YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1813
KARAR NO : 2023/1592
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/448 Esas, 2021/651 Karar
DAVA TARİHİ : 24.02.2014
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Lökler Petrol Tüketim Mamulleri Tur. İnş. Nak. Mer. İmalat Tic. İhr. İth. Ltd. Şti.’nin hissedarları olduğunu, şirketin yetkili müdürünün ve sorumlusunun davalı olmasına karşı 07.12.2007 tarihine kadar taraflarca birlikte müşterek yönetildiğini, tarafların babası …’ün şirketteki hissesini oğulları olan taraflara miras paylarına istinaden vermek sureti ile şirketten ayrılmak istemesi üzerine, taraflar arasında akdedilen 07.12.2007 tarihli sözleşme ile babalarının şirketteki hisselerini devretmesini takiben, şirket mal varlığının ortaklar arasında paylaşımı ve karşılıklı edimlerin ifası sonucu ortaklığın sonlandırılması konusunda anlaşma yapıldığını, sözleşmede; şirketin Kozağaç köyünde bulunan akaryakıt istasyonu ile sözleşmede belirtilen üç adet aracın ve davalıya ait 2776 parsel sayılı taşınmazının müvekkilinin kuracağı şirkete devrinin, ayrıca müvekkiline 150.000,00 TL nakit ödeme yapılacağının, davalı tarafça taahhüt edildiğini, sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmede belirtilen koşulların ihlali durumunda sözleşme şartlarını ihlal eden kişinin karşı tarafa 500.000,00 TL tazminat ödeyeceği düzenlemesine göre, sözleşmenin herhangi bir şekilde ihlal edilmesi, ifa edilmemesi, ifadan kaçınılması veya imkansız hale getirilmesi durumunda, sözleşmeyi ihlal eden tarafa cezai şart tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, söz konusu sözleşme gereği tarafların babası olan …’ün şirketteki %34 hissesini iki oğluna eşit olacak şekilde devretmesiyle, tarafların şirket hisse oranlarının %50’ye çıktığını, sözleşmede hissenin devredilmesiyle müvekkilinin yeni şirket kurma çalışmalarına başladığını, davalının ise şirketin yetkili müdürü olma avantajını kötüye kullandığını, müvekkilinin kuracağı şirketlerle ilgili gerekli masraflar için maddi sebeplere dayanarak 150.000,00 TL’nin şirket kurulmadan önce ödenmesi talebinin, davalı tarafından kabul edildiğini, ancak bu paranın ödenmediğini, hatta şirket ortaklığından her ay ödenmekte olan 2.500,00 TL’lik ödeme kesilmek suretiyle başka bir geliri bulunmayan müvekkilinin zor durumda kaldığını, davalının devir edilmesi gereken benzin istasyonunun intifa hakkı sahibi ve dikey anlaşma gereği ana bayisi olan Petline Petrol Ürünleri A.Ş. ile müvekkilinden habersiz gizli anlaşma yaparak, 2010 yılına kadar devam eden intifa hakkını, 2020’ye kadar yenileyerek, 500.000,00 TL intifa hakkı bedelini aldığını, daha sonra da anlaşma gereğini yerine getiremediği gerekçesiyle, bu şirkete devir edildiğini, şirkete ait araçları ile davalıya ait taşınmazın 3.kişilere devir edildiğini, davalının müvekkili tarafından sözleşmenin ihlal edildiği iddiasıyla açmış olduğu tazminat davasının red edildiğini, davalının şirket yönetim hak ve yetkisini kötüye kullanmasından kaynaklanan sorunlara rağmen müvekkilinin sözleşmeye bağlı kaldığını, sözleşmenin davalı tarafından ihlal edildiğini, ifasının imkansız hale getirildiğini ileri sürerek sözleşmenin 4. maddesi gereğince 500.000,00 TL tutarında cezai şart tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşme gereği şirket kurması gerektiğini, ancak davacının bu şirketi kurmadığını, sözleşme hükümlerine uyarak davalıya şirket kurmak üzere 50.000,00 TL’yi davalının hesabına yatırdığını, ancak davacının şirket kurmak üzere herhangi bir girişiminin olmadığını,davacının Yatağan Noterliğinin 31.03.2008 tarih ve 2431 yevmiye nolu ihtarnameyi göndererek, sözleşmeyi tek taraflı olarak ihlal ettğini, bu ihtarnameye karşı Yatağan Noterliğinin 11.04.2008 tarih ve 2750 yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, ayrıca 14.05.2008 tarih ve 3566 yevmiye nolu ihtarne ile davacıya 1 ay içinde, sözleşme gereğince şirket kurması gerektiğinin ve aksi halde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, gereği ihtara rağmen yerine getirilmediğinden davacı hakkında dava açtığını, davacının Muğla 3.Noterliğinin 20.05.2008 tarih ve 7359 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmede yükümlülüklerin tarihinin belli olmaması nedeniyle, sözleşmenin her iki taraf açısından da bağlayıcı olmadığını ihtar ettiğini, dava ile ihtar içeriğinin çeliştiğini, sözleşme hükümlerine uymayan tarafın davacı taraf olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2017 tarih, 2014/80 E. ve 2017/281 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında 07.12.2007 tarihli hisse devri, bölünme, taşınır ve taşınmaz devrini içeren adi yazılı sözleşme düzenlendiği ve bu sözleşmede bölünme sonucunda davacıya, bölünen şiketin taşınır, taşınmaz mallarının kalacağı, Milas/Ören’de bulunan taşınmazını davalının devredeceği, davalının 150.000,00 TL ödemede bulunacağı, bunun karşılığı olarak da davacının davalıya şirketin 1/2 payını verme borcu altına girdiği, ayrıca davacının bir şirket kuracağı, davalının şirketi ile akaryakıt sözleşmesinin devam edeceği, sözleşmeyi ihlal eden için 500.000,00 TL tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının taşınmazı 3. kişiye devrettiği, 150.000,00 TL ödeme borcunu yerine getirmediği, davacının ise sözleşme gereğince kuracağı ticaret şirketini kurmadığı, sözleşmedeki asli edimleri tarafların karşılıklı olarak ihlal ettiği, edimlerin birbirini takip eder şartlar içerdiği, davalının taşınmazı devretme ediminin öncelik arz ettiği ve diğer edimlerin buna bağlı olarak gerçekleşeceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı, davalının taşınmazları üçüncü kişiye devretmesi ile sözleşmenin ihlal edildiği, sözleşmenin subjektif olarak imkansızlaştığı (Doktrindeki baskın görüşe göre, objektif imkansızlık sözleşmenin sona ermesine sebebiyet vermektedir.) ve bunun sözleşmenin sona ermesine sebep olmadığı, tarafların ortak iradeleriyle kararlaştırdıkları cezai şartın geçerliliğini koruduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 500.