Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2615 E. 2023/2796 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2615
KARAR NO : 2023/2796
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/277Esas, 2021/219 Karar
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı…. tarafından müvekkili lehine keşide edilen çekin A. Y. ciro ile teslim edildiğini, cirantaya borcunu ödeyen müvekkilinin çeki A.Y.’den alarak cirosunu çizmeden….’ye iade ettiğini, daha sonra aleyhine takip başlatıldığını, takibe esas çeki incelediğinde çekin miktar ve keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, arka yüzüne de alacaklı olarak … adında hiç tanımadığı ve ticari bir alışverişinin olmadığını, yeni bir cirantanın eklendiğini, müvekkili aleyhine haksız takip yaptığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 09.02.2016 tarih, 2015/331 E. ve 2016/93 K. sayılı kararı ile Susurluk İcra Müdürlüğünün 2013/1147 E. sayılı dosyasından yapılan ödeme emri 26.12.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın 17.08.2015 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 749 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 6 aylık süreden sonra eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2016 tarih, 2016/6580 E. ve 2016/14241 K. sayılı kararıyla davanın 2004 sayılı İcra İflas Kanun’un (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesine göre açılmış menfi tespit davası olduğu ve takibin halen derdest olduğu, zamanaşımına ilişkin sürelerin henüz işlemediği, zamanaşımına ilişkin süreler işlemediğinden işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çekin keşidecisi olan ŞT Tohumculuk Şirketi’ni temsile yetkili müdürünün … olduğu, dava konusu çekin bedel kısmında rakamla 70.000,00 TL ve yazıyla “yetmişbin” yazılı iken, yazıyla “ikiyüzyetmişbin” şeklinde değiştirildiği, çekin keşide tarihinin ise 20.10.2012 iken 26.10.2013 olarak değiştirildiği, çekin ön yüzündeki keşideci imzası ile düzeltme yanındaki imzaların, keşideci şirket müdürünün eli ürünü olmadığının tespit edildiği, ciranta durumundaki davacının değişiklikten önceki 70,000,00 TL rakamı ile sorumlu tutulamayacağı, çekin keşide tarihinin tahrifattan önceki haliyle değerlendirilmesi gerektiği, çekin ön yüzündeki tahriften önceki keşide tarihinin 20.10.2012 olduğu, çekin bankaya ibraz edildiği ve arkasının yazıldığı tarihin ise 31.10.2013 olduğu, bu haliyle 10 günlük yasal süre içinde bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo senedi olma niteliğini yitirdiği, davalı alacaklının kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybettiği, çek niteliğini yitiren takip dayanağı belge ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi yapılamayacağı, dayanak belgenin bu haliyle de borç ikrarını içermediğinden 2004 sayılı Kanun’un 68 inci maddesinin birinci fıkrasında sayılı belgelerden olmadığı için genel haciz yolu ile takibe de dayanak yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, takip dayanağı çekle ilgili davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekin icra takibi ile borçlu olarak davacıya tebliğ etmesinden itibaren 6 ay içinde açılmamış olduğu için zamanaşımına uğradığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı ciro ettiği çeki keşideciye veya önceki cirantaya iade ettiğini ileri sürdüğünü, basiretli davranarak iadeden önce kendi cirosunu iptal etmediğini, davacının davaya konu çekte yapılan düzeltmelerdeki parafların aidiyetini ve bu düzeltme ve parafların kendi cirosundan sonra yapıldığını ve hamilin kötü niyetli olduğunu ispatlaması gerektiğini,çekin arka yüzündeki ilk ciro sahibi olan davacının cirosunun ve imzasının bizzat davacıya ait olduğunun iki ayrı bilirkişi raporuyla belirlendiğini, yapılan inceleme ile çekin arkasındaki ve önündeki yazı ve rakamlarla davalı müvekkilinin bir ilgisinin olmadığının tespit edildiğini, davalının çeki davacıdan ciro yolu ile almış olması sebebiyle, çekin ön yüzündeki yazı ve rakamların keşideci tarafından keşide edilip edilmemesi hususunun davalı yönünden bir önem taşımadığını, davacının davalı ve kendisinden sonraki ciranta olan davalıya karşı ödeme sorumluluğunu ortadan kaldıracak unsurların ispat edilmediğinden kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe dayanak çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun’un 72 inci maddesi

