Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2413 E. 2023/4966 K. 14.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2413
KARAR NO : 2023/4966
KARAR TARİHİ : 14.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/322 Esas, 2022/44 Karar
DAVA TARİHİ : 18.08.2009
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya hazır beton ve benzer malzemeleri satıp teslim ettiğini, taraflar arasında yapılan hesaplaşma neticesinde 1.190.404,12 TL üzerinden mutabık kaldıklarını ve mutabakat belgesinin imzalandığını, davalının borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında kabul görmüş ve mutabakata varılmış herhangi bir borç bulunmadığını, fatura bedellerinin davacıya büyük ölçüde çeklerle ödendiğini, bu çeklerin hesaba yansıtılmadığı gibi yazılı bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiş, 19.03.2012 tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini ıslah ederek mutabakat belgesini imzalayan kişinin davalı şirketin yetkili temsilcisi olmadığını, cari hesap sözleşmesinin ancak şekil şartları ile feshedilebileceğini, dosyada fesih beyanının bulunmadığını, nihai bakiyeden söz edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 18.07.2019 tarih, 2019/38 E. ve 2019/240 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak tüm dosya kapsamı ve benimsenen 15.02.2012 tarihli ek bilirkişi raporuna göre, mutabakat tarihinden sonra davalının 20,730,83 TL’lik ödeme dışında kalan 1.172.393,78 TL’lik borca ilişkin ödeme yapıldığına dair bir yazılı delil sunulmadığı, davalının ödemelerinin 20.730,83 TL dışındaki kısmının mutabakat tarihinden öncesine dayalı olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun davalının mutabakat tarihinden sonra ödeme yaptığını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğine dair bozma kararları ve kesin bozmaya uyulmasının ardından davalının yemin deliline dayanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 1.172.393,78 TL asıl alacak ve 28.723,65 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.201.117,43 TL üzerinden devamına, davacı lehine asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 07.07.2020 tarih, 2020/149 E. ve 2020/1352 K. sayılı kararı ile “… 1-Mahkemece verilen 2009/379 esas ve 2013/324 karar sayılı ve 10/05/2013 tarihli karar Dairemizin 2013/15522 esas ve 2014/12098 karar sayılı ve 30/06/2014 tarihli ilamı ile “davalının mutabakat tarihinden sonra mutabakat belgesinde belirtilen borca karşılık bir ödemesi bulunup bulunmadığının yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, mutabakat belgesinin düzenleme tarihinden önceki ödemelerin mutabakat kapsamı içinde kalması nedeniyle sonuca etkili olmadığı” şeklinde bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmamış ve önceki kararda direnilmesine ilişkin 2014/586 esas ve 2014/836 karar sayılı ve 18/11/2014 tarihli karar verilmiştir. Bu karar Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/19-836 esas ve 2018/1097 karar sayılı ve 16/05/2018 tarihli kararı ile “Taraflar arasındaki hesaplaşma gereği belgenin düzenlenme tarihinden önce yapılan ödemeler sonuca etkili olmayacaktır. Davalının mutabakat tarihinden sonra mutabakat belgesinde belirtilen borca karşılık bir ödemesi bulunup bulunmadığını da yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir.” şeklinde bozulmuştur. Hukuk Genel Kurulu bozma kararına uyulması mecburi olduğundan mahkemenin Dairemiz ve Hukuk Genel Kurulunca belirtildiği gibi tahkikat yapması ve bu bağlamda davalının mutabakat tarihinden sonra mutabakat belgesinde gösterilen borca karşılık bir ödemesinin bulunup bulunmadığını kanuni delillerle ispatlamasına fırsat verilmesi gerekir. Dairemiz ve Hukuk Genel Kurulu bozma kararında her ne kadar kanuni delil yerine yazılı delil denilmiş ise de bunun yemin delilini de kapsadığı hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Davalının cevap dilekçesinde “her türlü yasal delil” denilmekle davanın mülga 1086 sayılı HUMK döneminde açılmış olmasına göre davalı yemin deliline dayanmaktadır. Davalı taraf bozma kararı doğrultusunda mutabakat tarihinden sonra borcu ödediği vakıasına dair yemin deliline dayanmıştır. Mahkemenin davalının yemin deliline dayanmasını kabul etmeyip tahkikatı sonlandırıp yazılı şekilde karar vermesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 2-Davacının temyizine gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde olmayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Dava itirazın iptali davasıdır. Kurulacak hükümde davalı borçlunun itirazının hangi miktarda asıl alacak ve işlemiş faiz için iptal edilip takibin devamına karar verildiği gibi asıl alacağa uygulanacak faizin türü ve gerekiyorsa oranının da gösterilmesi gerekir. Mahkemece kurulan hükümde asıl alacağa uygulanacak faizin türü ve oranı gösterilmediği için hükmün bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, yerel Mahkeme kararının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin 15.12.2021 UYAP