YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1628
KARAR NO : 2023/5827
KARAR TARİHİ : 12.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20 Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tanınmış “Castrol” logosunu ihtiva eden Castrol yağlarını belirli bir ambalaj ve takdim şeklinde tüketiciye ulaştırdığını, söz konusu markanın Türkiye ve dünyada da tescil ile koruma altında olduğunu, davalı Şirket tarafından 2017/56702 sayılı “SNC OİL PROGEAR” ibareli marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, ayrıca davalı Şirketin kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında müvekkilince açılmış derdest davaların bulunduğunu, davalı şirket tarafından yapılan 2016/23612 sayılı marka başvurusu ile ilgili verilen YİDK kararının, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/203 E., 2018/302 K. sayılı kararı ile marka başvurusu kapsamında bulunan 04 üncü sınıf ile 35 inci sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden iptaline karar verildiğini, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan davanın dava tarihinin 14.06.2017 olduğunu, bu davaya konu markanın başvuru tarihinin ise 19.06.2017 olduğunu, davalı Şirketin dava dışı 2016/23612 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile karşı karşıya kalması neticesinde bu durumu bertaraf etmek için bu dava konusu 2017/56702 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu ve bu marka başvurusunda önceki tarihli 2016/23612 sayılı markanın da görseline yer verdiğini, bu durumun davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/203 E., 2018/302 K. sayılı kararı, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/118 E. sayılı dosyası yanı sıra taraflar arasında görülen Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/5 D. İş Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/22 D. İş, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/12 D. İş sayılı dosyalarında davalının davacının markaları ile iltibas oluşturan görsellerinin site içeriklerinden çıkarılması ve ürünleri içeren ürünlere ve tanıtım araçlarına el konulmasına karar verildiğini ve bu kararların infaz edildiğini ileri sürerek YİDK’in 2018-M-7893 sayılı kararının iptalini, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davacının markaları ile dava konusu marka başvurusunun benzer bulunmadığını, madeni yağ satımının nitelikli tüketiciye hitap ettiğini, bilinçli tüketicinin farklı işletme ve markalar ile karşı karşıya olduğunu anlayabileceğini, müvekkilinin dava konusu marka başvurusunda yer alan logo üzerinde adına tescilli 2012/111545 ve 2005/22492 sayılı markalarından kaynaklı olarak kazanılmış hakkının bulunduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/56702 sayılı marka ile davacının itirazına dayanak yaptığı markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmadığı, markaların benzer olmadığı, somut olayda tanınmışlığa bağlı sonuçların oluşmasının mümkün olmadığı, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasının koşullarının bulunmadığı, taraflar arasında devam eden davaların tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığına kanaat getirmek için yeterli olmadığı, davalının kötü niyetle hareket ettiğini gösteren somut verilerin dosyada yer almadığı 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasının koşullarının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ana iştigal sahası petrokimya ve özellikle motor yağları olduğunu, yüksek kaliteli ve yüksek performanslı CASTROL ürünlerinin bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde ve Türkiye’de yoğun olarak pazarlandığını ve satıldığını, müvekkilinin çok tanınmış CASTROL logosunu da ihtiva eden CASTROL yağlarının belirli bir ambalaj ve takdim şeklinde tüketiciye ulaştırıldığını, bu ambalaj ve ticari takdim şeklinin, müvekkili ve onun ürünleri ile bütünleşmiş olup Türkiye’de ve dünya çapında marka tescilleri ile de korunduğunu, dava konusu başvurunun sol üst köşesinde yer alan şekil markası için davalının daha önce de marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvuruya karşı itirazının Kurum tarafından reddi üzerine açtığı davanın İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edildiğini ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun reddedildiğini, somut olaydaki “SNC-OIL PROGEAR” kelime unsurunun benzerliğinin davanın konusu olmadığını, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin taraf markalarında yer alan kelime unsurlarının da benzer olmadığı yönündeki tespitinin yerinde bulunmadığını, kelime unsurları ortak olmasa da markadaki şekil unsurlarının benzerliğinin göz önüne alınmayarak karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile benzer olduğu ve markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin tanınmış markalarıyla aynı alanda ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markanın davalı şirket adına tescili müvekkilinin tanınmış markasının ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve markanın sulandırılmasına sebep olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre “SNC OİL PROGEAR+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “CASTROL” ve “şekil” asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, esasen davacı tarafça da markalar arasındaki benzerliğin, dava konusu başvuruda