3. Değerlendirme
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin dava dışı üçüncü kişiden çekici satın almaya talip olduğunu, arkadaşı…. tarafından müvekkili lehine dava konusu çekin keşide edilerek teslim edildiğini, bu tacir çekinin arka yüzü davacı müvekkilince ciro edilerek aracı satın aldığı kişiye teslim edildiğini, ciro etmiş olduğu dava konusu çeki borcu ödedikten sonra geri aldığını ve çekin keşidecisi olan ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler Tarım Hayvancılık Gıda Nakliyat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi…. adlı şahsa iade ve teslim ettiğini ileri sürmüş, çekin tesliminden yaklaşık 1 yıl sonra da dava konusu çekin miktar ve keşide tarihlerinin tahrif edildiğini, arka yüzüne de alacaklı olarak davalının eklendiğini, davalıyı hiç tanımadığını ve ticari bir alışverişinin de olmadığı iddiasıyla davayı açmıştır. Dava konusu çek incelendiğinde; keşidecisinin ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler Tarım Hayvancılık Gıda Nakliyat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, lehtarın davacı olduğu, hamilin ise davalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki kabulüne göre, keşideci olan şirketin yetkilisi Ş.T. tarafından çek düzenlenilerek davacıya verilmiş ve davacı tarafından ciroya tarih atılmadan ve ciro çizilmeden keşideciye iade edilmiştir. 6102 sayılı Kanun’un 793 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tarihsiz bir cironun, protesto veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden önce yapıldığı, aksi sabit oluncaya kadar karinedir. Dosya kapsamından, dava konusu çekin geriye ciro ile düzenleyene verildiği, düzenleyenin de tekrar tedavüle sokarak davalı hamile çeki verdiği, ciro zincirinde kopukluk olduğu iddiasının da davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilmediğine göre muntazam ciro silsilesi ile hamil olan davalı meşru hamil olup, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava; icra takibine konu çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Dava konusu çekte keşideci dava dışı ŞT Tohumculuk Zirai Ürünler…. Ltd. Şti., lehtar davacı, davalı ise hamildir.

Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 24.09.2020 ve 01.04.2021 tarihli bilirkişi raporlarında çekteki keşideci imzasının dava dışı şirket yetkilisi …’e ait olmadığı gibi çekteki keşide tarihi ve bedeldeki düzeltmelerin de bu kişiye ait olmadığı belirtilmiştir.

Bu durumda çekteki bedel, keşide tarihinde tahrifatlar yapıldığı bu düzeltme ve tahrifatların da keşideci imzasıyla doğrulanmadığı sabittir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 207nci maddesi uyarınca senetteki çıkıntı, kazıntı ve silinti ayrıca onanmamışsa, inkar hâlinde göz önünde tutulmaz.

Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir.

Düzeltmenin onaylı olmaması ve imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde düzeltme yok hükmünde olup senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirilmesi yapılır.

Somut olayda takibe konu çekin keşide tarihinin 20.12.2012 iken tahrif edilerek 26.10.2013 olarak yapıldığı, çekin gerçek keşide tarihindeki ibraz süresi bittikten sonra 31.10.2013 tarihinde ibraz edildiği çekin kambiyo senedi sıfatını yitirdiği, davalı hamil kambiyoya dayalı hakkına dayanarak kambiyo takibi yapamayacağı gibi davacıdan da alacak isteminde bulunamaz.

Sayın çoğunluk çekin geriye ciro ile düzenleyene verildiği, düzenleyenin de tekrar tedavüle sokarak çeki davalı hamile verdiği, ciro silsilesinde kopukluk olmadığı iddiasıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Oysa yukarıda yaptığımız açıklamalar dikkate alındığında burada sorun geriye ciro ve ciro silsilesinde kopukluk hukuki olayı değildir, sorun çekteki bedel ve keşide tarihinde yapılan tahrifatların, düzeltmelerin keşideci tarafından yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu ve çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle hamilin kambiyodan kaynaklanan haklarını yitirmesi ve davacı lehtara kambiyo dayalı alacak isteminde bulunamamasında olup tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmamaktayım.