinin daha önce inşaa edilmiş yine 5846 sayılı FSEK kapsamında koruma altında olan “gerçek manada gemilere ait projelerde” ve hatta dünyadaki başka otellerde de aynen yer aldığına ilişkin görseller dosyaya sunulmuştur. Bu durumda davacılarca kendi mimari projelerinde daha önce inşaa edilen gerçek manada gemilerde ve hatta otel inşaatlarında kamara tipi balkon ve paralel kenarlı pencerelerin kullanılmış olması davacı tarafa üstün hak sahipliği vermeyecek olduğu halde, sırf davalı tarafın da projede benzer balkon ve pencere kullandığı için telif hakkı ihlalinde bulunduğu ileri sürülemez.
2. Davalı taraf, davacı tarafın gerçek mimari projesi ile zemine uyguladığı projenin birbirlerinden farklı olduğunu, hatta kaçak yapı niteliğinde olduğu ve imar barışından yararlandığını ileri sürmüş olup, Mahkemece yerinde keşif yapılarak davalı tarafın mimari projesi zemine uygulanmadan ve avan projeler karşılaştırılmadan davacı tarafın mimari projeden doğan haklarının ihlal edildiği sonucuna varılması da isabetli değildir.
Bilirkişi heyeti tarafından bu hususların değerlendirilmesi amacıyla Mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden, kararı onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.