YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1006
KARAR NO : 2023/4146
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortalı dava dışı Oba Food..A.Ş. ile müvekkili şirket arasında ihracat sevkiyatlarının sigortalanması için 16.02.2018-2019 tarihli Sigorta Poliçesinin imzalandığını, sigortalının emtiaların Mersin Limanı’ndan Malabo’ya kadar taşınması için 3 adet konteyneri davalıya teslim ettiğini, konteynerlerin 20.03.2018 tarihinde gemiye yüklendiğini, geminin 29.05.2018 tarihinde Malabo’ya vardığında konteynerlerden birinin içindeki emtiaların ıslak olduğunun görüldüğünü, akabinde alınan ekspertiz raporunda ve survey raporunda konteynerlerde oluşan deliklerden sızan sular nedeniyle 2340 koli makarnanın ıslanarak zayi olduğunun tespit edildiğini, sigortalıya 06.07.2018 tarihinde ödenen 11.995,38 USD’nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesi gereği müvekkiline ödenmesi talebinin davalı şirket tarafından red edildiğini, müvekkili tarafından başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşımayı fiilen gerçekleştiren Nile Dutch firmasının acentesi olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın taşıyana izafeten açılması gerektiğini savunarak davanın öncelikle husumet yokluğundan reddini, aksi halde davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … Denizcilik’in dava konusu taşımayı üstlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalı tarafın konişmentoyu acente sıfatıyla imzaladığı, davalı acentenin 6102 sayılı Kanun’un 1238 inci maddesi gereğince taşıyan sayılamayacağı, 6102 sayılı Kanun’un 105 inci maddesi uyarınca acenteye ancak taşıyana izafeten dava yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hasarın davalı tarafça kusurlu olarak gerçekleştirilen taşıma işinden kaynaklandığını, 6102 sayılı Kanun’un 1472 nci maddesi kapsamında davalı şirkete rücu hakkı bulunduğunu, konişmentoyu davalının imzaladığını, navlun faturasının Catoni Deniz İşleri A.Ş. tarafından bizzat kendi adına düzenlendiğini, 6102 sayılı Kanun’un 1138 nci maddesi anlamında taşıma sözleşmesinin dava dışı sigortalı ile davalı firma arasında kurulduğunun sabit olduğunu, akdi taşıyan sıfatının bulunduğunu, bir an için taşıma işinin Neil Dutch firması tarafından yapıldığı düşünülse dahi davalının Neil Dutch firmasını temsile yetkili olduğu hususlarının davalı tarafça kabul edildiğini belirterek kararın ve ek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan konişmentoya göre dava konusu taşımanın Mersin Limanı’ndan Malabo Limanına gemi ile yapıldığı, konişmentonun taşıyıcı firma Nile Dutch adına acente sıfatıyla davalı …Ş. tarafından imzalandığı, 6102 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabileceği, 6102 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de dikkate alınarak doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve davanın gerçek sorumlu olana yöneltilmediği, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 6102 sayılı Kanun’un 1472 nci maddesi gereğince ödediği hasar tazminatını davalı şirkete rücu hakkının bulunduğunu, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu, davalının konişmentoyu imzaladığını, bu nedenle akdi taşıyan vasfını haiz olduğunu, davanın doğrudan acenteye açılması halinde mevcut olay ve dosya kapsamında davalının acente olduğu hususunun kabul edilebildiği halde acentenin taraf sıfatının kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen arabuuculuk ücretinin kabulünün de mümkün bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı … şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalının sorumluluğunda taşınması sırasında oluştuğu iddia edilen emtiadaki hasar nedeni ile davacının sigortalıya ödediği hasar bedelinin 6102 sayılı Kanun’un 1472 nci maddesi gereği davalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.