YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9183
KARAR NO : 2023/188
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki munzam zarar tazmini davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette müdür yardımcısı olarak görevli … isimli kişinin birçok kişiyi mevcut paralarını değerlendirmek amacıyla kandırdığını ve aldığı paralar karşılığında müvekkiline ve diğer şahıslara logolu ve imzalı hazine bonoları verdiğini, ancak bu belgelerin sahte olduklarının anlaşılması üzerine müvekkili ve diğer şahıslarca … ve çalıştıran sıfatıyla Yaşar Menkul Değerler A.Ş.’ye karşı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2003/188 E. sayılı dosya ile dava açtıklarını, davalı şirketin olayda %75 kusuru olduğuna hükmedilerek tazminata mahkûm edildiğini, alacağın faiz ve masrafları ile birlikte 19.08.2010 tarihinde tahsil edildiğini, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 105 inci madde koşulları oluştuğundan munzam zarar alacaklarının hüküm altına alınması için işbu davanın açılma gereğinin doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23.10.2012 tarihli dilekçesi ile toplam 68.501,04 TL munzam zarar alacağının faizi ile tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 30.000,00 TL munzam zararı hangi oranları dikkate alarak belirlediğinin açıklanmadığını, davanın on yıllık zamanaşımına uğradığını, davanın açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre dışında kalan bölümün talep edilmesinin mümkün olmadığını, munzam zararın varlığı ve miktarının somut vakıalarla ispatının gerektiğini, paranın geç tahsil edilmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 11.12.2012 tarih, 2010/609 E. ve 2012/271 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile takdiren 54.800,00 TL’nin 30.000,00 TL’sine dava tarihinden, 24.800,00 TL’sine ıslah tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 28.11.2013 tarih, 2013/5138 E. ve 2013/21573 K. sayılı kararı ile asıl davanın açılmasının, iş bu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceği, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesinin mümkün olduğu, bu süre dışında kalan zarar bölümünün ise zamanaşımına uğradığı, bu çerçevede değerlendirme yapılması gerektiğine işaret edilerek hükmün davalı yararına bozulmasına, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin ücreti vekâlet ve yargılama gideri yönünden yaptığı diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.06.2016 tarih, 2014/257 E. ve 2016/436 K. sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 35.625,61 TL’nin 30.000,00 TL’sine dava tarihi olan 24.09.2010 tarihinden, 5.625,61 TL’sine ise ıslah tarihi olan 23.10.2012 tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 25.10.2018 tarih, 2016/14514 E. ve 2018/6671 K. sayılı kararı ile eldeki munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre nazara alınarak bu dönem için alacaklının maruz kaldığı zarar miktarından, davacının elde ettiği faiz gelirinin mahsubu ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, bozmadan sonra açıklanan ilkelere göre düzenlenen 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda, dava konusu dönemde davacının hesaplanan munzam zarar tutarının, aynı dönemde elde edilen temerrüt faizinden daha az olduğunun mütalaa edildiği, bilirkişi raporu dosya içeriğine uygun bulunmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup bu süre dışında kalan zarar bölümünün ise zamanaşımına uğradığı, dolayısıyla eldeki munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre nazara alınarak bu dönem için davacı alacaklının maruz kaldığı zarar miktarından, elde ettiği faiz gelirinin mahsubu gerektiği, dosya içeriğine uygun 25.02.2015 günlü bilirkişi ek raporunda mütalaa edildiği üzere dava konusu dönemde davacının hesaplanan munzam zarar tutarının, aynı dönemde elde edilen temerrüt faizinden daha az olduğu, sonuç olarak davacının talep edebileceği munzam zarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Haksız fiil tarihinden itibaren yasal süre içerisinde asıl dava ile munzam zarar isteğinin mahkemeye iletilmiş olduğunu, ancak munzam zarar isteminin bu aşamada dinlenme koşulları bulunmadığından bu yöne ilişkin talebin reddine karar verildiğini, verilen kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, bu durumda müvekkili bakımından zamanaşımının başlangıcının, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının icra takibine konulduğu ve bu takip sonucu paranın tahsil edilmiş olduğu 19.08.2010 tarihi olması gerektiğini, müvekkili bakımından munzam zarar isteği yönünden zamanaşımının sözkonusu olmadığını,
2.Mahkemece, davanın açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre nazara alınarak zarar miktarının belirlenmesi gerektiğine işaret edilmişse de, zararın tespitinde hangi tarihin esas alınacağının belirtilmediğini, ancak genel hükümlerden hareket ile zararın hesaplanacağı tarihin, haksız fiil tarihi olan 30.10.1997 olması gerektiğini, bir an için yerel Mahkemenin kararında işaret edildiği gibi dava tarihinden geriye doğru on yıllık süre için munzam zararın istenebileceği kabul edilse bile, zararın tespitinde haksız fiil tarihinin nazara alınması ve bu tarihten dava tarihine kadar geçen süreye göre munzam zararın belirlenmesi, bilahare belirlenen bu miktardan zamanaşımına uğrayan döneme ilişkin miktarın düşülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 818 sayılı Kanun’un 105 inci maddesine dayanan munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak zamanaşımı süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun’un 105 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.