YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1406
KARAR NO : 2023/3773
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/448 Esas, 2021/1394 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/227 E., 2019/36 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı …Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Birleşik Krallık’ta ikamet eden müvekkilinin burada şirket kurduğunu, davalı bankadaki hesabının yurt dışında mukim gerçek kişilere özgü hesap olarak açılması gerekirken banka ve çalışanlarının hatası ve eğitimsizliği sebebiyle yurt içinde yerleşik gerçek kişi hesabı niteliğinde açıldığını, banka çalışanı davalı …’ın da vergi bildirimi yapmadığı yönünde maliyeye ihbarı sonucu vergi idaresinin re’sen taktire giderek usulsüzlük ve vergi ziyaı cezası düzenlediğini, bankanın hesabı yanlış açtığını kabul ettiğini, müvekkiline ait hesap bilgilerinin hukuka aykırı olarak deşifre edildiğini, saygınlığının sarsılmasını istemeyen müvekkilinin Gelir İdaresi Başkanlığı ile uzlaşıp faizi ile birlikte 103.000,00 TL’yi ödediğini ileri sürerek 103.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın 25.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu hesabın müvekkili banka nezdinde değil Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kurulu Eurodeniz International Banking Unit Ltd. unvanlı bankada açıldığından husumetin yanlış yöneltildiğini, sözde vergisel zarara davacının kendisinin sebebiyet verdiğini, ülkeye giriş çıkış kayıtlarına göre davacının 2010, 2011, 2013 yıllarında 6 aydan fazla Türkiye’de bulunduğunun belirlendiğinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (193 sayılı Kanun) 5 inci maddesindeki istisna kapsamında kalmadığını, yurt içinde yerleşik kişi ve tam mükellef kabul edildiğini, davacının vergi ve cezalarına ilişkin iptal davası açmayıp uzlaşma yoluyla ödemesinin zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğuna delalet ettiğini, dava konusu olayla müvekkilinin davacının hesabını yurt içinde yerleşik gerçek kişi hesabı olarak açması arasında illiyet bağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte diğer davalının ihbarı kabul edilse bile bu ihbarın hukuka uygunluk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … cevap dilekçesinde; hakkında takipsizlik kararı verildiğini, 2012 yılı Şubat ayından 2015 yılı Şubat ayına kadar davalı bankada çalıştığını, bu süre zarfında davacı ile ilgili bir işlem yapmadığını, davacının bankacılık işlemlerini bilmediğini, Eurodeniz International Banking Unit Ltd. sistemlerine erişim yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kendi eylem ve işlemleriyle vergi ve cezalara muhatap olduğu, tüm vergi ve vergi cezalarının mevzuat ve uluslararası anlaşma hükümlerine uygunluk taşıdığı, davacının vergisel ödevlerini yerine getirmeksizin vergi kayıp ve kaçağına neden olması sonucunda vergi ve cezalara muhatap kalmasında davalıların herhangi bir kusurunun ve haksız fiilinin bulunmadığı, davacının talepleri yönünden davalılara bir sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi sebebinin gerekçelendirilmediğini, bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediğini, hesabın yurt dışı yerleşik kişi olarak açılmış olması halinde … tarafından böyle bir ihbarın yapılamayacağını, müvekkilinin vergi mükellefi olmayacağını, davalı bankanın adam çalıştıranın sorumluluğu çercevesinden sorumlu olduğunu, müvekkilinin mükellef olup olmadığı ile, Denizbank’ın ve davalı …’ın sorumluluğuna ilişkin tespitlerin yapılmadığını, baştan savma, hukuki ve bilimsel dayanaktan yoksun bilirkişi raporuna karşı itirazları doğrultusunda yetkin, konusunda uzman kişiler tarafından yeni bir bilirkişi raporu tanzim edilmesinin talep edilmesine rağmen mahkemenin bunu görmezden geldiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya sehven yurt içi yerleşik gerçek kişi olarak hesap açıldığı, vergi dairesince hazırlanan raporlara göre, incelemeye konu dönemlere ilişkin gelir vergisi ve vergi ziyaı cezasının, davalı bankanın davacı adına açtığı hesabı yurt içi gerçek kişi olarak açmasından değil, davacının bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak 6 aydan fazla oturması nedeniyle tam mükellef kabul edilmesinden dolayı tahakkuk ettirildiği, davacının tam mükellef kabul edilmesiyle vergi dairesi ile davacı arasında oluşan uyuşmazlığın uzlaşma ile çözüme kavuşturulup bu tutarın davacı tarafından vergi dairesine ödendiği, bu halde, davacının Türkiye’de yerleşik olup olmadığı ve Eurodeniz İnternational Banking Unit Ltd. nezdinde bulunan mevduatının faiz getirisinin Türkiye’de vergilendirmeye tabi olup olmadığı, sonuç olarak davacının tam mükellef olup olmadığı hususlarının vergi yargısının konusu olduğu, bunların adli yargı eliyle ve hatta vergi dairesinin taraf olmadığı bir davada yargılamaya konu edilemeyeceği, davalı bankanın bu mevduatın bulunduğu hesabı yurt içi gerçek kişi olarak açmasının sonucu etkilemediği, 1905 sayılı Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun’un (1905 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca vergi ödevinin bütün mükellefler tarafından sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak için ihbar müessesesinin yasal olarak kabul edildiği, davacının vergi mükellefi, vergi dairesinin de vergi alacaklısı durumunda olduğu, yasal düzenlemeler uyarınca davacının elde ettiği mevduat faizi gelirini beyan esasına göre beyanname düzenleyerek vergi dairesine vermesi gerektiği, bu halde davacının vergi dairesine zaten beyanla yükümlü olduğu bir hususun 1905 sayılı Kanun’un verdiği imkanla ihbar edilmiş olmasının müşteri ve banka sırrının açıklanması anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadaki hesabının hatalı olarak yurt içinde yerleşik gerçek kişi hesabı şeklinde açıldığını, Eurodeniz İnternational Banking Unit Ltd. nezdindeki hesapların da yurt içi yerleşik gerçek kişi hesabı olarak izlendiğini, diğer davalının yasaya aykırı şekilde müşteri sırrını da ihlal ederek maliyeye ihbarı sonucunda usulsüzlük, vergi ziyaı cezaları tertip edildiğini, davalı bankanın hatasını kabul ettiğini, saygınlığının sarsılmasını ve vergi borçlusu olmayı istemeyen davacının uzlaşma suretiyle ödeme yaptığını, bilirkişi raporunda itirazlarının değerlendirilmediğini, hesap hatalı açılmasaydı böyle bir vergilendirme yapılmayacağını ve vergi mükellefiyetinin doğmayacağını, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 1905 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi.
3. 193 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 4 üncü maddesi ile 75 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.