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2019 tarih, 2017/1341 E. ve 2019/1095 K. sayılı kararıyla; istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve yaklaşık ispatın yerine getirilememesine göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 18.03.2021 tarih, 2019/3548 E. ve 2021/2597 K. sayılı kararıyla taraflar arasında düzenlenen 07.12.2007 tarihli sözleşmede, davacı …’ün yeni bir şirket kuracağı, kurulacak bu şirkete bazı taşınır ve taşınmaz malların devredileceği kararlaştırıldığı, yeni şirket kurulmasına yönelik olarak edimini ilk önce davacı yerine getirmekle yükümlü olduğu, davalı … tarafından, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmesi için davacıya gönderilen 14.05.2008 tarihli ihtarnamede verilen bir aylık sürenin makul ve yeterli olmadığı, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2013 tarih ve 2012/172-97 sayılı kararı ile tespit edildiği, ancak davacı kendisine verilen bu süre içerisinde sözleşme gereğince kurulması gereken şirketin kurulması yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığından, ifanın imkansız hale gelmesinde, yani sonraki imkansızlığın doğmasında kendi kusuru da bulunduğu gerekçesi ve davacı sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmesi için davalı tarafından gönderilen ihtarnameye vekili vasıtasıyla verdiği 20.05.2008 tarihli yanıtında, sözleşmenin bağlayıcı olmadığını beyan ve kabul ettiği sözleşmeye dayalı olarak cezai şart talebinde bulunamayacağı gerekçesine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kendisine verilen bu süre içerisinde sözleşme gereğince kurulması gereken şirketin kurulması yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığın, ifanın imkansız hale gelmesinde, yani sonraki imkansızlığın doğmasında kendi kusuru da bulunduğu, kendisinin de kusurunun bulunduğu durumda kararlaştırılan cezai şartı talep etmek hakkı bulunmadığı, davacı sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmesi için davalı tarafından gönderilen ihtarnameye vekili vasıtasıyla verdiği 20.05.2008 tarihli yanıtında ”…müvekkilimle yapmış olduğunuz 07.12.2007 tarihli sözleşmede belirtilen karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilme tarihleri belli olmadığından talep ve iddialarınız havada kalmaktadır. Bu sebeple her iki taraf açısından da sözleşmenin bağlayıcılığından söz etmek mümkün değildir. …” şeklinde beyanda bulunduğu, böylece, bağlayıcı olmadığını beyan ve kabul ettiği sözleşmeye dayalı olarak cezai şart talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflara arasındaki sözleşmeye göre ifa yükünün öncelikle davalıda olduğunu, taşınır ve taşınmaz mallar ile nakit ödeme yapılmadan yeni şirkete kurulmayacağını, bu edimlerin devri için şirket kurulmasının beklenmesine gerek olmadığını, davalının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşme ifasızlığında müvekkilinin bir kusuru olmadığını, sözleşme ifasızlığının davalının sözleşmeye aykırı davranışları olduğunu, yeni şirket kurulması için makul süre beklenilmediğini, müvekkili bakımından kesin hüküm teşkil eden mahkeme ilamı ile tespit edilen kusur durumuna aykırı bir karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hükmün 3 üncü fıkrasında davalının ilk derece mahkemesi, istinaf mahkemesi ve temyiz başvurusu aşamalarında yapmış olduğu ödemelerin yargılama giderlerini içermediğini, eksik yargılama giderleri bakımından kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan protokol kapsamında davalı tarafça üstlenilen edimlerin yerine getirilmemesi sebebiyle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm,davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyizine gelince, mahkemece hükmün (3) numaralı bendinde, “Davalı tarafça yargılama aşamasında sarf edilen 49,50 TL tebligat, 61,80 TL posta masrafından ibaret toplam 111,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar verildiği, posta masrafında hesap hatası yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş ise de tek başına bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5236 sayılı Kanun) geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin “Davalı tarafça yargılama aşamasında sarf edilen 49,50 TL tebligat, 111,80 TL posta masrafından ibaret toplam 161,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde yazılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “Davalı tarafça yargılama aşamasında sarf edilen 49,50 TL tebligat, 111,80 TL posta masrafından ibaret toplam 161,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine”, ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.