Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2442 E. 2023/2415 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2442
KARAR NO : 2023/2415
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/228 Esas, 2021/958 Karar
2. …karyakıt Tekstil Nakliyat İnşaat Gıda San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat …
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, davalı …’un sözleşmeyi garantör sıfatıyla imzaladığını, davalı şirketin satış taahhüdünü yerine getirmediğini, davacının elde edeceği kârdan mahrum kaldığını, davacının cezai şart ve kâr mahrumiyeti talep hakkı olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek 20.000,00 USD cezai şart ve 5.000,00 USD kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin Rekabet Kurulu kararı gereğince kendiliğinden sona erdiğini, cezai şart ve kâr mahrumiyeti istenemeyeceğini, davalı şirket satış taahhüdünde belirlenen tonaj taahhütlerini hiçbir zaman yerine getirmemiş olmasına rağmen davacının davalı tarafından yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 09.06.2014 tarih, 2013/218E., 2014/163K. sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle sözleşme şartlarına uygun davranmayarak eksik mal alımından dolayı davalının sözleşmeyi ihlal ettiği, davacının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının 178.380,00 USD cezai şart talep edebileceği, ancak bu miktarın davalının mahvına sebep olacağı, takdiren 1/10 oranında indirim yapıldığı, 5 yıl süreli bayilik ilişkisinde fesih tarihi 05.03.2012 tarihi olup normal bitim tarihi 29.01.2014 tarihi olduğundan kullanılmayan süre için kâr mahrumiyeti istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 17.838,00 USD cezai şartın davalılardan tahsiline, bu miktara dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun (3095 sayılı Kanun) 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Merkez Bankasınca uygulanan dolar döviz faizinin değişen oranlarda uygulanmasına karar verilmiştir. Taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 20.11.2018 tarih, 2018/2392 E., 2018/5916 K. sayılı kararı ile“…
1-Davacı 29.01.2009 tarihinde başlamak ve 29.01.2014 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık satış sözleşmesi yapmış olup bu sözleşmeyi 05.03.2012 tarihinde 4. yıl tamamlanmadan feshetmiştir. Davacı ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen cezai şart talepleri hakkında herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan müteakip yıl da davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili cezai şart talebinde bulunamaz. 4. yıl ise 29.02.2012 tarihinde başlamış ve 1 yıl süre dolmadan 05.03.2012 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiği söylenemeyeceğinden bu yıl için de cezai şart isteyemez. Bu itibarla davalı aleyhine cezai şarta hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Taraflar arasında imzalanan sözleşme 29.01.2014 tarihinde bitecek iken 05.03.2012 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 05.03.2012-29.01.2014 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kar mahrumiyeti talebinin bulunması mümkündür. Ancak mahkemece kar mahrumiyeti miktarı hesaplanırken davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerekirken davacının kar mahrumiyeti talebinin reddi doğru olmamış, hükmün bu yönden de davacı lehine bozulması gerektiği… ” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

C. Karar Düzeltme Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 29.01.2020 tarih, 2019/781E. ve 2020/128 K. sayılı kararı ile Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440’ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 29.01.2009 tarihinde başlamak ve 29.01.2014 tarihinde sona ermek üzere 5 yıllık satış sözleşmesi yapmış olup bu sözleşmeyi 05.03.2012 tarihinde 4 üncü yıl tamamlanmadan feshettiği, davacının ilk 3 yıl için ayrı ayrı gerçekleşen cezai şart talepleri hakkında herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan müteakip yıl da davalıya akaryakıt sattığı için ilk 3 yıl ile ilgili cezai şart talebinde bulunamayacağı, 4 üncü yıl için ise 29.02.2012 tarihinde başlayıp 1 yıllık süre dolmadan 05.03.2012 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davalının bu yıl için taahhüt ettiği akaryakıt alımını ihlal ettiği söylenemeyeceğinden bu yıl için de cezai şart istenemeyeceğinden davacının cezai şart alacağının reddi gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 29.01.2014 tarihinde bitecek iken 05.03.2012 tarihinde fesihle sona ermiş olduğundan davacının 05.03.2012-29.01.2014 tarihleri arasında o bölgede bayisiz kaldığı düşünülerek davacının davalı ile yaptığı sözleşmedeki miktarda akaryakıt satışından mahrum kaldığı varsayımı ile davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunabileceği, alınan bilirkişi raporunda dava konusu akaryakıt, LPG satış istasyonunun bulunduğu adres, trafik yoğunluğu, istasyona giriş ve şehir merkezinde olması sebebiyle iyi bir konumda olduğu, davacının buna satış miktarı yönünden eşdeğer başka bir bayisinin veya istasyonunun saptanmadığı, inşaat süreçleri dikkate alınmadığında yetkili kurumlarca istenen şartların karşılanması durumunda bile inceleme ve değerlendirme süreçlerinin tamamlanması ile tesisin akaryakıt satışına başlamasının en fazla üç aylık (90 Gün) bir süreyi kapsayabileceği, davalının davacıdan sözleşmenin ayakta kaldığı süre içerisindeki alım miktarları, son alımlarına ilişkin birim fiyatlar, sunulan gelir tablosu verileri kapsamında davacının 90 günlük süre içerisinde elde edeceği geliri hesaplanmış olup bu geliri elde etmek için yapmaktan imtina edeceği satılan mal maliyeti ve pazarlama satış dağıtım giderleri payı düşümü neticesinde 3 ay süre için davacının mahrum kalacağı karın 111.282,60 TL olduğu, davacının işbu davada USD cinsinden kâr mahrumiyeti talep ettiği, dava tarihi itibariyle hesaplanan kâr mahrumiyetinin USD karşılığının 57.540,12 USD olduğu gerekçesiyle davacının cezai şart alacağı davasının reddine, 57.540,12 USD kâr kaybı bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki akdi düzenleme incelendiğinde her ikisi de tacir olan tarafların sözleşme serbestisi kapsamında “seçimlik bir cezai şartı” öngörmüş oldukları diğer bir ifade ile 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezai şartın taraflarca kabul edildiği buna bağlı olarak ise davacı müvekkilin akdin feshini talep etmeksizin ve herhangi bir şekilde ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ifayı kabul etmesi ve daha sonra cezai şartı talep etmesinin mümkün olduğunu, gerek yerel mahkeme ve gerekse yüksek mahkeme dava konusu olayda taraflarca öngörülen cezai şartın 818 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinde yer alan düzenlemelerden hangisinin kapsamına girdiği konusunda hatalı değerlendirmeler yaparak cezai şartı “ifaya eklenen” cezai şart olarak nitelendirdiğini, bayilik sözleşmesinin “cezai şart” ve “Bayinin Sözleşme Hükümlerine Aykırı davranışı halinde Alpet’in Hakları” başlıklı maddeleri hükmü birlikte değerlendirildiğinde müvekkil şirketin davalıdan cezai şart talep hakkı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2-Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahrumiyet için davalı müvekkillerimi sorumlu tutulabilmesi için, davalıların edimlerini gereği gibi yerine getirmemesi yani geç veya kötü yerine getirmesi veya hiç yerine getirmemesi gerektiğini, dava konusu olay açısından ise taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkilin kusuru olmaksızın Rekabet Kurulu’nun bir kararı gereğince kendiliğinden sona erdiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin Rekabet Hukuku gereği intifa hakkının sona ermesi ile birlikte kendiliğinden sonlandığını, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin yasa gereği kendiliğinden sona ermiş olduğu tüm dosya kapsamı ile sabit olup davacı firmanın kâr mahrumiyeti talebinde bulunamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haksız nedenle feshedilmesi nedeniyle cezai şart alacağı il kar mahrumiyeti istemine ilişkin olup, cezai şart ile kar mahrumiyeti şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Dairenin yerleşik uygulaması, konusu yabancı paraya ilişkin davalarda, harç ve vekalet ücretinin, yabancı paranın dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL üzerinden hesaplanması yönündedir.

Hükmolunan 57.540,12 USD’nin dava tarihindeki TL karşılığı bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi 111.282,60 TL olup karar ve ilam harcı ve vekalet ücretine bu değer üzerinden hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece karar tarihi olan 14.12.2021 tarihli efektif satış kurunun esas alınması doğru değildir.