YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2465
KARAR NO : 2023/6795
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1488 Esas, 2022/134 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/333 E., 2019/107 Karar
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 28.02.2007 tarihinde “… Kafe …” unvanıyla ticari hayata başladığını, 03.12.2013 tarihinde “… Kafe” unvanı ile işletme belgesi aldığını, 18.11.2013 tarihinde ise “… İçkili Lokanta” olarak belge alıp faaliyetine devam ettiğini, ayrıca “… Pub”, “… Disko” isimli zincir iş yerlerinin faaliyete geçirildiğini, 2015/31334 numarası ile “şekil” markasının davacı adına tesciline karar verildiğini, davalıların “…” markasını 2014/26658 numarası ile davacı ile aynı sınıf olan 43. sınıfta kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, markanın 2011 yılından beri davacı tarafından kullanıldığını ileri sürerek davalılara ait 2014/26658 numaralı “…” markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının adına kayıtlı “…” ibaresini ve şeklini taşıyan birçok marka bulunduğunu, bu markaların davaya konu markanın ilk başvuru tarihi olan 31.03.2014 tarihinden sonra tescil edildiğini, davacının davalı müvekkillerinin adına kayıtlı davaya konu markanın ibare ve şekline birebir benzer markayı adına tescil ettirdiğini, davalı müvekkillerine ait markanın üzerinden haksız kazançlar elde etmekte olduğunu, söz konusu markanın davalı müvekkiller adına tescilli olduğu ve kullanılmasına son verilmesi için ilgililere ihtarname çekildiği, davacının yıllardan beri “…” markası ile faaliyet gösterdiğine dair beyanının da doğru olmadığını, internette geriye doğru tarihlere veya yıllara ait bilgi, haber, web sayfası bulunmadığını, davacının bahsettiği www.ayıgrup.com isimli internet sayfasının 22.10.2014 tarihinde kurulduğunu, bu tarihin davaya konu markanın tescil başvuru tarihi olan 31.03.2014 tarihinden sonraki tarihe denk geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilk faaliyetinin 06.03.2007 tarihinde “… Kafe …” ticaret unvanı ile başladığı, 18.11.2013 tarihinde “… İçkili Lokanta” işletme adı ile içki satışı için ruhsat aldığı, Kasım 2013 ve Ocak 2014 tarihli internet sitesinde “… Pub” isimli iş yeriyle ilgili yorum bulunduğu, 03.12.2013 tarihinde “… Kafe” isimli işletmenin Kadıköy Kaymakamlığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne kayıt ettirildiği, 2013 ve 2014 yılına ait 11 adet faturada “… İçkili Lokanta” ve “… Pub” ibarelerinin yer aldığı, “…” adını kullanan ve davacı ile ilgisi bulunmayan başka işletmelerin de mevcut olduğu, davacının 2011, 2012 ve 2013 yılı Kasım ayına kadar yazar kasa fişlerinin “… Yengeç-… Bozer” olarak düzenlendiği, ilk olarak 15.11.2013 tarihinde “… Bozer-… İçkili Lokanta” işletme adını kullandığı, 2013-2014 yıllarında “… Yengeç- … Bozer” unvanı ile fatura ve yazar kasa fişlerini düzenlemeye devam ettiği, davacının işletme adında “…” ibaresini 2013 yılının 11. ayından itibaren kullandığı tespit edilmişse de, bu kullanımın markasal bir kullanım olduğuna dair bir delil bulunmadığı, davacının tescilli ticaret unvanında da “…” ibaresinin yer almadığı, hükümsüzlük talep edilebilmesi için markasal kullanımın davalıların markasının tescil tarihinden önce başladığının kanıtlanması gerektiği, davalıların davaya konu markayı dava dışı üçüncü kişiden devraldıkları, marka başvurusunun yapıldığı tarihlerde davacının “…” ibaresini markasal olarak kullandığı ve tanınır hale getirdiğine dair bir delilin mevcut olmadığı, bu nedenle davalıların kötü niyetli tescilinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet iddiaları yönünden açıklama ve delillerinin değerlendirilmediğini, davalıların müvekkilinin logosunu dahi birebir kullandıklarını, markasal kullanıma dair delillerin ve heyet raporlarının yok sayıldığını, her iki heyet raporunda “…” ibaresinin dava konusu marka başvurusundan önce markasal kullanıldığının tespit edildiğini, dosya kapsamında yer alan belgeler ile tabela, menü görselleri, internet yayınları dikkate alındığında müvekkilinin markasal kullanımının sabit olduğunu, ibarenin işletme adı olarak kullanılmadığını, markanın hizmet sınıfında tescilli olduğunun gözetilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların markayı İzmir 20. Noterliği’nin 26.02.2015 tarihli marka devir sözleşmesi ile markanın ilk sahibi …’den devraldıkları ve kötüniyet yönünden ileri sürülen sebeplerin ispat yönünden yeterli olmadığı, davacının 2013 yılı Kasım ayından beri “…” ibaresini, tabelasında, faturalarda ve iş evrakında işletme adı olarak kullandığı, kullanımın yapılan hizmetin ifası sırasında markasal kullanım olduğu, marka üzerinde 43. sınıfta restorancılık hizmet sınıfında hak sahibi olduğunu ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalılar adına tescilli 2014/26658 numaralı “…+Şekil” markasının 43. sınıfta “Geçici konaklama hizmetleri (Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, devre mülk, yaz kampı, gençlik kampı, çadır kiralama, karavan konaklama, yer ayırtma hizmetleri. Gündüz bakım evi (kreş) huzur evi hizmetleri. Hayvan bakım ve barındırma hizmetleri.” dışındaki hizmetlerde kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin markayı dava dışı kişiden devraldıklarını, kötü niyet hususunda doğru karar verildiğini, ancak markasal kullanım yönünden yanılgılı değerlendirme yapıldığını, davacının dava konusu ibare ile ilgisiz “… Cafe” ibaresini kullandığını, “…” ibaresi üzerinde markasal kullanımı bulunmadığından tescil girişiminin olmadığını, marka başvurusundan kısa bir süre önce alınan ruhsatın markasal kullanım sayılamayacağını, ruhsatın kullanıldığının da ispatlanamadığını, az sayıdaki fatura ve yazar kasa fişlerinin delil üretmek için düzenlenmiş olabileceğini, markasal kullanımın ispatına esas alınamayacağını, bunların markasal kullanım niteliği taşımadığını, markasal kullanımın ciddi olması, ayırt edicilik kazandırması gerektiğini, markanın tanınmışlığının ispatlanamadığını, davacının başka unvanlarla fatura ve fişler düzenlemeye devam ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.