Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2887 E. 2023/6744 K. 22.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2887
KARAR NO : 2023/6744
KARAR TARİHİ : 22.11.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/138 Esas, 2022/272 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/414 E., 2019/1004 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, men’i ve ortadan kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin güvenlik sistemleri sektöründe ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren “Neutron” ticari markası üzerinde yasal hak sahibi olan köklü bir şirket olduğunu, davalı şirketin ise “www.sikayetvar.com” adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, söz konusu internet sitesinin ise sözde tüketicilere dilediği gibi şikayet ve yorum yapma imkanı sağlayan bir internet sitesi olduğunu, bu internet sitesinde şikayetlerini yazmak isteyen kullanıcıların basit bir üyelik işlemi ile ücretsiz bir şekilde üyelik oluşturarak şikayet ve yorum yapabildiklerini, ancak markası hakkında şikayet yazılan firmaların yapılan şikayetlere karşı cevap hakkını kullanabilmeleri için zorunlu olan 3 adımlık üyelik formunu doldurmalarının gerektiğini, davalı şirketin internet sitesinde müvekkili aleyhine 5 adet şikayet bulunduğunu, müvekkili tarafından söz konusu şikayetler hakkında firma nezdinde araştırmalar yapıldığını, fakat şikayette bulunan kişiler tarafından müvekkilinden herhangi bir mal alınmadığının, konu ile ilgili olarak müvekkiline ulaşmış bir şikayetin de olmadığının tespit edildiğini, bu durumun dahi şikayetlerin rakip firmalarca yapılma olasılığını artırdığını, bu şikayet ve yorumların düşünce özgürlüğü içinde eleştiri sınırlarında kaldığı düşünülse dahi, bu durumun müvekkilinin markasının itibarını zedeleyeceğini ve müvekkilinin kamuoyunda küçük düşürülmesine sebep olacağını, şikayetçilerle iletişime geçilmek veya şikayetlere cevap verilmek istendiğinde bu taleplerin ücretli üye olunmaması halinde davalı tarafça karşılanmadığını, bu durumun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının bu şekilde kısıtlanamayacağını, dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmesi halinde bu durumun haksız rekabete yol açacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, 58 inci madde de ise basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşları aracılığıyla haksız rekabet yapılmasının düzenlendiğini ve hükme göre hizmet sağlayıcılarının kusurlu olup olmamasının öneminin bulunmadığını, ücretli üyelik uygulamasının haksız rekabet teşkil ettiğini, mağdur olan tüketicinin yapması gerekenin öncelikle muhatap firma ile iletişime geçerek soruna çözüm bulmaya çalışmak, aksi halde yasal merciler önünde talepte bulunulması gerektiğini ileri sürerek davalı şirkete ait internet sitesindeki söz konusu uygulamanın haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılmasına, site içeriği engellenerek haksız rekabet ortamının engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer/hizmet sağlayıcısı olması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, 6102 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca da davanın muhatabının şikayetlerin sahipleri olduğunu, maddede yer alan istisna hallerin de söz konusu olmadığını, şikayet sahiplerinin bilgilerinin talep edilmesi halinde müvekkilinin paylaştığını, bu hususun davacıya gönderilen cevabi ihtar ve maillerden de anlaşıldığını, içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu ve müvekkilinin müdahale edemediğini, ancak kontrol edildikten sonra yayınlandığını, hukuka ve ahlaka aykırı içeriklerin yayınlanmadığını, siteye üye olmak için sms onayı gerektiğini, dolayısıyla üye bilgilerinin gerçeği yansıttığını, tüketiciler tarafından yazılan bütün