YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2542
KARAR NO : 2023/2444
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/450 Esas, 2017/211 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; şirket olağan genel kurul toplantısında 12.06.2007 tarihli denetim kurulu raporları içeriğine istinaden şirketi zarara sokan eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasına ve bunun için şirket denetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini, şirket ana sözleşmesinde esas sermayenin ortaklar tarafından 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödenmesi gerekirken halen 375.000,00 TL sermaye ödemesinin yapılmadığını, yönetim kurulu üyelerinin apel ödemesi için ortaklara gerekli çağrıları zamanında yapmayarak şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulunun da gerekli uyarıları yapmadığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; zarar iddiasının hangi işlemlere dayandığının açıklanmadığı, davanın dayanağı olarak gösterilen denetim kurulu raporunun delil niteliğinde bulunmadığı gibi iddia edilen zararın hangi tarihte oluştuğu, kasa sayımının ne zaman yapıldığı hususunda da delil sunulmadığı, ortaktan sermaye borcu istenmeden yönetim kurulu üyesine gidilemeyeceği, doğmuş bir zarardan da bahsedilemeyeceği, şirket apel alacağının şirket yönetimini devralanlarca da ortaklardan talep edilmeyip bu ödemenin müvekkili tarafından yerine getirilmesinin mümkün olmadığı beyan edilerek haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalılar …, …, … vekili cevap dilekçesinde; şirket yönetim ve denetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (…) tarafından el konulmasından sonra düzenlenen tek yanlı denetim kurulu raporuna istinaden açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğu, resmi devir teslim işlemlerinin yapılamadığı, şirket yönetim kurulunun şirketin işleyişi ile ilgili eylem ve kararlarının denetim kurulu üyelerince değerlendirilmesi ve denetlenmesinin söz konusu olmadığı, davacı şirketin genel kurullarında şirket hesapları, yönetim kurulu ve denetim kurulunun ibra edildiği, zarar iddiası ile müvekkillerinin eylemi arasında herhangi bir bağlantının bulunmadığı beyan edilerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 05.11.2008 tarih, 2007/548 E. ve 2008/580 K. sayılı kararı ile şirket ana sözleşmesinde şirket sermayesinin 1/4 ünün tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde kalanının ise 01.11.2003 tarihinde ödeneceğinin, sermaye taahhüt borçlarının yönetim kurulunun alacağı kararlar dairesinde ve tüm ortakların yazılı olurları alınmak suretiyle belirtilen tarihten önce istenebileceği belirtilmek suretiyle usul ve yöntemlerin düzenlendiği, yönetim kurulunun mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 406 ncı maddesine istinaden bir apel çağrısı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, ortakların taahhüt ettikleri sermaye borcunu muaccel olduğu halde ödememeleri dolayısıyla şirket yönetim kurulunun bu alacağın tahsili için herhangi bir girişimde bulunmayarak şirketi zarara uğratması dolayısıyla 6762 sayılı Kanun’un 336 ıncı maddesine istinaden sorumluluğu söz konusu olabilirse de 2003 yılında şirketin söz konusu apellerin ödenmemesi dolayısıyla herhangi bir zararının bulunmadığı, böylece davalı yönetim kurulu üye ve denetçilerin şahsi ve mali sorumluluklarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 16.05.2012 tarih, 2010/6010 E. ve 2012/7866 K. sayılı kararıyla ortaklarının şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de bundan dolayı sorumlu bulunduğu, mahkemece, davacının yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılara yönelik iddialarının 6762 sayılı Kanun’un 140 ıncı, 269 uncu, 405 inci maddelerinde açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 22.03.2017 tarih, 2014/450 E. ve 2017/211 K. sayılı kararı ile davalı …, …, …’nun yönetim kurulu üyesi, diğer davalılar … ve …’nün denetim kurulu üyesi olarak şirket ortaklarının şirkete karşı sermaye borcununun tahsil edilmemesinde kusursuz olduklarını kanıtlayamadıkları, şirket zararından sorumlu oldukları, zararın bilirkişi raporunda 51.780,82 TL olarak belirlendiği ancak davacının 10.000,00 TL’nin tahsilini talep etmesi nedeniyle taleple bağlı kalındığı, sermaye taahhüdüne göre zararın 01.11.2003 tarihinde doğduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL’nin 01.11.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin apel ödenmemesi nedeniyle herhangi bir zararının bulunmadığını, şirket sermaye borcunun ortaklar tarafından ödenmemesi durumunda, apel borcunu ödemeyen ortaklara karşı uygulanacak yasal hükümlerin 6762 sayılı Kanun’un 407 nci ve devamı maddelerinde düzenlendiğini, buna göre sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortak hakkında ödemediği bedel için icra yoluna başvurma olanağı olduğu gibi, şirketten ihracı ve yaptığı ödemelerden mahrum bırakılması yolunun da seçilebileceğini, diğer bir yolun da şirketin tasfiye sürecine girebileceğini, davacının şirket ortağından sermaye borcunu istemeden yönetim kurulu üyesi müvekkilinden sermaye borcu tutarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk davalarında zararın varlığının ispatı gerektiği, doğması ihtimali bulunan bir zarar için yönetim kurulu üyeleri aleyhine tazminat davası açılamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, apel ödemelerinin yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın yönetim ve denetim kurulu üyelerinden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun’un 140 ıncı, 269 uncu, 354 üncü, 355 inci, 405 inci, 406 ncı, 407 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı …vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı …vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.