Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9194 E. 2023/3074 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9194
KARAR NO : 2023/3074
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/859 Esas, 2021/1195 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/474 E., 2018/1203 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av……. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Invensys IMO’nun iştiraki olan Wonderware ile bu şirkete ait lisanslı ürünlerin Türkiye sınırları içinde pazarlanması, nihai kullanıcılara satılması, kurulumu ve bu ürünlere ilişkin teknik destek sağlanması amacıyla “Wonderware Dağıtım Sözleşmesi” imzaladığını, yine müvekkilinin davalı ile davalının üçüncü kişilerle akdettiği sözleşmeler uyarınca öngörülen mal ve hizmetlerin davacı tarafından tedarik edilmesine ilişkin “Müşteri Çözümleri Sözleşmesini” akdettiğini, davalının müşterisi olan Brisa için hazırlanacak olan bir yazılım projesinde müvekkilinin aktif rol aldığını, hatta Wonderware yetkilisi tarafından 25.05.2009 tarihinde müvekkiline proje bedelinin taraflar arasında paylaşımına ilişkin mail gönderildiğini ve iki ödeme modelinden birinin seçileceği konusunda mutabık kalındığını, 2009 yılında taraflar arasındaki proje detaylarının görüşülmesine devam edildiğini ancak otomotiv sektörünü etkileyen kriz nedeniyle projenin bir süre askıya alındığını, 2010 ve 2011 yıllarında belirtilen taraflar arasındaki görüşmelerin devam ettiğini, müvekkili tarafından Brisa’ya teknik destek verildiğini, bu hizmetlerin davalı üzerinden nihai müşteri olan Brisa’ya sunulduğunu, müvekkilinin bu şekilde 2006 yılından bu yana davalı ve Brisa’ya ürün, hizmet, yazılım ve mühendislik desteği verdiğini, sözleşmenin tekrar gündeme alınması aşamasında müvekkilinin aniden proje dışında bırakıldığını, davalının Invensys şirketini sözleşmenin ihlali ve sona erdirmeye yönlendirmesiyle, müvekkilinin dağıtım sözleşmesinin feshedildiğini ve ardından davalı ile yeni bir dağıtım sözleşmesi yapıldığını, yine davalının müvekili bünyesinde çalışan mühendislere iş teklifi götürdüğünü, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkiline gönderilen e-postadaki modellerden birinin benimsenmesi halinde müvekkilinin elde edeceği kâr ve “Wonderware Dağıtım Sözleşmesi”nin devamı süresince elde edilecek distribütörlük kazancının davalıdan tahsilini gerektiğini ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile dava dışı şirket arasındaki ilişkideki yaşanan olayların müvekkili ile ilgisi olmadığını, müvekkilinin davalıyı kötülemediğini, sözleşmenin feshi için herhangi bir girişiminin bulunmadığını, sözleşmeye aykırı şekilde davacı çalışanlarını işe almadığını, iş teklifi götürmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Wonderware ürünlerinin üçüncü kişi konumundaki şirketlere tedarikinde 2011 yılında bazı sorunlar yaşandığı, dava dışı Brisa şirketi ve diğer bazı tüketici firmaların lisans sahibine şikayet başvurularının bulunduğu, dava dışı Brisa şirketi tarafından Invensys yetkilisine gönderilen e-postada doğrudan ilişki kurma isteği ve ayrıca tedarikçi firma ile sorunlar yaşandığının belirtildiği, bu durumda dava dışı Brisa şirketinin yönelttiği şikayetin 6762 sayılı Kanun’un 57 nci maddesi anlamında davacıyı kötüleme olarak kabul edilmeyeceği, davacı ile dava dışı lisans veren Invensys arasındaki sözleşmenin tedarikçi davacının hizmetindeki yetersizlikten dolayı sonlandırıldığı, davalının etkisinin olmadığı, davalının eylemi ile davacının kâr kaybına dayalı zararı arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacı tarafından ayrıca portföy (denkleştirme) isteminde bulunulmuş ise de bu istemin dava dışı Invensys şirketine yöneltilmesi gerektiği, bu konuda davalıdan istemde bulunulmayacağı, davalının davacı çalışanlarına iş teklifi götürdüğü ve bu şekilde kendi şirketinde çalıştırarak davacı şirketi zarara uğratmayı amaçladığı iddiasının inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, dinlenen tanık anlatımları ve dosya kapsamı delillere göre davalının haksız rekabet sayılabilecek eylemi ile davacı ve dava dışı Invensys firması arasındaki sözleşmenin feshine neden olduğu iddiası kanıtlanamadığından davalının davacının zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kök rapor ile ek rapor arasında çelişki bulunmasına rağmen yeni bir heyetten rapor alınmadan son ek raporun değerlendirme bölümü ile çelişen sonuç bölümüne göre karar vermesinin hatalı olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılan davada bilirkişi tarafından tazminat miktarının 2.025.928,76 TL olarak belirlenmesi üzeren dosyanın heyete tevdi edildiğini, heyetçe davalı itirazları ve davacı cevapları incelenerek değerlendirmesi gerekirken dosyanın ek rapor için hukukçu bilirkişiye verildiğini, hukukçu bilirkişinin ilk rapordaki görüşleriyle ve değerlendirme bölümündeki görüşlerinin aksine sonuç kısmında muğlak hukuki görüşler ortaya koyduğunu, hukukçu bilirkişinin doğrudan değerlendirme yaparak mahkeme yerine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının piyasadaki hakim durumunun buna neden olduğunun düşünüldüğünü, davalının haksız rekabeti sebebi ile ezilen ve piyasada önemli pozisyonunu kaybeden müvekkili lehine gelen rapordan sonra rapora