Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1274 E. 2023/4640 K. 05.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1274
KARAR NO : 2023/4640
KARAR TARİHİ : 05.09.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/696 Esas, 2021/1533 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/262 E., 2018/6 K.

Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2012/66457 tescil numaralı “PİCCO” ve 2013/14444 tescil numaralı “MİNİPİCCO” markalarının müvekkilinin tescilli “VİCCO” esas unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve aynı emtia sınıflarında kötüniyetli olarak tescil edildiğini, bu durumun ortalama tüketiciler nezdinde iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek, söz konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının markasından faydalanma amacı olmadığını, davacıya ait vicco markası ile müvekkiline minipicco ve picco markaları arasında ayniyet oluşturacak benzerlik olmadığını, “Picco” markasının aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olduğunu, markalar arasında gerek yazım gerekse fonetik açıdan bir benzerlik olmadığı gibi müvekkilinin markayı kullanırken seçtiği dizayn, yazım karakteri, kullanılan renkler dikkate alındığında her iki marka arasında benzerlik bulunmadığını savunarak haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait tescilli markanın “VİCCO” ibaresinden oluştuğu, davalı markalarının “PİCCO” ve “MİNİPİCCO” olduğu, söz konusu markaların yabancı kelimelerden ibaret olduğu, “MİNİPİCCO” markasındaki “MİNİ” ibaresinin birleşik yazılmış olsa bile ayırt edicilik sağlamayan tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu, her iki marka ibareleri karşılaştırıldığında “VİCCO” ve “PİCCO” ibareleri arasında bir harfin değişik olup, söz konusu bir harf değişikliğinin yabancı kelime olması itibariyle anlamsal fark olsa dahi ortalama tüketici nezdinde ayırt edicilik sağlamadığı, benzer nitelikte aynı işletmeden gelen markanın akla geldiği, markaların aynı sınıfta benzer alanda kullanıldığı gerekçesiyle davalı tarafa ait markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimali olmadığını, “VİCCO” ve “MİNİPİCCO” arasında ses benzerliği olmadığını, şekil benzerliği olmadığını, anlam açısından bakıldığında “picco” kelimesi İtalyanca “zirve” anlamına gelirken vicco kelimesinin herhangi bir anlamı olmadığını, “MİNİPİCCO” markasının pazara girerek Türkiye’nin doğusundan batısına birçok şehirde şubeler açmasıyla birlikte ayırt edicilik kazandığını, davacının söz konusu markanın varlığından Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde “PICCO” markası için yapılan itirazla iki yıldan beri haberdar olduğunu, aynı alışveriş merkezi çatısı altında bile en az 1,5 yıl boyunca beraber faaliyet gösterdikleri, buna rağmen “MINIPICCO” markasının ticari olarak kullanımına ses çıkarmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar arasında görsel benzerlik, kavramsal ve sesçil ayniyet bulunduğu dikkate alındığında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı markalarında yer alan ürünler ile davalı başvurusunda yer alan ürünlerin piyasa anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap etmeleri, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmaları, son kullanıcıları, birbiri yerine ikame edilebilme ile rekabet etme olanaklarının bulunması, kullanım amaçları, birinin diğerini tamamlama imkanının olması, dağıtım kanallarının ortak bulunması, kullanım yöntemleri ve hedeflenen halk kesimleri nazara alındığında aynı tür olarak nitelendirilmelerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 6 ncı, 7 nci, 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.