şikayetlere verilen cevapların üye-üye olmayan ayrımı yapılmadan yayınlandığını, yani ücretsiz cevap verilebildiğini, hiçbir firmanın cevap hakkının kısıtlanmadığını, üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanının verildiğini, kaldı ki davacının cevap hakkını ücretsiz olarak kullanmak için herhangi bir başvuruda bulunmadığını, müvekkilince amaçlanan hususun tüketici bilincini oluşturmak olduğunu, tüketicilerin şikayet ettikleri firmaların tüketici memnuniyetini sağlayarak kurumsallaşma yolunda önemli adımlar attıklarını, haksız rekabet iddiasının haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının cevabının ücretsiz olarak yayınlanmadığı, cevabının yayınlanması için ücretli üyelik gerektirdiğini iddia ettiği, davalının ise cevabın şikayet ile aynı sayfada ücretsiz olarak yayınlandığını savunduğu, bilirkişi heyetinde ise davalının bu savunmasının ispat olunamadığı kanaatine yer verildiği, sunulan, celp edilen deliller kapsamında sübutu tartışmanın münhasıran Mahkemenin görevinde bulunduğu, bilirkişilerin bu tespitine iştirak edilmediği, ayrıca öncelikle davacının iddiasını ispat yükü altında olması itibariyle bu hukuki yoruma itibar edilmediği, benzer iddialar yönünde Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 20. Hukuk Dairesi’nin 2018/1139 E. sayılı istinaf bavurusunun esastan ret kararı ile dayanağı İlk Derece Mahkemesi’ndeki tespitlerin gözetildiği ve ayrıca Mahkemece alınan rapordaki teknik tespitlerde davacı şirketin ücretli üye olmadan şikayetçi müşterilerine ulaştığı ve teşekkür mesajlarının anılan site üzerinde yayınlandığının tespit edildiği, davacı tarafça, ücretli üyelik olmadan cevap veremedikleri yönündeki iddialarının ispat olunamadığı, kaldı ki aksi olsa dahi bu hususun başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının dayanak yapıldığı raporda dahi “…davalılar, şikayette bulunulan bir firmanın cevabını iletmesi halinde bu cevabın şikayet ile aynı sayfada ücretsiz olarak olarak yayınlandığını savunmuş ise de dava dosyası bu savunmayı kanıtlayan delil bulunmadığı ve şikayet firma tarafından yazılı cevap verilmesinin esas yönetiminin www.sikayetvar.com’a ücretli kurumsal üyelik yaptırma olduğu kanaati hasıl olmuş olup..” şeklinde değerlendirme yapıldığını, müvekkili tarafından cevap verildiği iddia edilen şikayete, davalıların ısrarla aranmaları sonucu davalı tarafından bir kereliğine cevap hakkı tanınması sonucu gerçekleştiğini, ücretsiz cevap verme hakkı olmuş olsaydı hakkında yapılan diğer şikayetlere de cevap verebilecekken vermemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teşekkür mesajlarının ise müvekkilinin talimatı üzerine bayi tarafından müşterinin sorunu çözüldüğü için müşteriler tarafından yazıldığını, ancak kim tarafından yazıldığı belli olmayan diğer şikayetler hakkında savunma yapılamadığını, bilirkişi raporunda yapılan şikayetlerin yanlış, yanıltıcı vb. olup olmadıklarının tespiti mümkün olmayacağından ücretli üyelik koşulunun sadece 6102 sayılı Kanun’un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haksız rekabet oluşturmayacağının belirtildiğini, fakat 55 inci maddede sayılı hallerin başlıca haksız rekabet halleri olduğunu ve sınırlayıcı şekilde düzenlenmediğini, davalılara ait sitede müvekkili firmanın yapılan şikayetlere tıpkı tüketiciler gibi ücretsiz cevap verme hakkı olsa idi söz konusu haksız fiil temelindeki dürüstlük kurallarına aykırılığın meydana gelmeyeceğini, bu tür siteler tarafından tüketiciye sağlanan özgürlüğün, ticaret şirketlerinden para kazanma amacı olarak kullanılmasının 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında da hakkın kötüye kullanılması olduğunu, savunma hakkının kullanılması hiç bir şekilde kısıtlanamayacağını, Yargıtay’ın son yerleşmiş içtihatlarında