Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2 E. 2023/4110 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2
KARAR NO : 2023/4110
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1350 Esas, 2021/2546 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/506 E., 2020/253 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını ve akabinde takibe konu alacağını diğer davalıya temlik ettiğini, müvekkilinin davalı şirkete borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin davacıya muhtelif tarihli faturalar tahtında araç bakım ve onarım hizmeti verdiğini, alacağın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu savunarak davanın reddini ve asıl alacağın %20’sine tekabül eden tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.

2. Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının öncesinde taraflar arasındaki mutabakat sözleşmesine dayalı olarak borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, yaptırılan imza incelemesi neticesinde söz konusu mutabakat belgesindeki imzanın davalı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edilmesinden sonra ise bir kısım faturaların her iki tarafın ticari defterlerine de sehven mükerrer olarak kaydedildiğini ileri sürdüğü, bu hususta davacının ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelendiği ve mükerrer fatura kaydının söz konusu olmadığının tespit edildiği, davacının sahte olarak tanzim edilen mutabakat metnine delil olarak dayanması dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı gibi gerçeği yansıtmadığı tespit edilen mükerrerlik iddiasını ileri sürmesinin de iyi niyetli olmadığının göstergesi olduğunu, davanın sırf bu nedenlerle reddi gerekse de davacının yukarıda sözü edilen iddialarından sonra ileri sürdüğü, faturalara konu borcun banka havalesi yoluyla davalı şirkete ödendiğine ilişkin iddiasının da incelendiği, ödeme iddiasının imzası ikrar edilmiş belgelerle ispatı gerektiği, davacı yanca ispat zımmında bir takım dekontlar sunulmuşsa da dekontlarda görülen ödemenin icra takip tarihinden sonra olduğu, takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin borcu sona erdirmeyeceği, öte yandan, davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalı şirkete 135.403,65 TL borçlu olduğu, bu nedenle son bilirkişi raporunda belirtilen birinci görüşün benimsendiği ve davacının borçlu olduğu kanaatine varıldığı, keza bu sebeple davalı şirketin icra dosyasına borcun sebebi olarak sunduğu Excell programıyla hazırlanmış davacıya ait 2013 yılı cari muavin özetinin de davalı taraf lehine değerlendirildiği, bunun yanında, davacı, her ne kadar davalıya ait açık hesaba 01.12.2015 tarihinde 76.310,04 TL, 31.12.2017 tarihinde ise 57.389,49 TL borç kaydederek tek taraflı yapmış olduğu bu işlemle kendi kayıtlarında borcu sona erdirmiş ise de icra takip tarihinden sonra, iade faturası, borç gider faturası veya bildiriminin kesilmesi yolu ile borcun kapatılamayacağının açık olduğu, davacının borçlu olmadığı yönündeki iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının son bilirkişi raporuna aykırı olduğunu, bu raporda, isabetli bir şekilde müvekkilinin davalı şirkete 47.783,34 TL borcu olduğunun tespit edildiğini, davalının, müvekkilinin cari hesaba mahsuben yaptığı bir kısım ödemeleri ticari defterlerine işlemediği ancak icra dosyasına borcun dayanağı olarak sunduğu muavin kayıtlarına bu ödemeleri işlediğini, İlk Derece Mahkemesince, bu ödemelerin takip tarihinden sonra yapıldıklarından bahisle dikkate alınmamasının doğru olmadığını zira ödemelerin takip tarihinden önce olduğunu, bizzat davalı tarafından sunulan bu belgenin dikkate alınmamasının doğru olmadığını, önceki bilirkişi raporlarıyla da müvekkilinin takipte talep edilen miktardan çok daha az tutarda borçlu olduğunun tespit edildiğini, sözü edilen raporlarla, bir kısım sigorta şirketlerinin davalı şirket tarafından verilen tamir hizmetine karşılık olarak davalı şirkete 2012 yılında 92.906,69 TL, 2013 yılında ise 78.048,10 TL ödeme yaptıklarının tespit edildiğini, davalı şirketin bu ödemeleri kayıtlarına işlemediğini, bu ödemelerin yok sayılmasının doğru olmadığını, öte yandan, davalı şirketin, aynı yedek parçaya ilişkin olarak aynı gün iki ayrı fatura düzenlediğinin tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin, müvekkilinin iyi niyetli olmadığı şeklindeki gerekçesinin de gerçeği yansıtmadığını, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına ilişkin hükümlerin, somut olaya uygulanacak hukuk kaidesi bulunmaması halinde uygulanabilecek ikincil nitelikteki hukuk kuralları olduğunu, ödemenin ise borcu sona erdiren hukuki bir neden olduğunu, müvekkilinin borcu ödediğini, ticari defter ve kayıtlar ile banka dekontları ile ispatlandığını, ödemenin, iyi niyet veya kötü niyetle ispatı yoluna gidilemeyeceğini, kesinleşmiş yargı kararı yok iken anlaşma tutanağının sahte olarak nitelenmesinin hukuka aykırı olduğunu, 8 günlük sürede faturaya itiraz edilmemesinin, karşı taraf lehine sadece bir karine doğuracağını, dosyada karinenin aksinin hem banka ödeme dekontları, hem de davalı şirkettin bizzat kendisinin icra dosyasına sunduğu hesap hareketlerinden ödeme yapıldığı ile ispatlandığın belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dava, davalı şirket tarafından davacıdan olan açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.

