Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1095 E. 2023/3591 K. 08.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1095
KARAR NO : 2023/3591
KARAR TARİHİ : 08.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1760 Esas, 2021/1447 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/484 E., 2019/274 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka personelinin yönlendirmesi üzerine opsiyon işlemi yaptığını ancak müvekkilinin bu işlemler hususunda yeterli bilgilendirilmediğini, müvekkilinin bu tür işlemler hakkında hiçbir bilgi ve deneyime sahip olmadığını, müvekkilinin işlemlerini yapan personelin işlem yeterliliğine sahip olup olmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek davalı bankanın bu işlemleri sonucunda müvekkilinin uğradığı zararın tespit edilmesini ve bu zararın şimdilik 20.000,00 TL’lik kısmının işlem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu opsiyon işleminin yüksek getirisi nedeniyle tercih edilen vadeli işlemler olduğunu, davacının dava konusu işlemlere ilişkin çerçeve sözleşmeleri, kredi sözleşmelerini, standart formları ve işlem dekontlarını eksiksiz imzaladığını, sahte ya da gerçeğe aykırı herhangi bir belgenin bulunmadığını, davacının tüm işlemleri ile ilgili müfettiş incelemesi yaptırıldığını, müfettiş raporunda davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığının görüldüğünü, müşterinin yapılan işlemler ve içerikler hakkında teknik bilgiye sahip olduğunun anlaşıldığını, her işlem bazında işlem sonuç formlarının imzalanmak suretiyle müşterinin bilgilendirildiğini, davacının diğer bankalar ile de benzeri işlemleri yaptığının anlaşıldığını, davacının imzalanmış olduğu sözleşmelerde “Risk Beyanı” başlığı altında belgelerle yapılan işlemlerin risklerinin açıkça anlatıldığını, davacının ses kayıtlarına göre mali piyasaları ve bankada yapılan işlemleri yakinen takip ettiğini, opsiyondan dolayı uğrayabileceği zararın farkında olduğunu, işlemlerin sonlandırılması yönünde şube çalışanlarınca herhangi bir baskının kurulmadığını, işlemleri yapıp yapmama tasarrufunun müşteride olduğunu, elde edilen kârın ya da zararın sorumluluğunun müşteride olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında toplam dört adet opsiyon sözleşmesi akdedildiği, davacının imzasını taşıyan dört adet opsiyon teyitlerinden dava konusu opsiyon sözleşmesini bilerek ve isteyerek imzaladığı, bazılarından kar elde edip bazılarından zarar ettiği, davacı tarafın opsiyon sözleşmesinin mahiyetini bildiği alınan bilirkişi raporu, dosyaya sunulan görüşme kayıtları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilecek bir hususun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkilinin yatırım eğilimleri, risk algısı ve kazanç hedefleri konusunda araştırma ve sorgulama yapma yükümlülüğü bulunup bunu yerine getirmediğini, süreçte banka çalışanları tarafından müvekkilinin yanıltıldığının kabulünün gerektiğini, işlem sonuç formlarının işlem tarihlerinden sonra imzalatıldığını, müvekkiline teminat açığı doğduktan sonra bilgi verildiğini, müvekkilinin her bir işlem için ayrıca bilgilendirilmesi gerekip aksinin düşünülemeyeceğini, müvekkilinin dava konusu işlemlerle ilgili sağladığı menfaat 27.392,00 TL iken uğradığı zararın 392.055,50 TL olduğunu, bu nedenle davacının kâr ettiği işlemlerin bulunmasının sonuca etkili görülmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı bankanın bir özen kurumu olduğu, özensiz davrandığının kanıtlanmadığı, işlem dekontlarının imzalanıp onaylandıkları da dikkate alındığında yapılan işlemlerde teyitlerinin sonradan alındığının kabulü halinde dahi iddia edilen zararla sonradan imza alınması işlemi arasında illiyet bağı bulunmadığı, işlemlerin bir kısmından zarar ederken bir kısmından kâr elde edildiği, bu işlemlerin davacının bilgisi ve talimatıyla yapıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince Tüketici Mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının istediği halinde, temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.