Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2211 E. 2023/6006 K. 19.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2211
KARAR NO : 2023/6006
KARAR TARİHİ : 19.10.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile Devlet Su İşleri Kayseri 12. Bölge Müdürlüğü arasında Nevşehir ili Derinkuyu ilçesinde bulunan derenin ıslahı işi için 10.01.2018 tarihinde 1.635.065,50 TL bedelli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili firma tarafından 15.01.2018 tarihinde işe başlandığını, müvekkil firma işe başlamadan önce 12.01.2018 tarihinde o zaman T-Sigorta (Turkland Sigorta A.Ş.) ticaret ünvanı altında faaliyet gösteren davalı ile İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi akdettiğini, bu sözleşme ile yüklenilen işlerin yapımı esnasında 08.05.2018, 13.05.2018 ve 13.06.2018 tarihlerindeki aşırı yağış sonucu 3 adet sel olayının müvekkili çalışma sahasında meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilinin maddi açıdan önemli bir zarara uğradığını, taraflar arasında arabuluculuk süreci sonucunda herhangi bir anlaşmaya varılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı … şirketinden sigorta poliçesi limitleri dahilinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İnşaat Sigortası Genel Şartları’nın C.10 maddesinde belirtilen iki yıllık zaman aşımı dolduktan sonra dava açıldığını, davacının zarar iddiasına konu bedel belirli olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, sigorta poliçesinde sigortalının DSİ olması neticesinde davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı bulunduğunu, davacı tarafça yazılı bildirimlerin yerine getirilmediğini, dava konusu olayda kusur tespiti ve gerçek zararın hesaplanması gerektiğini, işçi maliyetlerinin zarar olarak kabul edilemeyeceğini, en fazla poliçe limitince sorumlu olunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından DSİ sigortalı gösterilmek suretiyle dava konusunun sigorta ettirildiği, bu durumda sigorta sözleşmesinden doğan haklardan sigortalı olan DSİ’nin yararlanabileceği, poliçenin incelenmesinde davacının da talepte bulunabileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı, bu haliyle davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat davasına dayanak teşkil eden İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinin başkası lehine yaptırılan sigorta kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, sigorta ettiren konumunda olan gerçek veya tüzel kişinin de aynen sigortalı gibi sigorta şirketine karşı talep ve dava haklarına sahip olduğunu, 3 üncü kişi lehine sigortalarda bütün yükümlülüklerin aslında sigorta ettiren üzerinde olduğunu, imalat zararının müvekkili şirketin imalatında gerçekleştiğini, bu zararı giderip işi teslim etme için yapılan tüm çalışmaların da gene müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu ilave çalışmalardan doğan ekstra gider ve masrafların da doğal olarak müvekkili şirketin zararı kapsamında olduğunu, rizikonun gerçekleşmesiyle davalı … şirketine gerekli müracaatları yapıp hasar dosyasını açtıranın bizzat müvekkili şirket olduğunu, her türlü yazışma ve belge taleplerinin müvekkili şirketçe karşılandığını, tazminat konusunda ilk aşamada müvekkili şirkete teklifte bulunulduğunu, davada müvekkili sigorta ettirenin dava ve müracaat hakkını kullanamayacağına ilişkinde poliçede açıkça bir şart veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin olmadığının da açık olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmenin tarafı olarak her zaman sözleşmeye dayalı dava açabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1454 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre aksine bir sözleşme yoksa sigorta tazminatını ancak sigortalı talep edebilecek olup, davaya konu poliçede bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sigorta ilişkisinden kaynaklı maddi tazminat davasıdır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun’un 1454 üncü maddesinin birinci fıkrası

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.