Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2468 E. 2023/6191 K. 26.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2468
KARAR NO : 2023/6191
KARAR TARİHİ : 26.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muristen müvekkiline intikal eden bir kısım taşınmazlara Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kamulaştırmasız el koyduğunu, ilgili davaların açılması için davacının diğer mirasçılardan vekalet aldığını, intikal ve vergi masraflarını karşılama gücü bulunmayan müvekkiline davalının babasının nakit desteği vermesi, sonrasında bir miktar para alması için 09.11.2014 tarihinde protokol tanzim edildiğini, tanzim tarihi boş olan 5 adet bononun davalının babası …’e verildiğini, …’in para desteğini sağlamadığı halde bonoların tanzim tarihlerini doldurup oğlu olan davalıya ciroladığını, bonoların veriliş tarihi itibariyle yasal şartları taşımadığını, davalının iyi niyetli sayılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, davalının bono bedellerini tahsil ettiğini beyan ederek davanın istirdat davası olarak görülmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının …’e verdiği açık bonoların veriliş amacına ve anlaşmaya aykırı doldurulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip muamelesi neticesinde takip konusu borcun 21.06.2017 tarihinde tahsil olunduğundan davaya istirdat davası olarak devam edildiği, dosyaya ibraz edilen davacının iddiasına konu ve davalı tarafça itiraz edilmeyen 09.11.2014 tarihli protokol başlıklı dava dışı … Nuhoğlu ile imzalanan evrakın içeriğinden ve soruşturma dosyası, icra takip dosyası kapsamında herhangi bir bono tanzimi ve teminat kaydının yer almadığının görüldüğü, bonolarda davacı keşideci, davalı ise ciro sureti ile hamil konumunda olduğu, açık kambiyo senedi düzenlenebileceği, bononun aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulduğu, anlaşmalara uyulmadığı iddiasının hamile karşı ileri sürülemeyeceği, ancak davalı hamilin alınan nüfus kayıt örneklerinden anlaşma tarafı ve lehine keşide olunan …’in oğlu olduğu anlaşıldığından söz konusu anlaşmaya aykırılığın davalı yetkili hamile karşı ileri sürülebileceğinin kabulü gerektiği, nakden düzenlenmiş senetlerden dolayı menfi tespit isteminde bulunulduğu, dosyaya sunulan kayıtlar ve protokolde aralarında mal alışverişine ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, senet metinlerinde nakden yazan ihdas nedenin talil edilmediği, davacının boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, her ne kadar cezai takibatın neticesi maddi vakıa yönünden eldeki davada sonuca etkili ise de savcılık soruşturma dosyasının yapılan incelemesi neticesinde söz konusu dayanak yazılı belgelerin içeriğinde menfi tespit istemine konu bonolar yönünden herhangi bir kaydın yer almadığı, davacı vekilinin soruşturma dosyasının neticesinin beklenmesine gerek olmadığını belirttiği, yine 04.07.2018 tarihli duruşmada davacı vekilinin delillerin toplandığını ve toplanacak başkaca bir delilin kalmadığı yönünde delillerin hasrı yönündeki beyanı da dikkate alınarak senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu yazılı belge ile de ispatlanamamasına göre soruşturma dosyasındaki yürütülen soruşturmanın da dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları oluşu, açığa imzanın kötüye kullanılması suçu yönünden soruşturma yapılmayışı nazara alınarak neticesinin beklenmesine gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bonolar düzenlenirken anlaşmaya aykırı davranıldığını, alacağın sebebi talil edildiğinde ispat külfetinin davalı alacaklıya düştüğünü, …’in davaya dahil edilmesi taleplerinin reddinin hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya ve takibe konu bonolar üzerinde “nakden” ibaresinin bulunduğu, bonoların davacı ile davalının babası olan … arasındaki protokol gereğince açık olarak düzenlendiği hususunun davalının kabulünde olduğu, dosyaya sunulan kayıtlar ve protokolde aralarında mal alışverişine ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, senet metinlerinde nakden yazan ihdas nedenin talil edilmediği, ispat yükünün davacıda olduğu, takibe konu senet altındaki imzanın davacı tarafından atıldığı, senetlerin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının bu yöndeki iddiasının yazılı delille ispatlayamadığı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığının dosya içeriği de dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bonoların ciro yoluyla babadan oğula geçtiğini, davalının bonoların verilmesinden önce sözleşmeyi kabul ettiğini, alacak nedeninin sponsorluk sözleşmesine döndürüldüğünü, buna göre nakten ahzolunduğuna dair savunmasını talil ettiğini, davayı istirdat olarak talil ettiklerine dair taleplerinin heyetçe muhtemelen görülmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 778 inci maddesi yollamasıyla 680 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.