YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1094
KARAR NO : 2023/927
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/418 Esas, 2021/771 Karar
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … ile aralarında düzenlenen 15.10.1998 tarihli kredili mevduat hesabı sözleşmesine istinaden davalıya 2.500,00 TL bedelli kredi verildiğini, diğer davalının kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcu teminat altına aldığını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi sebebiyle davalılara ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek dava tarihi itibarıyla 3.780,39 TL ana para olmak üzere toplam 68.071,92 TL alacağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek %153 faizi ile tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; kredinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkili eli ürünü olmadığını, davacı bankanın verdiği ibraname gereğince müvekkilinden alacağının olmadığını, banka yetkililerinin imzası bulunan kasa ödeme dekontları ve ibranamenin sahteliği kanıtlanmadığı sürece müvekkilinden alacak talep edilemeyeceğini, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 E. sayılı dosyasındaki kararın, zararın banka çalışanlarından tahsiline yönelik olması sebebiyle müvekkilinden alacak talep edilemeyeceğini, davacı çalışanlarının yaptığı usulsüzlüğün müvekkillerine yıkılmaya çalışıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; asıl borçlunun hiçbir zaman bankadan kredi kullanmadığını, yapılan usulsüz işlemler ile ilgili İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 E., 2009/201 K. sayılı dosyasından karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onandığını, kredilerin banka personeli tarafından usulsüz olarak bankaya gidilmeden, kredide adı geçen şahıslara kullandırılmadığının karar ile belirlendiğini, kredi sözleşmelerindeki asıl borçlu imzalarının ve dekontlardaki imzaların da birbirini tutmadığını, asıl borçlu açısından borç doğmadığından müvekkili açısından da borcun doğmadığını, benzer davalarda davanın reddine karar verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, durumdan haberdar olduğu hâlde davayı ikame ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 04.07.2017 tarih, 2016/803 E. ve 2017/906 K. sayılı kararı ile davacı banka çalışanları ile dava dışı F. Profil Otomotiv Yan Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin usulsüz işlemlerle kredi yeterliliği olmamasına rağmen şirket çalışanları üzerinden kredi tahsis işlemleri yaptıkları, banka çalışanlarının söz konusu eylemlerinden dolayı nitelikli zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 E., 2009/901 K. sayılı dosyası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, benzer nitelikteki birçok davada kredi işlemlerinde davalıların sorumlu tutulamayacağına dair yerel mahkeme kararlarının Yargıtayca onandığı, bir an için davalıların kredi kullandığı kabul edilse dahi – ki banka teftiş raporları ve kesinleşen mahkeme kararları göz önünde bulundurulduğunda kabulü mümkün değildir – yine birçok kararda hükme esas alınan davacı bankanın Sirkeci Şubesi tarafından düzenlenmiş ve davaya konu krediyi de içine alan 15.06.1999 tarihli belge dikkate alındığında, çekilen kredinin kapatıldığına ilişkin kendi çalışanlarınca düzenlenmiş belge mevcut olmasına rağmen usulsüz işlemlerle kapatma işleminin yapıldığının davalılara karşı ileri sürülemeyeceği, bu yönden imza incelemesinin de esasa etkili olmayacağı, davacının kendi çalışanlarının usulsüz işlemlerine dayalı davalıların sorumluluğuna gidemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.04.2019 tarih, 2018/384 E. ve 2019/2523 K. sayılı kararı ile ”… davalı …’ın sözleşmenin imzalandığı tarihe yakın tarihleri içeren imza örneklerinin temin edilip davacı bankadan var ise kullandırılan kredilerle ilgili dekont asılları da istenilerek kredi sözleşmesi ve varsa dekontlardaki imzaların davalı …’a ait olup olmadığının incelenmesi ve bilahare tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu kredilerin, gerçekten davalılarca kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporu ile sözleşmede mevcut imzaların davalıların eli ürünü olmadığı tespit edilmiş olmakla ayrıca Yargıtay bozma ilamı çerçevesinde kesinleşen diğer hususlarda inceleme yapılmaksızın davacı tarafça somut delillerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şubesince adı geçen borçlulara yönelik 15.10.1998 tarihli sözleşmeye dayanılarak kredi kullandırıldığını, kredi borcunun geri ödenmemesi nedeniyle tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılan kredi bakiyesinin hâlen açık bulunduğunu, imza itirazı ile ilgili grafolojik inceleme yapılmışsa da taraflarınca imza incelemesinin netlik kazanmadığını, Adli Tıp Kurumu tarafından inceleme yapılması gerektiğini, davalılardan …’nın F Profil firmasının ortağı olup kullandırılan kredilerin çoğunda imzası bulunduğunu, bu hâliyle dahi …’nın olaylardan habersiz olduğunun gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek ve re’sen gözönünde bulundurulacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredili mevduat hesap sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 208, 211 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.