YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9137
KARAR NO : 2023/3335
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2936 Esas, 2021/1428 Karar
HÜKÜM : Esastan ret-kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/152 E., 2018/604 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 20.03.2014 tarihli protokol ile 18.06.2014 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, protokolün 21 inci maddesi hükmü gereği 31.03.2014 tarihinde 450.000,00 USD ve 24.07.2014 tarihinde 450.000,00 USD olarak ödeme yaptığını, davalının davacıya kredi borçlarını ödemede temerrüde düştüğünü, 08.08.2016 tarihinden itibaren ödeme yapmadığını, davalının bayilik sözleşmesi devam ederken ürün alımı ve diğer sebeplerden doğan borçlarını yerine getirmediğini, ayrıca 500.000,00TL’nin üzerinde sair sebeplerden doğan borcunun oluştuğunu, bayilik sözleşmesinin 23 üncü maddesinde ödemelerin yapılmamasının haklı şekilde fesih sebebi olarak belirtildiğini, davalının asgari ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğini, ihtarname ile bayilik sözleşmesi ve bağlantılı sözleşmelerin fesih edildiğini belirterek nakde çevrilen 100.000,00 TL teminat mektubunun döviz karşılığının kredi bedeli iade alacağından düşümü sonucunda bakiye 463.951,89 dolar alacağının temerrüt tarihi olan 25.12.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; protokole ve bayilik sözleşmesine herhangi bir itirazları olmadığını, 1 inci taksitin 450.000,00 dolar olarak yatırıldığını, 2 nci taksitin ise 450.000,00 doların karşılığı TL olarak yatırıldığından USD olarak talepte bulunulamayacağını, kredi borcunun yarısından fazlasının ödendiğini, kredi borç taksitlerini ödemede güçlüğe düştüğünü, davacının bayilik sözleşmesine göre vermeyi taahhüt ettiği akaryakıt ürünlerini vermediğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 98 inci maddesinde düzenlenen ifa güçsüzlüğü halinde ödemezlik defi gereği borç taksitlerinin yeniden yapılandırılmasını, 6098 sayılı Kanun’un 99 uncu maddesine göre borcun TL olarak ödenmesinin talep edilebileceğini, protokol ve sözleşmeye göre faiz talep edilemeyeceğini, alacak teminat altında olduğundan davacı haklarının tehlikeye düşmediğini savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan protokol ve sözleşmenin davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği, davalının protokolde belirlenen ve davalıya verilen nakit krediden ödenen kısım ve nakde çevrilen teminat mektup bedelinin düşülmesi sonucu kalan miktar olan istenen tutarı faizi ile talep edebileceği, davalının yapılandırma talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 463.951,89 USD’nin 25.12.2016 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın harca esas değerinin 463.951,89 dolar olduğu, dava tarihindeki TL karşılığının 1.661.226,13TL olması nedeniyle lehlerine 73.786,78TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik hükmedildiği bildirilerek kararın bu yönden düzeltilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; protokol ve sözleşmede ödemenin mutlaka yabancı para cinsinden olmasının kararlaştırılmadığı, onun için davacının kredi ödemesinin ikinci taksidinin TL olarak yapıldığını, böylece tarafların ödemelerin TL olarak yapılması konusunda anlaştığını, kalan borcun ise 702.538,40 TL olduğunu, bu miktarı taksitler halinde ödemeyi kabul ettiğini, kur artışı nedeniyle akaryakıt kâr oranının çok üzerine çıktığını, bundan zarar gördüğünü belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda hesaplanan ve davacı tarafça talep edilen bedele hükmedildiğine göre davalının istinaf itirazının esastan reddinin gerektiği, davacı vekilinin istinaf itirazının incelenmesinde mahkemece davacı lehine 61.497,01 TL vekâlet ücretine hükmedildiği, karar tarihi itibariyle vekâlet ücretinin 73.786,78 TL olması gerekirken eksik hükmedildiği, davacı vekilinin istinaf itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı vekil ile temsil edildiğinden 73.786,78TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesi nedeniyle yapılan kredi ödemelerinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun’un 98 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.