Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2627 E. 2023/6323 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2627
KARAR NO : 2023/6323
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin OPET Petrolcülük A.Ş. ile bayilik sözleşmesi gereği OPET markası altında akaryakıt istasyonu işlettiğini, müvekkilinin akaryakıt ihtiyacı için 30.09.2014 tarihinde, Kırıkkale AKPET tesisinden aldığı motorini davalı şirkete ait tanker aracılığıyla taşıttığını ve nakliye bedellerini ödediğini, davalının taşıdığı motorinin müvekkili akaryakıt istasyonunun 5 numaralı tankına döküldükten sonra yakıt satışına devam edildiğini, kısa bir süre sonra istasyondan yakıt alımı yapan müşterilerinden araçlarının arızalandığına, yolda kaldıklarına dair şikayetler geldiğini, hatta bazı müşterilerin araçlarının istasyondan çıkmadan hiç çalışmadığını ve arızalandığını, söz konusu tank içerisinden alınan numunelerde yüksek miktarda su tespit edildiğini ve akaryakıtın normlara aykırı olduğunun belirlendiğini, netice olarak davalıya ait tankerden müvekkili istasyonundaki 5 numaralı tanka ikmali yapılan yakıt içerisinde su olduğu ve taşıma sırasında yağış sebebiyle tankere yağmur suyu dolduğu yönünde tespitlere yer verildiğini, müvekkili tarafından su karışan ayıplı yakıt bedelinin davalıya fatura edildiğini ve davalının faturayı kabul ettiğini, bu nedenle su dolu tankerlerle davacının akaryakıt emtiasının taşınmasından doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek davalının haksız eylemi neticesinde üçüncü kişilerin araçları nezdinde oluşan ve davacı tarafından tazmin edilmiş hasar bedelleri, ayıplı akaryakıtın iadesi, araç kiralama, çekici, mazot filtreleri ile davacının istasyonundaki tankın temizliği için alınan servis hizmeti bedelinden oluşan 55.000,00 TL maddi zararın, 10.000,00 TL kar kaybının ve ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana geldiği iddia edilen zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, istasyona yakıt almaya gelen araçların doğal olarak gerek depolarında gerekse hareketi için gerekli olan parçalarında bir miktar akaryakıtın bulunduğunu, bu araçların bir anda hemen arızalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böyle arızaların meydana gelebilmesinin motorin tankına benzin konması veya benzin tankına motorin konması durumunda ortaya çıkacağını, ayrıca akaryakıtın ikmal edildiği tankerlerin temizliğinin davacı tarafından yapılmamasında davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının yakıt istasyonundaki tankerlerde su bulunmasında davalının kusuru olmadığını, bu durumda da sorumlunun davacı olacağını, gerekli özeni göstermeyip basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının daha sonra bu davayı açmasının kusuruna ortak arama çabası olduğunu, ayrıca davalı müvekkiline ait tankerlerde su bulunduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan raporlarda akaryakıt tankerine su karışması durumunun ne şekilde oluştuğu noktasında kesin bir tespit yapılamadığı, 30.09.2014 tarihinde davacının akaryakıt istasyonuna 25.279 kg motorin taşıyan davalı tankerinin, hiç durmadan istasyona geldiği ve sonrasında davacıya ait istasyonda yapılan tartımda 25.520 kg ölçülmesi sonucu aradaki 241 kg fazlalığın davacı istasyon yetkililerince incelenmeden ve tespit tutanağı tutulmadan sürücüsü tarafından istasyonda bırakıldığı, tankerin 30.09.2014 tarihinden 03.10.2014 tarihine kadar istasyonda bekletildiği, yine bu tankerin 03.10.2014 tarihinde 5 numaralı tanka davalı taraf yetkilisi ve tanker sürücüsü olmadan sadece istasyon sorumlusu tarafından mühürlerinin açılarak boşaltımının yapıldığı, söz konusu tankerdeki 241 kg fazlalığın ne olduğu tespit edildikten sonra sorun yoksa tanka boşaltmanın yapılması gerektiği, ancak davacı tarafça usule uygun olmadan mühürlerin açılarak akaryakıtın boşaltımının yapıldığı, böylelikle davalı tarafça teslim edilen akaryakıta su karışıp karışmadığı ya da su karışmış ise hangi aşamada gerçekleştiği hususunun tespit edilemediği, davacı tarafça ilgili tankerin rafinerideki tartımı ile istasyondaki tartımı arasındaki 241 kg miktarlık fark anlaşılmış olmasına rağmen yakıtın tanka alınarak satımının yapılmış olduğu, davacı tarafça ağırlık farkı anlaşılmasından sonra derhal numune alınarak mahkemece denetlenebilecek şekilde analizinin yapılmamasında ve ayrıca yine 241 kg miktarlık ağırlık farkından akaryakıt içerisine yabancı madde karışmış olabileceği ihtimali değerlendirilerek davacı tarafça tüketicilere gerekli kontroller yapıldıktan sonra satım yapılması gerektiği, akaryakıta su karışması nedeni ile dava dışı araçlarda ortaya çıkan zararın davalı şirketin kusurundan kaynaklandığı hususunda herhangi bir delil olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, ara kararına açıkça aykırı olacak şekilde, ticari defter ve kayıtlar yerinde incelenmeksizin hazırlandığını,

2.Davalı tankerine yüklenen motorin ile teslim edilen motorin arasında 241 kg fazlalık olduğunu, davalının aldığı akaryakıt miktarınca teslim borcunun bulunduğunu, davalı tarafa ait tankerin ise içerisinde su olacak şekilde 25.520 kg akaryakıtı müvekkiline teslim ettiğini, bu nedenle davalının yükümlülüğünü yerine getirmediğinin açık olduğunu,

3. Müvekkilinin, tankerin rafineriye doluma girmeden önce, tanker dibinde su olup olmadığını kontrol etme gibi bir yükümlülüğünün olmadığını, bu yükümlülüğün davalıda olduğunu,

4. Olay zamanı yapılan tespitte davalı yetkililerinin sorumluluğu kabul ettiklerini, zararın karşılanacağını belirttiklerini, olayda hiçbir kusuru olmadığını iddia eden davalının ayıplı motorini iade alıp bedelini de ödediğini, bu nedenle su bulunan tankerle akaryakıtın taşınması sebebiyle davacının uğradığı zararların tahsili amacıyla açılan işbu davanın kabulünün gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından alınan 25.279 kg motorinin taşınmak üzere davalıya ait tankere yüklendiği, taşımayı yapan tankerin hiç durmadan davacıya ait istasyona geldiği, burada yapılan tartım sonucu tankerde 25.520 kg motorin ölçüldüğü, tankerdeki 241 kg fazlalık konusunda davacı tarafça herhangi bir inceleme yapılmadığı, bu şekilde tankerin üç gün boyunca davacı istasyonunda bekletildiği, sonrasında ise davacı tarafından, davalı sürücüsü olmadan tankerin mühürlerinin söküldüğü ve 5 numaralı tanka boşaltıldığı, taşınan motorin bedelinin davalı tarafça kabul edildiği, esasen motorin bedelinin dava konusu da edilmediği, araçtaki fazlalığın davacı yanca incelenmediği gibi istasyonda üç gün bekletilen tankerin, davalı sürücüsü ya da yetkilisi olmadan davacıya ait tanka boşaltıldığı gözetildiğinde, meydana geldiği ileri sürülen zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı, diğer bir deyişle davaya konu zararın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete ait tanker aracılığıyla taşınan davacının akaryakıt emtiasına taşıma sırasında su karıştığı iddiasına dayalı oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.