Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9208 E. 2023/2889 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9208
KARAR NO : 2023/2889
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1297 Esas, 2021/1209 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/111 E., 2018/308 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çalışanı olan davalının ihbar sürelerine uymadan 09.05.2012 tarihli dilekçe ile istifa sonucu işten ayrıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 10 uncu maddesi uyarınca davalının tek yanlı istifa etmesi halinde iki yıllık ücreti kadar tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, 22.08.2011 tarihinde NT Isıtma ve Soğutma- … unvanlı firmayı kurup müvekkili ile aynı iş kolunda ısıtma soğutma cihazlarının ticaretine başladığını, böylece hem ihbar tazminatını hem de rekabet yasağına aykırılık sebebiyle sözleşmesel tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürerek şimdilik 100,00 TL ihbar tazminatı ile 100,00 TL sözleşmesel tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 01.06.2017 tarihinde 280.080,00 TL üzerinden harç ikmal etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkilinin fesihten sonra davacı işverende çalışmaya devam ettiğini, davalının emeklilik hakkı doğduğunu, sözleşmedeki cezai şart koşulunun coğrafi olarak yurt içinde başka işyerinde çalışılamayacak hale getirdiğini, anayasal çalışma özgürlüğünün sözleşme ile kısıtlanamayacağını, işçi aleyhine tek taraflı cezai şartların geçersiz sayıldığını, müvekkilinin firmasının sadece 4 adet fatura kestiğini, onların da başka alana ilişkin olduğunu, rekabet yasağının ihlal edilmediğini, cezai şart ve ihbar tazminatı şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 09.05.2012 tarihinde istifa ettiği, henüz çalışırken NT Isıtma ve Soğutma … firmasını kurduğu, davadan yaklaşık 13 ay sonra 01.08.2013 tarihinde de Danfoss Otomasyon ve Kon. Ür. Tic. Ltd. Şti.’nde çalışmaya başladığı, NT Isıtma ve Soğutma … firmasının sadece birkaç iş için kurulduğu, davacı ile rekabet edebilecek satış yapmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 396 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında özen ve sadakat yükümünün düzenlendiğini, sadece şirket kurmanın yeterli görülemeyeceği, faaliyet ve müşterilerin de rekabete dahil olması gerektiği, davalının firma kurduğundan davacının haberdar olduğunun da muhtemel olduğu, bozma ilamında 6098 sayılı Kanun’un 444 vd. maddelerinde düzenlenen fesihten sonraki rekabet yasağına aykırılık konusuna değinildiği, davalının başka bir firmada çalışmak üzere istifa ettiği ve derhal çalışmaya başladığı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, dava tarihi itibariyle davalının aynı alanda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmadığı, her davanın açıldığı tarih itibariyle değerlendirilebileceği, zaten dava dilekçesinde davacının başka bir firmada çalıştığının iddia edilmediği, sözleşmede istifa halinde doğrudan doğruya tazminat öngörülmediği, davalının çalışırken aynı alanda faaliyet gösteren şirket kurmasının ancak sadakat borcunun ihlali olarak değerlendirilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sözleşmeye riayet etmediğini, iş aktini kendisinin feshettiğini, şirket bilgilerine vakıf olduğunu, hem çalışma süresi içinde kendi firmasını kurarak hem de ayrıldıktan sonra rakip firmada çalışarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, Mahkemenin iş mahkemelerini görevli kabul ettiği halde görevsizlik kararı vermeyip davayı esastan reddetmesinin yerinde olmadığını, cezai şart isteme koşullarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının henüz davacı şirketteki işinden ayrılmadan evvel iş akdinin devamı sırasında NT Isıtma ve Soğutma … ünvanlı iş yerini kurduğu, iş sözleşmesinin 10 uncu maddesinin iş akdinin feshinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağını düzenlediği, davalının kurduğu bu firmanın sadece 4 adet fatura kestiği, düzenli bir faaliyetinin bulunmadığı, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, dava tarihinden sonraki bir döneme ait olan iddianın eldeki dava dosyasında karara bağlanamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; üst düzey yönetici sıfatını taşıyan, gizli ve rekabete esas bilgilere vakıf olan davalının müvekkilinde çalışırken gizlice aynı sektörde faaliyet gösteren firma kurduğunu, bu firma üzerinden ihracat yaptığını, kendi isteğiyle fesihten 15 ay sonra da rakip şirkette çalışmaya başladığını, iki ayrı şekilde iş sözleşmesini ihlal ettiğini, davalının kurduğu işyerinin faal olup olmamasının önem arzetmediğini, çoğun içinde az da vardır kuralı gereği işten ayrılmadan sonra aynı sektörde faaliyeti yasaklanan davalının bu yükümünün çalışma süresini de kapsayacağını, yerel Mahkemenin görevsiz olduğuna kanaat ettiği halde görevsizlik kararı vermeyip davayı esastan reddetmesinin usul hükümlerine aykırılık taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Kanun’un 396 ncı ve 444 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’la (5236 sayılı Kanun) yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği düzenlenmiştir.

