Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2858 E. 2023/5133 K. 20.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2858
KARAR NO : 2023/5133
KARAR TARİHİ : 20.09.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2718 Esas, 2022/110 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/844 E., 2019/708 K.

Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalı … Konut A.Ş.’yi temsile yetkili kayyım… ve fer’i müdahil vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, 2018 faaliyet yılında yönetime seçilemediğini, davalı şirketteki yönetim değişikliğinden sonra müvekkilinin yönetim kurulu karar defterinden 25.12.2017 tarihinde kendisinin davet edilmediği bir toplantı yapıldığını ve haberdar olmadığı bu toplantıda şirket menfaatlerine aykırı hükümler içeren (9) numaralı yönetim kurulu kararı alındığını tespit ettiğini, 9 numaralı kararda davalı şirketin dava dışı Soyak Yapı İnş.ve San. Tic. A.Ş’.den olan 51.094.619,00 TL cari hesap alacağının ertelenmesi amacıyla sözleşme imzalanmasına karar verildiğini, davalı şirketin feshinin mümkün olmayacağını ve davalı tarafından feshedilmesi halinde davalının fahiş tutarda cezai şart ödeyeceğini ancak sözleşmenin davalı şirketin resmi kayıtlarında görülmediğini, bu nedenle bu sözleşmenin gerçekte yapılıp yapılmadığının şüpheli olduğunu, yönetim kurulu toplantısının yoklukla malul olduğunu, tüm yönetim kurulu üyelerine davette bulunulmaksızın toplantı yapılması ve karar alınmasının kanun hükümlerine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, şirketin temel yapısına uygun olmadığı ve sermayenin korunması ilkesinin gözetilmediğini ileri sürerek ileri sürerek 25.12.2017 tarihli (9) numaralı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; yönetim kurulunun (9) numaralı kararının tamamen geçerli ve hukuka uygun olduğunu, esas sözleşmede aksi ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanacağı ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınabildiğini, bir yönetim kurulu üyesinin toplantıya gelmemesinin yeni dönemde kurulun toplanmasını ve işlemesini engellemediğini, kanunda yönetim kurulu üyelerinin çağrı şekline ilişkin düzenleme öngörülmediğini, yönetim kurulu üyesi olarak gerekli özeni göstermeyen davacının katılmadığı ve mazeret de sunmadığı bir toplantıya sonradan çağrılmadığı iddiasının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, söz konusu bütün kararların müzakere edilerek alındığını, davalı şirketi zarara uğratacak bir karar olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Fer’i müdahil vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının aksine yönetim kurulunun (9) numaralı kararının tamamen geçerli ve hukuka uygun olduğunu, kanunda yönetim kurulu üyelerinin çağrı şekline ilişkin düzenleme öngörülmediğini, yönetim kurulu üyesi olarak gerekli özeni göstermeyen davacının katılmadığı ve mazeret de sunmadığı bir toplantıya sonradan çağrılmadığı iddiasının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yönetim kurulu toplantılarının ne şekilde yapılacağının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 390 ıncı maddesinde düzenlendiği, ancak toplantının çağrı usulüne ilişkin herhangi bir prosedür öngörülmediği, bunun toplantıların yönetim kurulu üyelerine yada bir kısmına haber verilmeyeceği anlamını taşımayacağı, davalı şirketin esas sözleşmesinde ve iç yönergesinde de yönetim kurulu toplantısına çağrı usulünün düzenlenmemiş olduğunu, bu kapsamda yönetim kurulu toplantılarına çağrıda genel kurula çağrıya ilişkin 6102 sayılı Kanun’un 414 üncü maddesinde belirtilen çağrı usulünün uygulanmasının gerekmediği, bunun dışındaki çağrı şekilleri ile de yönetim kurulunun toplantıya çağrılabileceğini, usulüne uygun bir çağrının mutlak suretle yapılmış olması gerektiği, çağrının yapıldığını ispat yükünün davalı şirket üzerinde olduğu, yönetim kurulu üyesi toplantıdan haberdar edilmeksizin yapılan toplantının, aynı zamanda pay sahibi olan yönetim kurulu üyesinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden bir karar niteliğinde olduğunu, bu bağlamda çağrı yapılmaksızın yapılan toplantıda alınan karar için nisaplar uygun olsa da, kararın yoklukla malul durumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; yönetim kurulu kararının gerekli nisaplara uygun alınmış olması nedeniyle yoklukla malul olmasının da söz konusu olmadığını, davacı kararın alındığı tarihte yönetim kurulu üyesi olup bu kararın alındığını bilmediğini ileri sürmesinin inandırıcı olmadığını, zira 8 ve 10 no.lu kararlarda davacı imzası bulunduğunu, diğer yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan ne şekilde haberdar olduklarına ilişkin dinlenebileceklerinin beyan edildiğini, mahkemece talebin kabul edilmediğini, davacının sözlü olarak dahi toplantıdan haberdar edilmiş ve toplantıya katılmamış olabileceğini, sözlü olarak diğer yönetim kurulu üyelerinin haberdar olduğu hususunun dinlenilmeleri ile tespit edilebileceğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

