Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1645 E. 2023/5380 K. 27.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1645
KARAR NO : 2023/5380
KARAR TARİHİ : 27.09.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2753 Esas, 2021/1850 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1012 E., 2019/457 K.

Taraflar arasındaki alacak, davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 14.03.2003 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmeleri, 14.03.2008 tarihli satış taahhütnamesi, 25.09.2010 tarihli ariyet sözleşmesi, ayni tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolü imzalandığını ve benzin istasyonu ve müştemilatında davalı şirkete bayilik ve işletme hakkı tanındığını, diğer davalının 14.03.2008 ve 25.09.2010 tarihlerinde imzalanan bayilik sözleşmelerine garantör sıfatıyla taraf olduğunu, davalı şirketin süre gelen ilişki boyunca oluşan cari hesap borcunu ödemediğini, bu nedenle birçok kez protokol ve sözleşme yapıldığını ve davalı tarafından keşide edilen çeklerin banka aracılığıyla tahsil edildiğini, ancak 2015 yılına ait 366.495,95 TL ve 174.927,78 TL ki toplam 541.423,73 TL cari hesap alacağını ödemediğini, bu borcun ödenmesi için davalı şirketin yetkilisi diğer davalı … tarafından 18.12.2015 tarihli 210.323,34 TL ve 04.12.2015 tarihli 329.192,53 TL’lik 2 adet çek keşide edildiğini, çeklerin bankaya ibrazı üzerine karşılıksız çıktığını, anılan çeklerin cari hesap borcuna karşılık verildiğini, 2016/25184 E. sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalı şirketin takibe imzaya itiraz ettiğini ve şirketin müşterek imzayla temsil edilmesine rağmen çekin tek imzayla keşide edildiğini belirterek itirazda bulunduğunu, Afyonkarahisar 2. İcra hukuk Mahkemesinin 2017/161 E., 2017/337 K. sayılı kararıyla itirazın kabul edilerek takibin durdurulduğunu ve aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedildiğini, bu nedenle alacağın tahsil edilemediğini belirterek cari hesaptan kaynaklanan 541.423,73 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalının kötü niyet tazminatını tahsil amacıyla yapılan takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkillerinin bulunduğu Afyonkarahisar Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle yetki yönünden reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin süresinin 5 yıl olup, bu süre sonunda kendiliğinden sona ereceğine ilişkin düzenleme bulunduğunu, müvekkili …’nun sözleşmelerde imzasının olmadığını, karşılıksız kaldığı belirtilen çeklerin teminat çekleri olup, kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğinin kabulü gerektiğini, cari hesaba esas teşkil eden faturaların taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve protokollere uygun olarak düzenlenip düzenlemediğinin belli olmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf defterlerinin incelenmesinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı, dayanak kayıtlarının bulunmadığı, alt hesap kullanılmadığı ve davacı tarafa cari hesap borcuna karşılık verdiği 13.04.2015 tarihli ve 06.04.2015 tarihli toplam 189.385,68 TL tutarındaki iki adet çekin defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre davacı şirkete cari hesap borcunun 91.114,90 TL olduğu, davacı şirketin usulüne uygun bulunan, dayanak kayıtlarla doğrulanan ve kendi lehine delil teşkil eden ticari defterlerine göre cari hesaptan kaynaklanan alacağının 543.423,73 TL miktarında bulunduğu, taraf defterleri arasındaki farkın, davalı şirket tarafından keşide edilip davacıya verilen ancak daha sonra yenileriyle değiştirilen çeklerin davalı şirket deflerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, bedeli ödenmemiş olan ve karşılıksız çıkan bu çekler nedeniyle davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağının 541.423,73 TL olduğu, davalı şirket tarafından borcun tasfiyesi amacıyla davacı şirkete verilen 13.04.2015 tarihli 77.697,36 TL bedelli ve 06.04.2015 tarihli 111.688,32 TL bedelli çeklerinde davalı şirket adına tek imzayla keşide edildiği, ancak bu çeklerin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, takibe konu çeklerin şirket adına tek imzayla keşide edildiği, şirketin çift imzayla temsilinin gerektiği, dolayısıyla bu çeklerin şirketi bağlamayacağı yönündeki itirazının Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesince kabul edilerek icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş ise de, icra hukuk mahkemesinin dar yetkili mahkeme olduğu, davalı şirketin davacıya olan borcuna karşılık davalı şirket adına tek imzayla keşide edilen iki adet çekin davalı şirket kayıtlarında yer alması ve davacıya olan borcun bu şekilde ödenmesi karşısında taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı şirket temsilcilerinin tek imzayla keşide ettiği çeklerin davalı şirket tarafından benimsendiği, davalı …’nun davalı şirketin temsilcisi olduğu, 25.09.2010 tarihli protokol ve bayilik sözleşmesinde garantör sıfatıyla imzalarının bulunduğu, davalı şirketin tüm yükümlülük, taahhüt ve edimlerinin davacı şirkete 3. kişinin edimini taahhüt niteliğinde ve sözleşmenin tarafı davalı şirketin taahhüdünden bağımsız olarak garanti edildiği, davacının bayilik sözleşmesi kapsamında oluşan cari hesaptan kaynaklanan alacağının davalılardan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf defterleri ve muhasebe kayıtları üzerinde ayrı ayrı bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının iddia edilen sözleşme ve protokollere göre müvekkiline mal verdiğinin ve teslimin yapıldığının ispat edilmesi gerektiğini, cari hesap dökümleri ile protokol ve sözleşmelere konu ürünleri müvekkiline teslim etme hususunda geçerli ve yazılı bir delil sunulamadığını, müvekkili şirkete ürün verdiği iddiasında ise iddia edilen cari hesap alacağına rağmen ürün verdiğini ileri sürdüğü zamanlarda ihtirazi kayıt ileri sürüp sürmediğini ve geçmiş yıllara ilişkin haklarını saklı tutup tutmadığını da ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkiline iddia edilen sözleşme hükümlerine aykırı davrandığına ve/veya yükümlülüklerini yerine getirmediğine yönelik yazılı bir ihtarı bulunmadığını, iddia edilen çeklere karşılık mal satımı ve teslimi yapıldığı hususuna ilişkin bir kayıt da olmadığını, iddia edilen çeklerin teminat olarak alındığı dolayısıyla, iddia edilen çeklerin kayıtsız şartsız borç ikrarını da içermediğini, iddia edilen 2 adet çek yine iddia edilen sözleşmelerin bitim tarihlerinden sonrasına ait çekler olduğunu, protokol ve bayilik sözleşmelerinde müvekkili …’nun garantör sıfatıyla imzalarının bulunmadığını, 25.09.2010 tarihli akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve 25.09.2010 tarihli Bayilik Protokolü içeriğinde bu tarihten itibaren 5 yıl geçerli olduğu belirtilmekte olduğunu, hiçbir şekilde kabul beyanına tazammum etmemek kayıt ve şartıyla, belirli süreli sözleşmelerde, garantörün de sadece sözleşme süresiyle sınırlı sorumlu olduğunu, garantörün de sorumluluğunun sona erdiğini, davacının parasal nitelikteki alacaklar için zamanaşımı süresinin sona erdiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen faiz, harç, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebeplerinin incelenmesinden mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesine dayalı cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,

492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,

1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”

2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.