Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2229 E. 2023/5904 K. 17.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2229
KARAR NO : 2023/5904
KARAR TARİHİ : 17.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 16.10.2012 tarihli sözleşme ile akaryakıt bayilik ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin davalıdan alacağı akaryakıt ürünü bedeline teminat olmak üzere müvekkilinin davalıya 23.10.2012 tarihli 75.000,00 TL bedelli teminat mektubunu verdiğini, davacı müvekkil ile davalı arasındaki bu bayilik ilişkisinin davalının gerekli yatırımları yapmamış olması, piyasa koşullarına uygun rekabeti sağlayıcı kâr oran ve ürün ve hizmet teminini gerçekleştirmemesi gibi nedenlerle karşılıklı rıza ile sözleşmeye son verildiğini, fakat davacının teminat mektubunu haksız olarak nakde çevirdiğini, bundan dolayı müvekkilinin ticari olarak zarar gördüğünü, teminat mektubu paraya çevrildiğinden bankanın müvekkiline kredi vermediğini ve bu sebeple ticari işlerinin geri kaldığını ve kaporasının da yandığını ileri sürerek haksız olarak nakde çevrilen teminat mektubu bedeli 75.000,00 TL’nin, teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesi nedeniyle oluşan maddi zararının giderilmesi için 40.000,00 TL’nin, manevi zararının giderilmesi için 35.000,00 TL’nin 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında 16.10.2012 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve protokol imzalandığını, ancak davacı bayinin, bayilik sözleşmesini süresinden önce haksız olarak feshettiğinden fesih tarihinden sözleşmenin süresinin sonuna kadar yerine getirmesi gereken satış taahhüdünden dolayı müvekkil şirketin uğradığı kâr mahrumiyeti zararını gidermesi gerektiğini, 16.10.2012 tarihli Protokol’ün 5 inci maddesi ve bayilik sözleşmesi’nin “cezai şart “başlıklı 19 uncu maddesinin açık hükümleri karşısında taraflar arasında akdedilmiş sözleşme hükümlerine ve taahhütlerine uymayan davacının ödemesi gereken maktu cezai şart tutarının 150.000,00 USD olduğunu savunarak davanı reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen ve inkâr edilmeyen akaryakıt bayilik sözleşmesinin dosyaya sunulan iki ayrı raporda ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtildiği üzere davacı tarafın kendi edimlerini yerine getirmemiş olması nedeniyle feshedildiği, sözleşme ve bağlı protokol kapsamında davalı tarafın taahhüt edilen ancak alınmayan akaryakıt bedeli olarak oluşan alacağına karşılık sözleşme öncesinde davacıdan alınan teminat mektubunun paraya çevrilmesinde mevzuata ve sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı, sözleşme öncesinde alınan teminat mektubunun amacının davalı tarafın sözleşme kapsamında oluşacak muhtemel zararın tazminine yönelik olduğu, bu bağlamda davalının oluşan ve belirlenen zarardan daha düşük miktarda olan teminat mektubu tutarının paraya çevrilmesine yasal bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmayıp rapora yapılan itirazların karşılanmadığını, raporda teminat mektubunun kapsamı ve hangi borçları teminat altına aldığı, asgari alım taahhüdüne dayalı talepte bulunulmasının mümkün olup olmadığı, çekişmeli bir alacağın tahsili için mahkeme kararı olmadan teminat mektubunun nakde çevrilip çevrilemeyeceği hususlarının tartışılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin sona ermesinde davalı tarafın haksız ve kusurlu olduğunun 12.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, bir an için davalının asgari alım taahhüdüne dayalı olarak alacak talebinde bulunabileceği kabul edilse bile talep edilebilecek miktarın taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin devam ettiği süreç ile sınırlı olarak talep edilebileceği, sözleşmenin kurulduğu tarihten sona erdiği tarihe kadar alınması gereken akaryakıt ürün için eksik kalan alım taahhüdünden dolayı da hesaplama yapılması gerektiğini, çünkü sözleşmenin sona ermesinden sonra akaryakıt alımının hukuken ve fiilen imkansız hale geleceğini, bu nedenle bilirkişi raporunun bir yıllık süreyi dikkate alarak hesaplama yapmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu teminat mektubunun cezai şart alacağını da kapsadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin hacmi dikkate alındığında davalı şirket tarafından talep edilen cezai şart tutarının davacının ekonomik bakımdan mahvına neden olacak miktarda olmadığı, sözleşme öncesinde davacıdan alınan teminat mektubunun paraya çevrilmesinde taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, buna bağlı olarak zarar tazmin taleplerinin de dayanağı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile teminat mektubu bedeli, teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasına dayalı oluşan, menfi tespit, alacak, maddi zararın ve manevi zararı istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’ nun 72 nci maddesi.

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ nun 49 uncu ve 58 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.