Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1163 E. 2023/1231 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1163
KARAR NO : 2023/1231
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … tarafından iki ayrı icra takibine konu edilen çekleri nakit para ihtiyacının olması ve durumunu bilen diğer davalı …’ın nakit parayı diğer davalıdan temin edeceğini söylemesi üzerine davacının, davalı …’a keşide etme yetkisi olmadığından sahte imza ile keşide edilen lehdarı olduğu çekleri diğer davalıya verilmek üzere verdiğini, ancak davalı …’in nakit para vermediğini ve çekleri de iade etmediğini, davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi olmayan davacının bedelsiz çekler için davalı … tarafından başlatılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra dosyalarından dolayı borçlu bulunulmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının her iki icra takibinden dolayı icra hukuk mahkemelerinde de dava açıldğından bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, 280.000,00 USD karşılığı takip yapıldığını, ikinci takibin tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla hak kaybı olmaması için yapıldığını, sahte keşideci imzalı çekleri bilerek cirolayan davacının bu iddiasına sığınamayacağını, çekte lehdar ve ciranta olan davacının imzasını kabul ettiğini ve davalı iyiniyetli hamile karşı kişisel defilerini ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2017 tarihli ve 2014/966 E., 2017/1321 K. sayılı kararı ile davalı hakkında tefecilik suçundan açılan ve beraat kararı verilen ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinde yarar görülmediği, uyuşmazlığın çözümünün hukuki değerlendirmeye bağlı olduğu, davacının çeklerin lehtar ve cirantası durumunda olduğundan çeklerden sorumlu olduğu, keşideci yönünden temsil ve imza yetkisi hususlarında ileri sürdüğü iddiaların davanın esasına tesir etmeyeceği, davacının para almadan iki ayrı çek verdiğine dair iddiasının olağan hayat akışına ve basiretli tacir davranışına aykırı olduğu ve çeklerin düzenlenip verilmiş olmasının karşılığında bir para alındığına karine olduğu, bu karinenin aksinin ancak yazılı yahut kesin delillerle ispat edilebileceği, her ne kadar …’ın süreçte çelişkili ifadeleri varsa da, davacı ile davalı … arasındaki ilişkiyi sağlayan bu kişinin kendi aleyhine olacak biçimde beyan ve ifade vermesinin makul olmadığı, davalı …’in çek bedelleri kadar takip yapmadığı, sadece ödediğini iddia ettiği 280.000,00 USD karşılığı olmak üzere takip yaptığı ve çekin kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği nazara alındığında, davacının çek karşılığında para almadığı iddiasını destekleyecek hiçbir veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.11.2018 tarihli ve 2018/256 E., 2018/1051 K. sayılı kararı ile davacı takip konusu çeklerde lehtar ve ciranta durumunda olduğundan keşideci yönünden temsil ve imza yetkisi hususlarında ileri sürdüğü iddiaların eldeki davayı etkilemeyeceği ve davacının ciranta sıfatıyla çeklerden sorumlu olduğu, davacı tarafça takip konusu çeklerin teminat çeki olduğu iddia edilmekte olup çek ödeme vasıtası olduğundan teminat iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği, davalı tarafından 280.000,00 USD borç verildiği iddia olunmakta olup … 16.İcra Müdürlüğü 2011/13793 E. sayılı dosyası ile anılan miktarın TL değeri üzerinden takip başlatıldığı, aynı İcra Müdürlüğünün 2011/15173 E. sayılı dosyasında ise yine aynı miktar üzerinden ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapıldığından davalının kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamına göre mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 11.11.2020 tarih, 2020/4825 E. ve 2020/4971 K. sayılı kararı ile davalı … davacının bedelsizlik iddiası konusunda 17.12.2013 tarihli celsedeki beyanları doğrultusunda çeklerin bedelsiz olduğu bu davalı