YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9187
KARAR NO : 2023/2888
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2161 Esas, 2021/1560 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/362 E., 2019/290 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ….. ile davalı vekili Av…….dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Yasoo Health Limited (Yasoo) arasında 08.07.2014 tarihinde imzalanan distribütörlük/ tek satıcılık sözleşmesi uyarınca müvekkilinin AquADEKs markalı ürünlerin de dahil olduğu tıbbî amaçlı diyet takviyesi ürünlerinin pazarlanması amacıyla 31.12.2017 tarihine ve ardından birer yıllık uzama süreleri ile münhasır yetkilendirildiğini, sözleşmeye göre Yasoo’nun sözleşmeyi tamamen veya kısmen üçüncü bir kişiye ancak müvekkilinden alınacak yazılı bir onay ile devredebileceğini, Yasoo’nun devir için onay istediğini, müvekkilinin cevap vermediğini, ikinci bildirimde malvarlığının Actavis veya onun iştiraklerinden bir veya birkaçı tarafından devralınacağının ifade edildiğini, bildirimlerdeki ağır koşullar sebebiyle müvekkilinin hiçbir icazet vermemesine rağmen davalıya devrin gerçekleştirildiğini, bu gelişmelere rağmen müvekkilinin dünyanın en büyük ilaç firması olan davalının sözleşmeden doğan edimleri ifa edeceğine dair inancının koruduğunu, ancak davalının AquADEKs ürünlerini başka kanallarla Türk Eczacılar Birliğine ulaştırdığını, AquADEKs ürünlerinin Yasoo’nun malvarlığının yaklaşık %95’ini oluşturduğunu, bu ürüne ilişkin tüm faaliyetlerin davalı şirketçe yürütüldüğünü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca ticari işletmenin neredeyse tamamını devralan davalının müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6012 sayılı Kanun) 121 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında müvekkilinin zararının tazmininin gerektiğini, sözleşmenin belirsiz süresi düzenlendiği ve tarafların uzun süren bir ilişki iradesini taşıdığını, ilk üç yıl için minimum sipariş miktarı hususunda sözleşmede anlaşmaya varıldığını, ürünün sözleşme tarihinde ruhsatsız ilaç kategorisine girdiğini, müvekkilinin ruhsat için çabalayıp masraf yaptığını, ancak bunların sonuçsuz kaldığını, yine davacının irtibat ve deneyimi ile Yasoo ve devamında davalıya büyük bir pazarın kapısını açtığını, ancak faaliyet gösterme ve satış hakkının davalının hukuka aykırı eylemleri ile elinden alındığını, itibar kaybına uğradığını ileri sürerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi uyarınca sözleşmenin ihlali dolayısıyla uğranılan müspet zararın ve sözleşme gereği gibi ifa edilseydi uğranmayacak olan zararların tazmini için şimdilik 5.000,00 TL tutarındaki maddi tazminat talebinin 6102 sayılı Kanun’un 121 inci, 6098 sayılı Kanun’un 112 ve 202 nci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddeleri uyarınca dava tarihinden itibaren işlemiş Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faizi ile birlikte kabulünü, şimdilik 5.000,00 TL manevi zarar talebinin kabulünü, 6102 sayılı Kanun’un 122 nci maddesi uyarınca tespit edilecek denkleştirme tazminatının kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmedeki Londra tahkim şartı sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini, İngiliz hukuku uygulanacağının kararlaştırıldığını, ihlal iddiası kabul edilse bile ihlali gerçekleştirenin müvekkilinin değil Yasoo olduğunu, bu sebeple davanın husumetten reddini talep ettiklerini, müvekkilinin dava konusu sözleşmeyi, Yasoo’nun işletmesini, malvarlığını devralmasının söz konusu olmadığını, sadece AquADEKs ürünü satın aldığını, halen varlığı devam eden Yasoo’nun sözleşmedeki borçlarının