2.Somut uyuşmazlıkta, kanun yoluna başvurulan İlk Derece Mahkemesince verilen karar 17.04.2018 tarihli olup kural olarak istinaf kanun yoluna tabi ise de, öncesinde işbu davanın davalısı tarafından bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebiyle İstanbul 12. İş Mahkemesinin 2012/590 E. sayılı dosyası ile açtığı davada, işveren tarafından da 17.07.2012 tarihinde karşı dava açılıp ihbar tazminatı ve cezai şartın tahsili istenmiş, Mahkemece esas hakkında verilen 31.12.2014 tarihli hükmün taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.06.2016 tarih ve 2015/4203 E., 2016/45796 K. sayılı kararı ile tarafların diğer temyiz itirazları reddedilmiş, davalı-karşı davacının karşı dava ile, davacı-karşı davalının iş sözleşmesi ile kararlaştırılan rekabet etmeme yasağına aykırı davranması nedeniyle cezai şart tazminatı talep ettiği, bu istemle ilgili ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, Mahkemece tefrik kararı verilerek, mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş, İş Mahkemesince bozmaya uyulup önce tefrik kararı, ardından görevsizlik kararı verilmiş, dosya görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş, Mahkemece de yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hüküm tesis edilmiştir.

3.Bu haliyle, Bölge Adliye Mahkemesinin göreve başlama tarihinden önce ilk derece mahkemesince niteliği ne olursa olsun nihai bir karar verilmiş olmakla, dosyada esas hakkında verilecek kararlara karşı kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolu istinaf değil, temyiz kanun yolu olup, Bölge Adliye Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 17.04.2018 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf incelemesine tabi tutarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi doğru değildir. Bu nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli, 2021/1297 E., 2021/1209 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile temyiz incelemesinin yapılmasına karar verilmiştir.

4. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına iş sözleşmesinin düzenlenme tarihi ve davalının yeni işyerinde çalışmaya başladığı iddia olunan tarih itibariyle uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı TBK 444 vd. maddelerinin uygulanacak olmasına, iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin 10. maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsaması nedeniyle çalışma özgürlüğüne ve akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırılık taşıdığından cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün batıl sayılmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak istinaf başvuru dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilip temyiz incelemesinin yapılmasına,

2.Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1.Dava, ayrılan işçinin rekabet yasağına aykırı davranışı sebebiyle cezai şart alacağı istemine ilişkindir.

2.Somut olayda, davalının davacıya ait işyerine iş sözleşmesi ile “satış direktörü” sıfatıyla çalışması nedeniyle davacının iş ve ticari sırlarını bilecek ve ona zarar verebilecek bir pozisyonda iken, “başka bir şirkete geçmek” amacıyla 09.05.2012 tarihinde dilekçe vererek işinden ayrıldığı ve aynı iş kolunda (ısıtma/soğutma sistemleri) henüz 2 yıllık süre dolmadan 01.08.2013 tarihinde başka bir işyerinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı anlaşılmakla, İş Sözleşmesi’nin 10. maddesinde öngörülen “… çalışanın iş bu sözleşmenin feshinden sonraki 2 yıllık dönemde eşdeğer bir pozisyonda ve sorumlulukta, aynı branşta çalışan bir başka şirkette görev alamaz” maddesinin ihlal edildiği ve Dairenin;, fiili zarar oluşmasının şart olmadığı, zarar tehlikesinin varlığının yeterli olduğuna ilişkin (08.05.2023 tarih 2021/7731 E. ve 2023/2780 K.) yerleşik uygulaması ve geniş coğrafi sınırı hakimin 6098 s. TBK’nın 445/2 uyarınca sınırlayabilecek olması ve davalının aynı coğrafi yerde (ilde) çalışmaya başlamış olması karşısında davanın kabulünün gerektiğini düşündüğümden davanın reddi kararını onayan Daire çoğunluk görüşüne katılmıyorum.