YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/141
KARAR NO : 2023/3077
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/496 Esas, 2021/997 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/607 E., 2017/776 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin yaşlı ve yalnız yaşayan okuma yazması olmayan birisi olduğunu, müvekkilinin kiracısı olan davalının müvekkiline kira ödemesini banka aracılığıyla yapmak üzere banka talimat yazısı olduğunu söyleyerek ve kambiyo senedi olduğunu göstermeden müvekkilinden imza atmasını istediğini, taraflar arasında kiralayan-kiracı olmaktan öte herhangi bir borç alacak veya diğer herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının müvekkilinin imzasını taklit ederek müvekkilinin okuma yazma bilmemesinden ve yalnız yaşamasından istifade ederek sahte evrak ile müvekkilini dolandırmaya çalıştığını, müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığını, borcun sebebinin senet üzerine derc olunmadığı gibi borçluya ödeme ihbarında da bulunulmadığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, konu ile ilgili soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilinin icra takibine dayanak 400.000,00 TL bedelli senetten dolayı bir borcu bulunmadığı gibi başkaca da bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 400.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve % 20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinde okuma yazması olmadığı beyan edilen davacının oğlu …’e verdiği vekaletnamede okur yazar olduğunu beyan ederek imza kullandığını, bu vekalette atılan imzanın düzenlediği senetteki imza ile aynı imza olduğunu, bu nedenle davacı hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını, davacının sık sık yurt dışına çıktığını ve işlerini kendisinin yürüttüğünü, müvekkilinin davacının kiracısı da olmadığını, kambiyo senedi olan bononun sebepten mücerret olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli davanın reddine, % 20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu senedin bono vasfında olduğu, senedin ihdas sebebinin yazılmamış olmasının kıymetli evrak niteliğini etkilemediği, gerek mahkememizde gerekse icra hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporlarına göre bonodaki keşideci imzası ile “…” el yazısının davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, her ne kadar davacı okuma yazma bilmediğini iddia etmiş ise de, bononun tanzim tarihinden öncesinde noter huzurunda düzenleme şeklinde verdiği vekaletnamede kendi beyanıyla okuduğunu açıkça belirterek imzasını attığı, ayrıca tapu müdürlüğünde taşınmaz alım – satımı ile ilgili yapmış olduğu resmi satış senedinde de “okuyup kabul ettiğini” açıkça belirttiği, abonelik sözleşmesi ve nüfus müdürlüğündeki kimlik başvurularında el yazısıyla “isim ve soy ismini” yazdığı, celp edilen resmi evraklar karşısında davacının okur yazar olduğunun sabit olduğu, dava konusu bono üzerinde de kendi eli ürünü olan imzasını attığı, yine kendi el yazısıyla isim ve soy ismini yazdığı, bu sebeplerle davacının bu iddiasının da mahkememizce yerinde görülmediği, her ne kadar hile ve yanıltma konusunda tanık delili caiz ise de yasal sürelerin geçirildiği, davalı yanın muvafakatinin bulunmadığı, yukarıda ayrıntılı şekilde gerekçesi yazıldığı üzere tahkikat sona erdikten sonra ıslah yapılamayacağından ıslah suretinde tanık listesi verilmesinin usulen mümkün olmadığı, hal böyle olunca davacının imza sahteliği, okur yazar olmadığı, aldatıldığı ve senedin bedelsizliğine ilişkin iddialarının kanıtlanamadığı, davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dayanağının sahtecilik, aldatma (hata ve hileye) dayandırıldığını, mahkemece ön inceleme duruşmasında; verilen kesin süre içerisinde delillerinin açılımının gösterildiğini ve tanık deliline de dayanılarak tanıklarının bildirildiğini, duruşma tutanağına da geçen delil listelerine davalı tarafından yasal süre içinde ve usulüne uygun olarak itiraz da edilmediğini, tanık dinlenmesi kararından rücu edilen celsede, aynı zamanda tahkikata da son verildiğini, vekillik görevinden kaynaklanan savunma haklarının kısıtlandığını ve ıslah ve diğer hukuki haklarının kullanılmasının da bu şekilde ortadan kaldırıldığını, davacının okur yazar olmaması nedeniyle, senedin rızası dışında düzenlenmiş olduğu hususundaki delillerinin mahkemece dikkate alınmadığını, uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, senet metni üzerindeki yazılar bakımından yazı incelemesi yaptırılmadığını, isticvap duruşmasında, davalıya taraflarınca soru yöneltilmesine ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına mahkemece izin verilmediğini, davalı tarafından açıkça belirtilmeyen delillerin mahkeme re’sen toplandığını, aynı noterlikçe düzenlenen birbiri ile çelişkili iki ayrı düzenleme şeklinde vekaletnameden sadece birine itibar edilerek hüküm kurulmuş olmasının da delillerin tarafsız ve adil bir şekilde değerlendirilmediğinin açık bir göstergesi olduğunu, davacının senet karşılığı borçlanmasının hayatın olağan işleyişi dikkate alınarak, vaki olamayacağını, davalının kardeşinin yanında çalışan bir berber (kuaför) elemanı olarak gelir durumu ile ilgili yapılan tam resmi araştırma ve belgeler dikkate alınarak, davacıya borç vermesinin imkansızlığının da yine hayatın olağan işleyişi karşısında düşünülmediğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı ve özellikle davacının sahtelik iddiasının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 211 inci hükmüne uygun usulde araştırılmış olmasına, takibe konu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun usulüne uygun olarak yapılan inceleme neticesinde belirlenmiş olmasına, yine davacının senet üzerindeki yazılara yönelik itirazın ise yazılı delil ile ispat edilememiş olmasına gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.