YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1929
KARAR NO : 2023/5948
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında çimento satışından kaynaklanan borç ilişkisinin bulunduğunu, tahsil edilmeyen tutar için icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu şirketin takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline borçlunun takip konusu borcunu faizi ile ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi gerektiğini, davalı şirketin alacaklı olduğunu belirten şirkete bir borcunun bulunmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında ticari alım satım olduğunu, bu alım satım nedeni ile davalı şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacı şirketin kötü niyetli olarak takip başlattığını savunarak davanın reddine istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı taraf davacı şirket tarafından farklı fiyatlar üzerinden fatura kesildiğini, taraflarca ticari defterlere delil olarak dayanıldığı, 16.07.2019 ve 04.02.2020 havale tarihli bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu sebebiyle yeniden rapor tanzimi istendiği, 19.03.2021 havale tarihli son raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu, davalının faturalara itiraz etmediği, ayrıca irsaliyelerin mevcut olduğu dikkate alındığında fatura içeriğinde yer alan malların davalıya teslim edildiği, raporda yer alan hesaplamaya göre fatura bedelleri toplamının 1.443.027,09 TL olduğu ve ticari defterlere göre 31.10.2017 tarihi itibariyle borç bakiyesinin sıfır olduğunun belirtildiği, bu tarihten sonraki döneme ilişkin olarak ise ödemeye ilişkin belgelerle kalan kısmın ödenmiş olduğunun ispatlandığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı tarafın yalnızca haksız olduğunun ispatlanması sebebiyle kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği, (bkz. Yargıtay HGK’nın 2005/19-286 E. 2005/268 K. sayılı 27/04/2005 tarihli ilamı) bunun dışında herhangi başka bir delille de davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin ilk bilirkişi raporu olan 16.07.2019 tarihli raporda uyuşmazlık konusuna dair sadece 2017 yılına ait ticari defterlerin incelendiğini, davalı şirketin 45.633,77 TL borcu olduğu kanısına varıldığını, rapordaki değerlemenin hangi kıstaslara göre yapıldığının açık ve net bir şekilde anlaşılamadığını, bu sebeple taraflarından eksik inceleme yapılan rapora itiraz edildiğini, farklı bir bilirkişiden alınan 03.02.2020 tarihli raporda borç miktarının 68.038,89 TL olarak belirlendiğini, bilirkişi raporlarında faturalar vs değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, alacaklarını ispatlamalarına ve raporlarda bu durumun ikrar edilmesine rağmen borç miktarının raporlarda farklı hesaplandığını, davalı şirketin borç miktarının toplam 1.443.027,09 TL’lik çimento satış bedelinden ödeme yapılmayan tutar 168.116,21 TL olduğunu, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 14.10.2020 tarihli ek raporda “davalı defterlerinde davacıya toplam 1.470.870,10 TL ödeme yapıldığının kaydının olmasına karşılık, davalının dava dosyasına ibraz etmiş olduğu ödeme belgelerinin (çek ve nakit) toplamının 1.313.243,88 TL olduğunu, davalı belgeli ödemelerinden davacı teslimlerinin tenzili neticesinde davalının 157.626,22 TL borcun olduğu matematiksel olarak gözükse de” ifadelerinin yer aldığını, defter kayıtlarının alacaklarını belgelediğini, ancak raporlardaki miktarların daha düşük olarak hesaplandığını, raporlardaki çelişkiler giderilsin diye alınan son bilirkişi raporunun ise çelişkileri gidermekten çok uzak olduğunu, son raporun davalı şirketten alacaklarının olmadığı iddiasında olduğunu, hatta bilirkişinin hukuki mütalaada bile bulunduğunu, öncelikle davaya konu açık faturalar, sevk irsaliyeleri ile ticari defter kayıtlarının sunulduğunu, ancak bilirkişinin ticari defter kayıtlarını detaylıca incelemeden rapor sunduğunu, davalı tarafa ait ödeme miktarının davalı şirket defter kayıtlarında 1.313.243,88 TL olarak gözüktüğünü, davalının defter kayıtları neticesinde davacı şirkete (1.470.870,10 TL-1.313.243,88 TL) 157.626,22 TL borcu olduğu gözüktüğünü, taraflarından davaya konu faturalar, sevk irsaliyeleri, ticari defter kayıtlarının sunulmuş olup alacaklarının hukuka uygun delillerle ispatlandığını, bilirkişi tarafından davalı defterinde ödemelerin tam gözüktüğüne dair iddianın neye dayandığının anlaşılamadığını, davalı tarafın 157.626,22 TL borcu olduğunun gözüktüğünü, kaldı ki davalı taraf miktarın hepsini ödediğini iddia ediyorsa yazılı evraklarla ispat etmesi gerektiğini, ticari defterlerinde gözüken nakit ödemeler; ticaret mantığıyla bağdaşmayıp ispatlanması gerektiğini, ancak davalı tarafın herhangi bir evrak vs sunmadığını, taraflarınca sunulan evrakların da değerlendirilmediğini, mahkeme tarafından son rapora göre verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın itirazın iptali davası olması özelliği itibariyle takibe sıkı sıkıya bağlı oluşu nedeniyle takibe konu faturalar esas alınarak davacının davalıya satıp teslim ettiği toplam çimento tutarı üzerinden davacının kendi defterlerinde kayıtlı davalının yaptığı ödemeler dikkate alınarak ardından davalının kendi kayıtları ile ispat ettiği belgeli ödemeler göz önüne alınarak hazırlanmış olması nedeniyle bilirkişi raporunun doğru olduğu, bu rapora göre davalının davaya konu faturalardan kaynaklı davacıya borcu olmadığı anlaşıldığıı, davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki satım sözleşmesi gereği davacı satıcının faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla davalı alıcı aleyhine başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.