yer alan şekil unsurundan kaynaklandığının ileri sürüldüğü, ancak markalarda yer alan şekiller arasında da bir benzerlik bulunmadığı, nitekim dava konusu markadaki şeklin aynısını içeren davalı tarafın 2016/23612 sayılı başvurusuna, davacının itirazının reddine ilişkin YİDK kararının iptali için açılan ve Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/203 E. sayılı dosyasında görülen davada verilen karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarih, 2020/1461 E., 2021/1244 K. sayılı ilamı ile taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açabilecek nitelikte benzerlik olmadığı gerekçesiyle bozulduğu, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun tesciline engel olmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında taraf markaları arasında benzerliğin bulunmadığına yönelik tek gerekçenin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarih, 2020/1461 E., 2021/1244 K. sayılı kararı olduğunu, fakat bu kararda şekil markalarının benzer olduğu kabul edildiğini, davanın bu kapsamda sübut bulduğunu, bu anlamda davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen bozma kararı nihai bir karar olmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleşmediğini, somut vakada, müvekkilinin uzun yıllardır tescilli olan şekil markasının ve tescillerle de korunan ticari takdim şeklinin davalı şirket tarafından birebir aynı şekilde kopyalanmasının söz konusu olduğunu, söz konusu kararın, müvekkilinin emek ve çaba ile geliştirdiği, yatırım yaptığı ve müvekkili ile özdeşleşen şekil markasının üçüncü kişiler tarafından hukuka aykırı bir şekilde kullanılmasına ve tescil edilmesine, müvekkilinin markalarının sulandırılmasına ve imaj transferine sebebiyet verebileceğini, dava konusu markada yer alan şekil unsurunun kompozisyonu ve stilizasyonu müvekkilinin şekil markası ile birebir aynı olduğunu, bu hususun bir çok bilirkişi raporu ile teyit edildiğini, davalı müvekkilinin ve markalarının güvenirliğinden ve tanınmışlığından yararlanarak aynı sektörde aynı ürünleri piyasaya sürmek için bu tescil girişiminde bulunduğunu, davalının tek amacı müvekkilinin markaları ve ürünleri ile aynı görünüme ulaşmak ve tüketiciyi kendi ürünlerine çekmeye çalışmak olduğunu, davalı, tanımlayıcı bir ibare olan “PROGEAR” kelime unsurunu büyük harflerle ön plana çıkarmışsa da markadaki baskın ve esas unsurun şekil unsuru olduğunu, davalının “PROGEAR” ibaresini büyük puntolarla yazması, bu ibareyi baskın unsur haline getirmeyeceğini ve söz konusu ibarenin karıştırma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınmayacağını, dava konusu marka, müvekkilinin tanınmış markaları ve ticari takdim şekli ile karşılaştırıldığında renk seçimleri, biçimleri, yazı stilleri ve konumları, alt kısımdan üst kısma doğru kademeli bir biçimde üst üste oturtulmuş şekiller şeklinde ayarlanmış müvekkilinin ticari takdim şekli ile bir bütün olarak aynı görünümde olduğunu, kelime unsurları farklı dahi olsa şekil unsuru arasında benzerlik bulunması halinde karıştırılma ihtimali bulunduğu Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, bir an tüketicinin markaları ayırt ettiği düşünülse bile, markaları taşıyan ürünlerin üreticileri arasında, yani davalı şirket ile müvekkili arasında idari ve/veya ekonomik bir ilişkin varlığı hususunda yanılgıya düşeceğini, davalı şirketin müvekkili ile aynı sektörde iştigal ederken tercih edebileceği birçok tasarım ve kendine özgü bir şekil markası yaratma imkanı varken davalı taraf, müvekkilinin şekil markası ile birebir aynı olan dava konusu markayı müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflar ile aynı ve doğrudan ilgili/benzer hizmetler için tescil ettirmek istediğini, böyle bir tescil girişiminin tesadüfi olduğunu savunmak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin şekil markası ve markada yer alan renk kombinasyonunun davalı tarafından seçilmesinde teknik bir zorunluluk bulunmadığını, müvekkilinin tanınmış markalarıyla aynı alanda ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olan markanın davalı şirket adına tescili müvekkilinin tanınmış markasının ayırt edici karakterine zarar verecek olup 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince markanın sulandırılmasına sebep olacağını, davalı şirket dava konusu markayı kasten ve kötü niyetle seçtiğini, davalı ve ilgili şirketlerinin müvekkilinin markalarına karşı ısrarcı mütecaviz davranışlarını ortaya koyarak, dava konusu marka ile müvekkilinin markalarının benzer olduğunu, markalar arasındaki bu benzerliğin sözü edilen hukuki işlemlerin her birinde tespit edilmiş olduğunu ve dolayısıyla gerek davalının kötü niyetli olduğunu ve gerekse marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispatlandığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının 2017/56702 başvuru sayılı “SNC-OIL PROGEAR+şekil” ibareli marka başvurusu ile davacı tarafın tescilli markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası maddesi anlamında anlamında iltibas oluşup oluşmadığı, davacı markalarının tanınmış olması karşısında tescil engelinin bulunup bulunmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı, YİDK kararının yerinde ve doğru olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve dokuzuncu fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.