YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1874
KARAR NO : 2023/1671
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/56 Esas-2022/63 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Çerkezköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/1134 E., 2018/295 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket yetkilisi … tarafından imzalanan protokolde davacıya ait Yol Boyu Kaya Pınar 952 nolu parsel ve zemin katı dükkanın 380.000,00 TL’ye davalıya satıldığı, davalıdan 260.000,00 TL nakit alındığı, kalan 120.000,00 TL karşılığı ise davalı tarafından davacıya mal-gıda gönderileceği hususunda anlaştıklarını, ancak davalının bu protokole uymayarak 120.000,00 TL karşılığı mal göndermediği gibi borcu da ödemediğini, hakkında başlatılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazını davalıya değil tapu kaydından da görüleceği üzere …’a sattığını, davalı şirket adına imza atılmadığını, borcu olmadığını savunarak davanın reddine, davacı kötüniyetli olduğundan ayrıca %20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarih ve 2016/1134 E., 2018/295 K. sayılı kararıyla; davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2019 tarihli ve 2018/946 E., 2019/1209 K. sayılı kararıyla; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davacı vekilinin istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve değerlendirilmesine göre yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 27.04.2021 tarih, 2020/3154 E. ve 2021/4125 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı 13.06.2018 tarihli dilekçesi ile istinaf isteminde bulunduğu ancak Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf dilekçesi konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığının tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf dilekçesi hakkında değerlendirme yapılması gerektiği, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 344-346 ncı maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davacı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve değerlendirilmesine göre yerinde görülmediği, Yargıtay bozma ilamında Daire gerekçesi değerlendirilmeden davalının da istinafı olduğu ve değerlendirilmediği gerekçesiyle usulen bozulduğu ve Dairece verilen ilk kararda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması yönünde hüküm tesis edilmediğinden dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmakla, Daire’nin hüküm mahkemesi sıfatı kazanmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirket adına sözleşme yapmaya …’un yetkili olduğunu, müvekkili ile yapılan borçlandırıcı sözleşmede … şirket adına yetkili olduğuna dair vekaleti de müvekkiline ibraz ettiğini, protokol konusu taşınmaz ile ilgili düzenlenen resmi senette davalı adına ipotek tesis edildiğinin görüldüğünü, davalı tarafın müvekkili ile borç ilişkisi olmadığını iddia etmesine rağmen kendi adına noterde ipotek tesis edilmesinin de davalı ile müvekkili arasında borç ilişkisinin davalı işyeri ile ilgili olduğunu gösterdiğini, yapılan sözleşmede davalı tarafa yöneltilmese de noter kanalıyla yapılan resmi senedin protokolle düzenlenen ilişkiyi doğrular nitelikte olduğunu, …’un gösterdiği vekaletname üzerine müvekkili söz konusu protokolü düzenlediğini ve herhangi bir usulsüzlüğün söz konusu olmadığını, davalı ile … arasında herhangi bir uyuşmazlık olduysa da bu durumun işbu dava konusu olmadığını, davalının vekiline güvenmiyorsa azledebileceğini, protokolün imzalandığı tarihte herhangi bir azil işleminin gerçekleşmediğini, bu nedenle de protokoldeki imzayı atmaya …’un yetkili olduğunu, …’un ayrı bir toptancısının olmadığını bu durumun da davalı şirket adına hareket ettiğini gösterdiğini, yine …’un taşınmazı kendi adına satın alsa idi ipotekli bir taşınmazı satın almayacağını, kanunu dolanarak kendi adına satın aldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, adi şekilde düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.