yönünden subüta erdiğinden davalı … yönünden davanın kabul edilmesi gerekirken reddinin doğru olmadığı, ayrıca davacı, dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunu bilerek kötüniyetle bu davalı tarafından ciro ile alındığını iddia ettiğine göre, bu iddiasını tanık dahil her türlü delille ispat edebileceği nazara alınarak kötüniyete ilişkin deliller toplanması, kötüniyet iddiası davacı tarafından ispatlandığı takdirde davalı … hakkındaki davanın da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 687 nci maddesi gereğince kabulü gerektiği, kötüniyet iddiası davacı tarafından ispat edilemediği takdirde ise; davacının şikayeti üzerine her iki davalı hakkında dava konusu çeklerle ilgili tefecilik ve dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında verilecek mahkumiyet kararının dayandığı maddi vakalar hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olacağından ceza davası kararının sonucu beklenmesi gerekeceğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek davacı iddiaları gerekse davalı …’nın beyanları ve tanık anlatımları ile çeklerin karşılığının 280.000,00 USD olduğunun tüm tarafların kabulünde olduğu, çeklerin keşide tarihlerindeki USD kuruna göre 280.000,00 USD’nin karşılığının 1.400.000,00 TL’nin çok çok altında oluşu (ki 08.05.2011 tarihli USD kuruna göre 280.000,00 USD’nin karşılığı yaklaşık olarak 432.000,00 TL’dir.) davalı …’in iyiniyetli hamil olmadığı, her ne kadar sanık … hakkında tefecilik suçundan beraat kararı verilmişse de, davalının iyiniyetli hamil olmadığı, davalı …’in karşılık bedelini vermediği halde davaya konu çekleri takibe konu ettiği, davalı … yönünden davacı aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından şartları oluşmamakla kötü niyet tazminatı istemi reddi gerektiği, davalı … yönünden takip konusu yapılan 991.200,00 TL’nin %40’ı tutarında icra inkar tazminatının davalı …’den tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinden, davanın kabulü ile … 16.İcra Müdürlüğünün 2011/13793 sayılı dosyasında takibe konu Türkiye İş Bankasının … Mudanya şubesine ait 08.05.2011 tarihli 500.000,00 TL bedelli 3146068 çek numaralı çek dolayısıyla ve … 16. İcra Müdürlüğünün 2011/15173 sayılı icra dosyasında takibe konu sayılı dosyasında takibe konu … Bankası A.Ş. … Organize Sanayi şubesine ait 30.05.2011 tarihli 900.000,00 TL bedelli çek dolayısıyla davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalı … yönünden davacı aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından şartları oluşmamakla kötü niyet tazminatı isteminin reddine, davalı … yönünden takip konusu yapılan 991.200,00 TL’nin %40’ı tutarında icra inkar tazminatının davalı …’den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Müvekkilinin çeklerin toplam bedeli daha yüksek olmasına rağmen çeklerin tüm bedelini talep etmediğini, yalnız borç verdiği 280.000,00 USD karşılığı kadar takip yapmış, dolayısıyla iyi niyetli olduğunu,

2. Mahkemenin müvekkili …’in çekleri kötü niyetli iktisap ettiğinin yani …280.000,00 USD’yi …’a vermiş olsa bile; … 280.000,00 USD’yi lehtar ciranta olan davacı …’e vermediğini bile bile (borçluyu zarara sokmak kastı ile hareket ederek) çekleri iktisap ettiğinin tanıkla ispatını kabul ettiğini, ancak bozma ilamı doğrultusunda davalı …’a karşı tanık yoluyla ispat mümkün görünse de bu kez dinlenen tanıkların beyanları sonucunda müvekkilin kötüniyetli olduğunun kabulünün usul ve yasaya uygun olmadığını, zira müvekkil tarafından davalı …’a verilen paranın davacıya verilmemiş olmasından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını,
3. Müvekkilinin icra inkarında bulunmadığını, müvekkilin bir an için kötü niyetli olduğu düşünülse bile hükmolunan tazminat miktarının usul ve yasaya uygun olmadığını, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı …’e yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.