davalıya geçemeyeceğini, 6098 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, ürünün satın alınmasından sonra da ürünle ilgili çeşitli sorunların ortaya çıktığını, müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplerle AquADEKs ürününün Türkiye’ye tedarik edilemediğini, ifanın imkansızlaştığını, davacının başka kanallarla Türkiye pazarına tedarik edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müspet ve menfi zararın birlikte istenemeyeceğini, denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, malvarlığına bağlı tek satıcılık sözleşmesinin de bu malvarlığıyla birlikte davalıya devredildiği veya davalının bu sözleşmeyi dava dışı Yasoo’dan devraldığı veya Yasoo ile davalı arasında borç ilişkisinin nakli-borç ilişkisinin iç üstlenilmesine dair bir sözleşme bulunduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, davacı ile davalı arasında borç ilişkisinin dış üstlenme yoluyla davalı tarafından üstlenildiğine dair bir sözleşme ilişkisi bulunmadığının da tarafların kabulünde olduğu, davacının sözleşmeye aykırılık nedeniyle, ayrıca (sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olması hasebiyle) sözleşme ilişkisinin uygulanamaz hale gelmesine neden olacak şekilde sona ermesine neden olan dava dışı sözleşme akidinden talep edebileceği nitelikteki zarar taleplerinin 6098 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi kapsamında davalıya yöneltilmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun’un 202 ve 205 inci maddelerinin yanlış yorumlandığını, devrin devreden firmanın malvarlığı ile birlikte aktifinin %95’ini oluşturan ürünlere ilişkin tek satıcılık sözleşmesini de kapsadığını, devredilen AquADEKs marka ilaçların Yasoo’nun aktifinin %95’ini teşkil ettiğini, tek satıcılık sözleşmesinin yegane konusunun davalıya devredildiğini, bu durumda davalının sözleşmeyi de devraldığının kabulünün gerektiğini, aynı kimseye bir sözleşmeden doğan tüm alacakların devri ve borçların naklinin sözleşmenin devri hükmü taşıdığını, tarafların haberdar dahi olmadıkları borçların dahi devralana geçtiği gözetildiğinde münhasırlık tanıyan bir sözleşmenin evleviyetle devralana geçeceğini, kaldı ki devreden Yasoo’nun müvekkiline sözleşmenin davalıya devredileceğini bildirdiğini, davalının kötü niyetle Yasoo ile sözleşmesini sunmadığını, müvekkilinin ispat külfetini yerine getirmediği yönündeki değerlendirmenin usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, 6100 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin işletilmesi gerektiğini, buna rağmen kabul edilebilir bir mazeret sunulmadan belgenin ibraz edilmemesi halinde belgenin içeriği konusunda beyanlarının kabulü yerine davalı lehine değerlendirmenin doğru olmadığını, borcun muacceliyet kazandığını, davalının malvarlığına dahil olduğunu, ürünlerin davalı dışındaki firmalarca tedarikinin satışın davalı tarafından yapılmadığı sonucunu doğurmayacağını, ürünlerin sözleşmeye aykırı şekilde üçüncü kişilere satıldığını, üst tedarikçinin müzekkere cevabındaki listede görünmesinin beklenemeyeceğini, kâr mahrumiyetinin müspet zarar teşkil ettiğini, denkleştirme tazminatının menfi zarar teşkil ettiğine dair hatalı tespit yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı Yasoo arasında yapılan 08.07.