Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/195 E. 2023/3715 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/195
KARAR NO : 2023/3715
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/175 Esas, 2021/1712 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/107 E., 2019/173 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın müvekkiline Elbistan İcra Müdürlüğünün 2016/4541E. sayılı dosyası üzerinden ödeme emri gönderdiğini, süresi içinde borca ve tüm fer’ilerine itiraz ettiklerini, müvekkilinin senetteki gerçek alıcısı … ile 03.09.2015 tarihli …’e ait olan 2 katlı iş yerini müvekkiline 390.000,00 euroya sattığını, müvekkilinin 04.09.2015 tarihinde 151.500,00 eurosunu …’e ödediğini, daha sonra aralıklarla 29.06.2016 tarihinde 6.500,00 euro, 04.07.2016 tarihinde 7.142,00 euro, 15.07.2016 tarihinde 4.000,00 euro, 19.07.2016 tarihinde 2.000,00 euro olarak …’ün oğlu …’e ödediğini, ancak …’ün sözleşmede teslim tarihi olan 01.07.2016 tarihinde söz konusu taşınmazı müvekkiline devretmediğini, inşaatının da o tarihte bitmediğini ve teslim edilmediğini, sözleşmeye göre müvekkilinin 151.500,00 eurosunu ödediğini, geriye kalan 238.500,00 euroyu da 01.07.2016 tarihinde söz konusu inşaat tamamlandıktan sonra teslim edildiğinde müvekkilinin ödeyeceğini, ancak bu miktar için …’e bir adet bono verildiğini, 238.500,00 euronun bakiye kaldığı tarih ile bonunun keşide tarihinin 04.09.20l5 olduğunu, sözleşmedeki bakiye ile bonodaki miktarın aynı olduğunu, sözleşmedeki alacaklının … borçlunun da … olduğunu, senetle sözleşme kapsamının birebir aynı olduğunu, takibe konu olan bononun anlatıldığı şekilde bedelsiz bir bono olduğunu, ödeme emri ve bono incelendiğinde söz konusu bonuyu …’ün cirolayarak …’a verdiğini, …’in da ciranta olarak takibi … ve müvekkili …’e yapması gerekirken …’ü devre dışı bırakarak direkt müvekkiline takip yapıldığını, söz konusu takibin muvazaalı olduğunu, alacaklının takipte …’ü devre dışı bırakmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesindeki iyiniyet kuralına aykırı davrandığını, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/159 E. sayılı dosyasıyla davaya konu kambiyo senedinin belirtilen sözleşmenin teminat senedi olmadığının hüküm altına alındığını, yani ödenen paraların …’le aralarındaki sözleşmeden olduğunu kabul eden davacının bu defa da aynı paranın bu kambiyo senedinden olduğunu iddia ettiğini, davacının gerek İcra Hukuk Mahkemesi gerekse de bu davayı açmasındaki sebebin borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, davacının ayrıca kısa zaman önce tüm mal varlığını muvazaalı olarak elinden çıkarmış olup bu hususta yaptığı tüm işlemlerin borçtan kurtulmaya yönelik bir delil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu senedin teminat senedi olmadığı, davalı …’ın davaya konu senette ciro suretiyle hamili olduğu, davacı tarafın bedelsizlik iddiasını ileri sürebilmesi içinde hamilin senedi kötü niyetli olarak bile bile iktisap ettiğinin kanıtlanması gerektiği, dosya kapsamında davacının, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu da kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada hataya düşüldüğünü, öncelikle Mahkemece senet tanıkları Alaattin Türk’ün dinlenmediğini, bu tanıklarının dinlenerek karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı …’ın Elbistan Belediye Başkanının makam şoförü olup senet alacaklısı gözüken …’ün ise belediye başkanının kardeşi olduğunu, yani söz konusu olayı bilmemelerinin imkansız olduğunu, bonoya bakıldığında davalının takip borçlusu olarak esas alacaklı …’ü takipte bırakmamasının bir üst cirantadan meblağı almış demek olduğunu, bu açıdan bakıldığında da senedin bedelsiz anlamına geldiğini, ayrıca Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/822 E. sayılı dosyasında da davalı vekilinin cevap dilekçesinde de söz konusu senedin sözleşmedeki senet olduğunun belirtildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/822 E. sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde söz konusu senedin sözleşmedeki senet olduğu iddia edilmiş ise de, 2016/822 E. sayılı dosyada davalı … olduğundan, bu beyanın davalı hamili bağlayıcı mahiyette olmadığı, şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülemeyeceği, ancak hamilin poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmesi durumunda, şahsî def’îlerin hamile karşı da ileri sürülebileceği, davalının senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği yönünde herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı ve davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanması karşısında yemin hakkının Mahkemece hatırlatılmaması hususunun istinaf sebebi yapılmaması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının istemine ilişkin olup, takip konusu bononun teminat senedi ve bedelsiz olup olmadığı hususları uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 687 nci maddesinin birinci fıkrası ile 778 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.