Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2641 E. 2023/2352 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2641
KARAR NO : 2023/2352
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/300 Esas, 2018/539 Karar
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı … arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin de kefil olarak yer aldığını, kredi asıl borçlusu tarafından kredi borcunun ödenerek bir borç kalmadığı halde sonrasında müvekkilinin herhangi bir katılımı ve haberi olmadan limit artışı sağlanarak yeniden …’ya kredi kullandırıldığını, bu işlemlerden ve oluşan kredi borcundan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek, davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş,13.12.2011 tarihli dilekçesinde müvekkilinin …’ya kefil olmasının söz konusu olmadığını dava dışı …’a kefil olmak için bankaya gittiğinde sehven …’ın taraf olduğu kredi sözleşmesi yerine …’ya kefil yapıldığını bunun banka çalışanlarının hatası sonucu meydana geldiğini belirterek davanın kabulünü istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 18.06.2013 tarih ve 2011/61 E.-2013/233 K. sayılı kararıyla; davaya konu edilen kredi ilişkisi ve kredi sözleşmesiyle ilgili davacı yanın şikayeti üzerine davalı banka memuru …’in özel belgede sahtecilik suçlamasıyla yargılandığı Bergama Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/245 E. 2013/106 K. sayılı davası içeriğinden kredi sözleşmesine imzaların atılması sırasında davalı banka görevlisinin hatası sonucu davadışı … isimli kredi asıl borçlusuna ait sözleşmeye davacının kefil olarak imzasının alındığının saptandığını, bu durumun esaslı yanılma (hata) halini oluşturduğu gerekçesiyle davacı yanca kanıtlanan davanın kabulüne davalı banka ile davadışı … arasında düzenlenen 31.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 05.03.2014 tarih 2014/1623 E.- 2014/4340 K. sayılı kararıyla, davacının katılan, davadışı banka çalışanı …’in sanık sıfatıyla yer aldığı ve banka memurunun özel belgede sahtecilik suçlamasıyla yargılanarak beraatine karar verildiği Bergama Asliye Ceza Mahkemisinin 2012/245 E. 2013/106 K. sayılı 29.01.2013 tarihli kararına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı, bu durum karşısında ilgili ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre hükme esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmediği gerekçesiyle hüküm davalı yararına bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 06.11.2018 tarih 2014/300 E.-2018/539 K. sayılı kararıyla Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2013 tarihli 2012/245 E. 2013/106 K. sayılı ilamının Yargıtay 21. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, ceza dosyasının incelenmesinde; iki ayrı kredi sözleşmesinin önceden hazırlandığı, imzaların alındığı ancak isimlerin daha sonradan yanlış olarak yazıldığı ve mevcut bir yanlışlığın sabit kabul edildiği ancak bunun kasten yapılmadığından bahisle sanığa beraat kararı verildiği, ceza dosyasının onanan kararındaki kabul gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yanılma konusunda hataya düşüldüğünü, dava konusu olayda kefilin kimliğinde değil imza attığı yerde yanılma olduğunu, davacının söz konusu sözleşmede kendi adının bulunduğu yere değil Mustafa Yıldız’ın adının bulunduğu yere imza attığını, bu hatanın da esaslı bir hata olmayıp sözleşmenin geçerliliğini etkilemediğini, davacı tarafın gerek dava dilekçesinde gerekse daha önce gönderdiği ihtarname ile kefil olduğunu açıkça kabul ettiğini, ayrıca davacının dava dilekçesi ile yargılama sırasındaki beyanlarının çeliştiğini, bu çelişki dikkate alınmadan karar verildiğini, bu beyanların davacının borçtan kurtulmaya yönelik çabalarının göstergesi olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.