2. Fer’i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin esasa ilişkin beyan ve delilleri toplanılarak incelenmeden karar verildiğini, davalı lehine sunulan hiçbir açıklama ve belgenin değerlendirilmediğini, yönetim kurulu üyelerine yıllardır çağrının telefon açılması veya sekreterleri vasıtasıyla haber bırakılması şeklinde yapıldığının belirtilmiş olduğunu, davacının da aksi yönde bir iddia veya delilinin bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin bu hususta dinlenilmeleri gerektiğini, yönetim kurulu kararının nisaplara uygun şekilde alındığını, ispat yükü davacıda olup toplantıya davet edilmediğini ve toplantıdan haberdar olmadığını ispat etmesi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yönetim kurulu toplantısına çağrının herhangi bir şekle tabi olmadığı, önemli olanın üyelerin toplantı hakkında bilgi sahibi olmalarının sağlanması olduğu, ancak çağrı şeklinin ispat edilebilir bir araca dayanması gerektiği, somut olayda dava konusu yönetim kurulu kararının toplantı yapılmak suretiyle alındığı, davacıya toplantı çağrısı yapıldığı ispat edilememiş ise de, toplantı ve karar nisabının sağlandığı, bu sebeple kararın yoklukla malul olduğu yönündeki iddiaların haklı görülmediği, 6102 sayılı Kanun’un 391 inci maddesindeki butlan hallerinin de gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı şirket vekilinin ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın gerekçesi ve sonucunun birbiri ile çeliştiğini, toplantı için çağrı yapılmasının şart olduğunu, herhangi bir çağrı usulü öngörülmemiş ise de çağrı şeklinin ispat edilebilir bir araca dayanması gerektiğini, bu zorunluluğun toplantı ve karar nisabının sağlanması ile bertaraf edilemeyeceğini, müvekkilinin toplantıya çağrıldığının ispat edilemediğini, yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yönetim kurulu toplantısının çağrı usulü, çağrının zorunlu olup olmadığı ve çağrısız toplanan yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun’un 390, 391 ve 414 üncü maddeleri.

3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.05.2023 tarih, 2023/2592 E. ve 2023/3225 K. sayılı kararı, 07.02.2023 tarihl, 2021/6232 E. ve 2023/653 K. sayılı kararı, 29.12.2022 tarih, 2022/5225 E. ve 2022/9637 K. sayılı kararı.

3. Değerlendirme
1. Dava, yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Yönetim kurulu üyesi davacı, davalı şirketin 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısı için kendisine çağrı yapılmadığını, toplantıdan haberdar edilmediğini ileri sürerek toplantıda alınan (9) numaralı kararın yoklukla malul olduğunun tespitini talep etmiştir.. Davalı şirket yetkilisi, her ne kadar tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantıdan haberdar edildiğini iddia etmiş ise iddiasını ispat anlamında bir delil sunmamıştır. İlk derece mahkemesince çağrı yapılmaksızın yapılan toplantıda alınan karar için nisaplar uygun olsa da, kararın yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesinde davacıya toplantı çağrısı yapıldığı ispat edilememiş ise de toplantı ve karar nisabının sağlandığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

2. 6102 sayılı Kanun’da 390 ıncı madde ve devamı hükümlerde anonim şirket yönetim kurulu toplantılarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Ayrıca bir öneriye katılma suretiyle elden dolaştırma usulüyle de karar alınabileceğine dair de düzenlemeye yer verilmiştir. Ancak anonim şirket yönetim kurulu toplantılarına çağrı şekline dair açık düzenlemelere de yer verilmemiştir.

3. Yönetim kurulu anonim şirketin yasayla düzenlenmiş zorunlu organlarından biridir. Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil olunur. Yönetim kurulu kararları kural olarak toplantılarda alınır. Toplantı üyelerin bir yerde fiziki olarak toplanması şeklinde yada kısmen yada tamamen elekronik ortamda yapılabilir. Toplantılara katılmak, görüşlerini söylemek ve oy kullanmak her üyenin hem hakkı hem görevidir. Kanun’da çağrıyı kimin yapacağına ilişkin açıklık yoktur. Kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun’da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte Yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır.

4. Somut olayda, davacı yönetim kurulu üyesinin 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrıldığı davalı tarafından ispat edilememiştir. Her ne kadar toplantıya çağrı için belirli bir usul öngörülmemiş ise de tüm üyelerin toptantıdan haberdar edilmesinin temel amaç olduğu, üyelerin toplantıya katılma ve görüşlerini bildirme hak ve ödevlerinin bulunduğu, davacı yönetim kurulu üyesinin bilgisi olmaksızın yapılan toplantıda şirketin bir kısım alacaklarının ertelenmesine dair borç erteleme sözleşmesi imzalanmasına dari karar alındığı, davacının hakkını ihlal eden bu karara karşı dava açma hakkının bulunduğu, her ne kadar mahkemece toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de, nisapların varlığından önce toplantının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığının tespiti önem arz ettiğinden davanın kabulü ile 25.12.2017 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yoklukla malûl olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.