YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1795
KARAR NO : 2023/5773
KARAR TARİHİ : 11.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 1/3 hissesine sahip olduğunu, şirketin kuruluş tarihinden 10.03.2016 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği ve yönetim kurulu başkan vekilliği görevini üstlendiğini, 21.02.2016 tarihinde taraflar arasında yapılan protokol ile şirket üzerindeki 1/3 hissesini dava dışı olan şirket yönetim kurulu başkanı Turan Kapusuz’a Malatya 1. Noterliği 4402 yevmiye numaralı 10.03.2016 tarihli pay devri sözleşmesi ile devrettiğini, kâr paylarının ortaklara dağıtılması yönünde karar verildiğini ancak karara rağmen kâr paylarını müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin mağdur edildiğini ileri sürerek davalı şirkette oluşan kar payının davacının payına düşen miktardan şimdilik 20.000,00 TL’sinin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirkete ait ana sözleşme ve dava tarihine kadar yapılan tüm genel kurul toplantı tutanakları Malatya Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilerek incelendiği, kâr paylarının pay sahiplerine dağıtılmasına ilişkin olarak bir karar verilmediği, söz konusu yıllara ait olan karların kanuni kesintiler ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan kısmın pay sahiplerine dağıtılmayarak fevkalade ihtiyat olarak ayrılmasına oy çokluğu ile karar verildiğinin anlaşıldığı, pay sahiplerine kar payının ödenmesi için genel kurul kararı ile bu yönde karar alınması gerektiği, kâr payının dağıtılmasına ilişkin bir genel kurul kararı bulunmadığından ve kâr payının kanuni kesintiler ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan kısmın pay sahiplerine dağıtılmayarak fevkalade ihtiyat olarak ayrılmasına ilişkin kararların iptal edilmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan genel kurul kararının yani karların pay sahiplerine dağıtılmadığını içeren Malatya Ticaret Sicil Müdürlüğü cevap yazısı bilgisinin taraflarına verilmediğini, gelen cevabi yazının hiçbir duruşmada okunmadığını, UYAP sistemine de taramasının yapılmadığını, gelen evraktan bilgi verilmeksizin yargılamanın sonlandırıldığını, hükmün eksik inceleme yapılarak oluşturulduğunu, hükme esas alınan Malatya Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısında bulunan genel karar altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yapılmadan dosyanın eksik inceleme ile karar çıkarıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; genel kurul tutanaklarının 27.05.2019 tarihinde mahkeme dosyasına intikal ettiği, akabinde 09.07.2019 tarihinde yapılan duruşmada davacı vekilinin hazır bulunduğu, kaldı ki, hazır bulunmasa dahi vekil, vekâleti iyi bir surette ifa ile yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 506 ncı maddesinin ikinci fıkrası eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altında olduğu, dava dosyasının incelenmesi ve dosyaya gelen aleyhe belgelere karşı beyanda bulunma gerekliliği de bu özen yükümlülüğü dahilinde olduğu, davacı vekilinin genel kurul tutanakları altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığına dair İlk Derece Mahkemesinde ileri sürmediği hususu istinaf itirazına konu edemeyeceğinden; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket kar payı alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.