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 42 nci maddesinde, işbu sözleşmenin şahsen taraflar arasında olduğu, diğer tarafın yazılı rızası olmadan ya da işbu sözleşmede aksi belirlenmedikçe tamamen veya kısmen temlik edilemeyeceği veya devredilemeyeceğinin düzenlendiği, dava dışı firma tarafından davacı şirkete başvurularak sözleşmenin devrine onay verilmesinin talep edildiği, ancak davacının devre onay vermediği, Mahkemece yazılan müzekkerelere verilen cevaplardan, davacının sözleşmenin de devredildiğini öğrendiğini ileri sürdüğü dava dışı Yasoo’nun internet sitesindeki tarihsiz duyuru tarihinden dava tarihine kadar Türkiye’ye anılan ürünle ilgili teminlerin davalı dışındaki firmalar vasıtasıyla yapıldığı, Mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğu, tek satıcılık sözleşmesinin davalıya devredildiği davacı tarafça savunulduğundan sözleşme devrinin davacı tarafça ispatlanması gerektiği, davalı tarafça sözleşmenin bulunamadığı belirtilerek ibraz edilmemesi üzerine, davacı vekilince sunulan dilekçeyle, davalı ile dava dışı firma arasında yapılan sözleşmeye delil olarak dayanmadıklarını, bu nedenle yurtdışına müzekkere yazılmamasını istediklerini beyan edildiği nazara alındığında Mahkemece 6100 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca işlem yapılmamasının bir eksiklik olarak kabul edilemeyeceği, tek satıcılık sözleşmesinin davalıya devredildiği davacı tarafça ispatlanamadığından, sözleşme tarafından istenebilecek nitelikteki taleplerin davalıya yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının devir sözleşmesini sunmamasının sonuçlarının haksız ve hatalı şekilde müvekkiline yüklendiğini, davalının bilerek sözleşmeyi ibraz etmediğini, 6100 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin işletilmesi gerektiğini, ilgili sözleşmenin yurt dışından celbi sürecine girilmemesi, davanın daha fazla sürüncemede kalmaması, müvekkilinin her geçen gün artan zararının daha da katlanarak artmasına sebebiyet verilmemesi amaçlarıyla talep edildiğini, sözleşmenin daha hızlı bir şekilde sorulması ve temini mümkün olacak yurt içi kurumların ise detaylı bir şekilde ifade edildiğini, hatalı yorumun davalı tarafından Yasoo ile arasında akdedilen devre ilişkin sözleşmenin dosyaya kasten ibraz edilmemesi neticesinde, müvekkilinin devir iddiasını ispatlayamadığı şeklindeki hatalı sonuca sebebiyet verdiğini, ibrazı istenen belgenin davalı tarafından sunulmaması durumunda müvekkilinin beyanlarına itibar edilmesi gerekirken davalı lehine değerlendirilmesinin hukuka aykırılık taşıdığını, dava dışı Yasoo’nun davalıya satılacağını, böylece sözleşmenin de devredileceğini bildirdiğini, internet sitelerinde devrin ilan edildiğini, uyuşmazlıkta sözleşmenin devrine ilişkin 6098 sayılı Kanun’un 205 inci maddesinin değil malvarlığının devrine ilişkin 202 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, devredilen AquADEKs marka ilaçların Yasoo’nun toplam aktifinin %95’ini teşkil ettiğini, devreden firma ile müvekkili arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin yegane konusunu oluşturan ürünün haklarının davalıya devredildiğini, bu ürüne ilişkin tek satıcılık sözleşmesinin de 6098 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca davalı tarafından devralındığının kabulünün gerektiğini, tarafların haberdar dahi olmadıkları borçların dahi devralana geçtiği gözetildiğinde münhasırlık tanıyan bir sözleşmenin evleviyetle devralana geçeceğini, devreden Yasoo’nun müvekkiline sözleşmenin davalıya devredileceğini bildirdiğini, devre ve sözleşmeye konu ürünlerin davalı dışındaki firmalarca tedarikinin satışın davalı tarafından yapılmadığı sonucunu doğurmayacağını, üst tedarikçinin müzekkere cevabındaki listede görünmemesinin davalının Türkiye’ye ürün tedariki yapmadığı şeklinde yorumlanamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun’un 202 nci ve 205 inci maddesi, 112 vd. maddeleri.
3. 6102 sayılı Kanun’un 121 inci maddesi,
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.