Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2104 E. 2022/8417 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2104
KARAR NO : 2022/8417
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Hendek 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 21.02.2018 tarih ve 2017/47 E. – 2018/85 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından Kocaeli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2010/9167 Esas sayılı dosyasına istinaden 3.016.-TL kesildiğini, oysa müvekkilinin takibe konu edildiği gibi bir kefilliği olmadığını, anılan icra dosyasının da işlemden kaldırıldığını ileri sürerek, 3.016.-TL’nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu kredi borcunun kat edildiğini, kredi sözleşmesindeki hükümlere istinaden rehin takas mahsup hakkı kullanılarak alacağın tahsil edildiğini, icra dosyasının işlemden kaldırılmadığını, derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; genel kredi ve teminat sözleşmesine göre davalı tarfından dava dışı Yavuz Selim Taşımacılık İnşaat Yemekçilik Petrol Ürünleri Temizlik Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti’ne kredi kullandırıldığı, kullanılan krediye davacı şirketin dava dışı diğer kefiller ile birlikte müteselsil kefil olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı tarafından davacı şirket hakkında ilamsız takip başlatıldığı, takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı tarafından davacı hesabından 3.016,00 TL alacak geçirildiği, davalı tarafından Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesine göre takas, rehin ve mahsup hakkını kullandığı, sözleşme imzalayan banka ile borçlu ve kefillerin kefaletin niteliğine aykırı düşmedikçe sözleşme hükümlerinin uygulanmasını aynen taahhüt ettikleri, sözleşmede tarafların imzaları bulunmakla birlikte tarafların için bağlayıcı nitelikte bulunduğu, bu hakkın da sözleşme imzalanması ile kullanılmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, davacının hesabından yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle dava dışı asıl borçlunun kullandığı krediden kaynaklanan cari hesap alacağı ile banka tarafından ödenmiş çek yaprağı bedeline isabet eden 570,07 TL alacak yönünden davalı kefil de sorumlu olduğundan bu alacaklara yönelik yapılan kesintinin hukuka uygun bulunması göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklan alacaktan dolayı banka hesabında yapılan kesintilerin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava dışı kredi borçlusunun bankadan almış olduğu çeklerin ödenmemiş garanti bedelleri için davalı bankanın davacı-kefilin hesabından kesinti yapılmasının da hukuka uygun olduğuna karar vermiştir. Ancak, dava dışı kredi borçlusuna verilen 25 adet çek yaprağı için ödenmemiş çek bedellerine dayalı alacakların deposundan davalı kefilin de sorumlu tutulması isabetli değildir. Zira, kredi sözleşmenin uygulandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’da ödenmemiş çek yaprağı bedelleri için bankalar tarafından garanti edilen tutarlardan kefilin de sorumlu olduğuna ilişkin hüküm bulunmadığı gibi sözleşme maddelerinde de kefilin bu bedellerden sorumlu tutulmasını sağlayacak nitelikte hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, ödenmemiş çek yaprağı bedelleri yönünden davalı kefilin bankaya karşı sorumlu olmadığı kabul edilerek bu kısma isabet eden kesintilerin davacıya iadesine hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulüyle mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.