güvenilerek müddeabihin artırıldığını, bu kararla müvekkilinin hakkını alamadığı gibi büyük miktarda vekâlet ücreti ödemek zorunda kaldığını, mahkemenin 20.03.2018 tarihli duruşma tutanağında bilirkişiye davalı vekilinin 19.2.2016 tarihli ve 25.5.2017 tarihli bilirkişi raporlarına itirazlarının cevaplandırılması için görev verildiğini, ancak bilirkişilerin davalının itirazlarını cevaplayamayacağını, davalının itirazlarının ancak davacı tarafından cevaplandırılabileceğini, raporda müvekkilinin alacağının belirlenmesinden sonra sözleşmenin, dava ile ilgisiz şekilde davacının bazı hatalı davranışları nedeniyle feshedildiğinin yazıldığını, müvekkilinin bazı elektronik yazışmalarının hatalı yorumlandığını, davacının Invensys ile problemlerinin sebebi olarak bilirkişi tarafından hatalı kullanıldığını ve yapılan itirazın dikkate alınmadığını, davalı tanığı …’ın yeterli büyüme olmadığı için Invensys (Wonderware)’in distribütörlüğü davalıya teklif edildiğine ilişkin beyanının gerçeği yansıtmadığını, bu kişinin Sabancı Holding’in üst düzey yöneticiliğini yaptığını, davalının Brisa yazılım yenileme projesi arifesinde Wonderware’i distribütörlüğe ikna ettiğini, müvekkilinin uyarılarına ve kâr kaybının karşılanması gerektiğinin bildirilmesine rağmen davalının Wonderware ile ikili ilişkisini sürdürmeye devam ettiğini, resmi sözleşmenin imzalanmasından önce de fiili olarak distribütörlüğe başlandığını, davacı ile davalı arasındaki işbirliğinin, davacının, Invensys distribütörlüğü öncesinde başladığını, SCADA ve Otomasyon konularında bilgi birikimi olmayan Bimsa’nın bu konularda davacı ile iş birliği yaptığını, davacının işletmesinde çözülmesi gereken üretim problemleri EST ile paylaşarak SCADA ve Otomasyon ayağında 1998 yılında müvekkilinden yardım talep ettiğini, müvekkilinin Invensys distribütörü olarak 10 yıl faaliyet göstererek Invensys Türkiye pazarını yaklaşık on kat genişlettiğini, Invensys’in Türkiye’de bu konuda ihtisası olan başka bir firma yerine davacıyı seçmesinin sorgulanması gerektiğini, davacının Brisa projesinin yenilenme projesini baskı unsuru olarak kullanarak müvekkilini ticari hayatın dışına ittiğini, davacının bu konudaki ticari ortaklığı ve Brisa satışı konusundaki baskısı nedeni ile Invensys’i teşvik ettiğinin çok açık olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra daha yetkin bir şirketin distribütör olarak seçilmesi halinde haksız rekabetin gündeme gelmeyeceğini, sonradan projeyi yürütemeyen davacının distribütör olarak seçilmesinin haksız rekabetin açık kanıtı olduğunu, davalının Invensys’in distribütörü olduğu dönemde müvekkilinin portföyü dışında başka yeni işler yapıp yapmadığının tespit edilmediğini, davalı defterlerinin incelenmesi halinde davalının Invensys’in, Türkiye pazarını genişletmediğini ve müvekkilinin müşterileriyle ticari faaliyetine devam etmesinin haksız rekabetin kanıtı olduğunu, uzman görüşünün değerlendirilmediğini, uyuşmazlıkta davalının haksız rekabet teşkil eden fiili ile müvekkili ile Invensys arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesi sonucu arasında illiyet bağının bulunduğunun açık olduğunu, bu hususun dinlenen tanık anlatımlarıyla ortaya çıktığını, istinaf incelemesi sırasında duruşma açılarak dosyanın ticaret hukuku uzmanlarından oluşan bir heyete tevdi edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı çalışanlarını işe aldığını veya işe almayı teklif ettiğini iddia etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmede iş görüşmesinin ihlal olarak öngörülmediği, işe alınmanın ihlal kapsamında değerlendirildiği ve davalının davacının çalışanını işe aldığı kanıtlayamadığı, uzman görüşünün teknik bir konuya ilişkin olmayıp hukuki meseleye ilişkin olduğu, davalının haksız rekabet eyleminin bulunup bulunmadığının tespitinin mahkemeye ait bir yargılama faaliyeti olduğu, hukuki konuya ilişkin uzman görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı, dinlenen tanık beyanlarında somut olarak sözleşmenin sona ermesine neden olan bir davacı eyleminin belirlenememiştir.emediği, buna karşın bilirkişi kurulunca değerlendirilen bir kısım e-postalarda davacının lisans sahibi Invensys firmasının diğer müşterilerinden bir kısım şikayetler geldiği, bu kapsamda davalının yüklenicisi olduğu Brisa şirketinin de şikayetlerini Invensys şirketine aktardığına dair açıklamalar bulunduğu, ancak ayrı bir şirket olan Brisa şirketinin eylemleri ile davalının sorumlu tutulamayacağı, sözleşmenin feshinden sonra davalı ile dava dışı şirket arasında distribütörlük sözleşmesi yapılmasında da başlı başına davalının eylemlerinin etkili olduğunun kanıtlanmadığı, nitekim Invensys şirketinin satış müdürünün davacının satış performansından memnun olunmadığının Invensys şirketi tarafından kendilerine bildirildiğinin beyan edildiği, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesinin hükmünün yeterli gerekçeyi içerdiği, acentelik sözleşmesinin fesihiyle davalının eylemleri arasında uygun illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki distribütörlük sözleşmesinin davalının haksız eylemleri nedeniyle yenilenmeyip sonlandırıldığı iddiasına dayalı haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı zararın tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.