kayıt tarihli dilekçesini sunduğu ve yemin metninin davacı şirket yetkilisine tebliğ edildiği, yargılama aşamasında 21.01.2022 tarihli celsede şirket yetkilisi …’nın hazır olduğu anlaşılmakla, yeminini eda ettiği, davacı şirket yetkilisi …’nın duruşmadaki yemininde, “Bana sormuş olduğunuz sorulardan takip tarihindeki miktar kadar davalı şirketten alacaklıyız, mutabakat metninden sonra da alacağımız mevcuttur. Şuan itibariyle de aynı alacağımızın mevcut olduğunu ve ödenmediğini tekraren namusum, şerefim ve bütün kutsal saydığım değerler üzerine yemin ederim” şeklinde yeminini eda ederek yemininde sebat ettiği, ispat yükü üzerinde bulunan davalının yemin deliline başvurduğu, davacı şirket yetkilisinin yemini kabul ederek eda ettiği ve yemininde de sebat ettiği, dolayısı ile davalının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak davalı borçlunun Kahramanmaraş 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3482 E. sayılı dosyasında 1.172.614,27 TL asıl alacak yönünden itirazının iptaline, takip tarihine kadar temerrüt faizi talebi olmadığından (davacı şirket yetkilisi tarafından vazgeçildiğinden) takip tarihine kadar işlemiş olan faiz yönünden takibin iptaline, takibin asıl alacak olan 1.172.614,27 TL üzerinden devamına, takipten sonra %27 oranında temerrüt faizi işletilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, yasal şartları oluştuğundan ve davalı itirazında haksız görüldüğünden asıl alacak 1.172.614,27 TL miktarı üzerinden davacı yararına %40 (469.045,70 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, rapor ve mazeret dilekçesi göz önüne alınmadan aynı gün saat 12:03′ e kadar bekletildiğinden bahisle gıyapta karar verildiğini, mazerete ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, mazeretli oldukları duruşmada davacı şirket vekilinin yemini eda ettiğini, yeminin görevsiz mahkemede eda edilmesi nedeniyle geçersiz olduğunu, reddedilen miktar yönünden davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmolunmamasının doğru olmadığını, borçlunun davaya konu icra takibinde talep ettiği faiz oranı çok yüksek olduğu gibi toplam alacağın takip tarihinden itibaren faizini talep ettiğinden alacaklının faizin de faizini talep ettiğini, bu nedenle alacaklının hem kötü niyetli hem de yasal olmayan faizin faizini talep etmesi nedeniyle davalının takibe itiraz etmekte haklı olduğunu, davacıdan reddedilen miktar üzerinden %40 icra inkar tazminatının alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerektiğini, kararda hükmolunan faiz oranının ne zaman uygulanacağı belli olmadığından muğlak olduğunu, davacı vekilinin verdiği 13.01.2022 tarihli faiz yönünden beyan ve taleplerini içeren dilekçesinde, asıl alacağa talep ettikleri %36 faiz uygulanmasına dair taleplerinin Mahkeme tarafından uygun görülmemesi halinde en yüksek mevduat faizi üzerinden faiz uygulanmasını talep ettiğini, bu konuda Mahkemece olumlu olumsuz bir karar verilmediğini, aynı dilekçede takip miktarı üzerinden %40 icra inkar tazminatı ödenmesini talep etmişse de takip talebinde yazdığı alacağa ilaveten takip tarihine kadar hesapladığı temerrüt faizinden vazgeçtiğini, vazgeçilen faiz miktarı üzerinden davalı yararına %40 icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satış bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Mahkemenin 18.07.2019 tarih, 2019/38 E. ve 2019/240 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 1.172.393,78 TL asıl alacak ve 28.723,65 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.201.117,43 TL üzerinden devamına, davacı lehine asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dairemizin 07.07.2020 tarih, 2020/149 E. ve 2020/1352 K. sayılı kararında (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, yerel Mahkeme kararının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bu durumda 1.172.393,78 TL asıl alacak bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuş olup bozmaya uyulmasından sonra Mahkemece takibin asıl alacak olan 1.172.614,27 TL üzerinden devamına karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Öte yandan yine Mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken takipten sonra %27 oranında temerrüt faizi işletilmesi yönünde hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir.

Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine (1) numaralı bend olarak ” 1-) Davacının davasının kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak davalı borçlunun Kahramanmaraş 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3482 esas sayılı dosyasında 1.172.393,78 TL asıl alacak yönünden itirazının iptaline takibin asıl alacak olan 1.172.393,78 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, yasal şartları oluştuğundan ve davalı itirazında haksız görüldüğünden asıl alacak 1.172.393,78 TL miktarı üzerinden davacı yararına %40 oranında (468.957,51 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,…” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.