2.İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıya 135.399,49 TL borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak alacağın borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olması var olduğuna karine teşkil etse de borçlu bu karinenin aksini yazılı delillerle ispat edebilir. Nitekim davacı borçlu da davalıdan bir takım faturalar karşılığında hizmet aldığını kabul etmekle beraber borcun ödenmek suretiyle son bulduğunu iddia etmiş ve ispat zımmında 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin bir takım ödemeleri gösteren muhtelif tarihli dekontları dosyaya ibraz etmiştir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, takipte talep edilen alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğundan bahisle davacı tarafından sunulan dekontlar incelenmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.

3.Öte yandan, yargılama sürecinde, tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle bilirkişi raporları düzenlenmiş olup bu raporlara göre, taraflar arasında açık hesap şeklinde gelişen ticari ilişki 2012 yılında başlayıp, 2013 yılının Nisan aynına kadar devam etmiş, bu süreçte, davalı tarafından davacıya muhtelif tarihli faturalar tahtında araç tamir ve bakım hizmeti verilmiştir. Bilirkişi raporlarına göre, davacı kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıya 135.399,49 TL borçludur. Davalı ise kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıdan 227.381,73 TL alacaklıdır. Ticari defterlerdeki bu farkın, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin bir takım ödemelerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı kendi ticari defterlerine göre davacıdan 227.381,73 TL alacaklı olmasına rağmen takibi 135.403,65 TL üzerinden başlatmış, takip talebine dayanak olarak davacıya ait hesabın takip edildiği 2013 yılı muavin kayıtlarını göstermiştir. Bu muavin kaydında, davacı ve çeşitli sigorta şirketleri tarafından (davalı tarafından verilen araç tamir hizmetleri sebebiyle) davalıya 2013 yılında yapılan ancak davalının ticari defterlerde kayıtlı olmayan bir takım ödemelerin kayıtlı olduğu görülebilmektedir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, takipte talep edilen alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğundan bahisle zikredilen muavin kaydına itibar edilmemiş ise de söz konusu belge bizzat davalı şirket tarafından sunulduğuna ve hatta takip talebine dayanak yapıldığına göre davacının bu muavin kaydında görülen ödemeleri davalıya yaptığının kabulü gerekir. Bunun yanında, davacının sunduğu dekontlarla sözü edilen muavin kaydı karşılaştırılmalı olarak incelenmesi ve davacının davalı tarafından düzenlenen faturaların karşılığı olarak söz konusu dekontlar tahtında 2013 yılında yaptığını ispat ettiği ancak muavin kaydında gözükmeyen ödemelerin de yapıldığı kabul edilmelidir. Ayrıca yukarıda da ifade edildiği üzere davacı yanca sunulan bir kısım dekontlar 2012 tarihlidir. Gerek davalının ticari defterlerinde gerekse de zikredilen muavin kaydında 2012 yılına ilişkin herhangi bir ödeme kayıtlı değildir. O halde 2012 yılına ilişkin bu dekontlar da incelenmeli, davacının bu dekontlar tahtında 2012 yılında ödeme yaptığını ispat etmesi halinde bu yılda yapılan ödemeler de borçtan mahsup edilerek soncuna göre bir karar verilmelidir.

4.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.