YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2082
KARAR NO : 2022/2479
KARAR TARİHİ : 28.03.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada mahkemece bozmaya uyularak konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kesinleşen karar hakkında davacı vekilince hükmün düzeltilmesine ilişkin tashih isteminde bulunulması üzerine 23.02.2022 tarihli kararı ile hükmün tashihi isteminin kabulü ile hüküm fıkrasının 5.bendinin düzeltilmesine dair kararının Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava; bonoya dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak davanın easası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar Yargıtay incelemesinden geçerek 11.11.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili 14.02.2022 tarihli hükmün düzeltilmesi istemli dilekçesi ile hükmün 5. bendinde davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti hususunda maddi hata yapıldığı, davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün düzeltilmesi talebinde bulunmuş, davacı vekilinin tashih talebi üzerine, mahkemece, 2019/332 Esas, 2020/104 Karar sayılı asıl (aynı) dosya üzerinden duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda, 23.02.2022 tarihli karar ile, hükmün beşinci bendinin ilk cümlesinde yazım hatası yapıldığı gerekçesi ile hükmün 5. maddesinin “davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine” olan kısmının “davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” şeklinde tashihine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen 23.02.2022 tarihli tashihe ilişkin kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 304.maddesinin 1. bendinde düzenlendiği üzere “hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse, hakim tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.”
Öte yandan bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 305/2. maddesinde ise, “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece tashih kararı verilmiş ise de, düzeltilen husus yukarıda bahsedilen 304. madde kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi bir an için tavzih kabul edilse bile HKM’nın 305/2. maddesinin uygulanamayacağı da açıktır. Zira yapılan tashih hükmün değiştirilmesi niteliğindedir. Bu durumda, mahkemece verilen tashih kararının doğru olduğu söylenemez. Somut olayda, davacı vekili hükmün kesinleşmesinden sonra hükmün düzeltilmesi talebinde bulunmuştur. Hüküm kesinleştikten sonra bu şekilde yapılan taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüyle hükmün düzeltilmesine ilişkin tashih kararı şeklinde yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Kaldı ki kabule göre verilen tashih kararı da hatalıdır, hükmün gerekçesinde davacının yargılama giderlerinden sorumlu olacağı belirtilmiş olup, hükmün 5. maddesinin ilk cümlesinin başında belirtilen “davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden” ibaresinin “davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden” şeklinde düzeltilmesi gerekirken tam tersi olacak şekilde cümlenin sonundaki kısmın düzeltilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün tashihine ilişkin kararın BOZULARAK ortadan kaldırılmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.