ücretli üyelik sistemi ile şirketlerin kendisini savunma hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile dürüstlük kurallarına aykırılık dolayısı ile haksız rekabet oluştuğuna kanaat getirildiğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/9072 E., 2014/15983 K., 20.10.2014-T sayılı ilamı), şikâyet sitelerinin iş modelinin bizatihi kendisinin haksız rekabet açısından kabul edilemeyeceğini, tüketicilerin ifade özgürlüğü ve şikâyet hakkının arkasına sığ̆ınarak yazılan şikâyetler yoluyla firmaların üyeliğe zorlandığı, üye olmayanlar hakkında bu sitelerde yazılanlar konusunda hukuki cevap hakkı bile tanınmamasının haksız rekabeti ortaya çıkardığını, 6102 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince şikâyet siteleri haksız rekabet fiilinin iletimini başlattığ̆ından, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçtiğinden veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirme ihtimali dahi mümkün olduğundan davalılara ait sitenin haksız rekabet ortamına müsaade ettiğinin açık olduğunu
ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporunda söz konusu şikayetlerin içeriklerinin 6102 sayılı Kanun’un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kabul edilebilecek haller olup olmadığı yönünde bir tespitte bulunulmamış ise de, bu kapsamda olduğu kabul edilse dahi, davalı tarafça firmalarla şikayet edenlerin bilgilerinin paylaşıldığı dikkate alındığında, yer sağlayıcı olan davalı taraf aleyhine bu maddeye dayalı olarak dava açılamayacağı, bununla birlikte 6102 sayılı Kanun’un 55 inci maddesinde haksız rekabet halleri sınırlı olarak sayılmamış olup, 6102 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların da haksız rekabet teşkil edeceğini, davacının bu bağlamda davalı tarafın şikayetlere cevap vermek isteyen firmalara ücretli üyelik uygulaması olduğunu ve bu uygulamanın başlıbaşına haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürdüğünü, davacı tarafça söz konusu internet sitesinde hakkında yazılan bir şikayete cevap vermek isteyen bir firmanın ücretli üye olunması gerektiği yönünde ekran uyarısı ile karşılaştığı ileri sürülmüş ise de, davalı taraf cevap vermek için üye olunması gerekmediğini, ancak üye olan firmalara şikayet yayınlanmadan önce çözülmesi imkanının verildiğini, davacının da ücretsiz cevap hakkının kullanma yönünde bir talebinin olmadığını savunduğu, dosya kapsamında davacı tarafın ücretsiz cevap hakkı tanınması talebinde bulunduğuna dair bir yazı, e-posta, ihtar vb. rastlanılmamış olması ve davacı tarafın istinaf dilekçesinde taraflarının yoğun ısrarı ile cevap verilmesine izin verildiğini belirtmiş olması karşısında, üye olmayan firmalara cevap hakkı tanınmadığı yönündeki iddianın ispat edilemediği, kaldı ki iddianın doğru olduğu kabul edildiğinde dahi, bu uygulamanın başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.03.2020 tarih, 2019/4144 E. ve 2020/2250 K. sayılı emsal kararı) gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi incelemesinin teknik detayları inceleyerek, iddia doğrultusunda şikayetlere cevap verilmesi yönteminin ücretli üyelik olup olmadığının tespiti ile sınırlı kalması gerektiğini, bu hususun tespit edildiğini, ancak söz konusu raporda bu yönde uygulamanın başlı başına haksız rekabet oluşturmayacağı konusunun Mahkemenin takdirinde olması gerekirken Mahkemenin rapordaki hukuki görüşle bağlı kaldığını, Bölge Adliye Mahkemesi’nin gerekçeli kararında davalı tarafın kendilerinin içerik sağlayıcı olduğu ve cevap hakkının kısıtlanmadığı iddiası yer almışsa da davalının cevap dilekçesinin maddi olgular başlığının 4 üncü bendinde “… Üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanı tanınmaktadır” denilerek bedel ödeyerek cevap hakkının sağlandığı ve bedel ödeyen firmaların daha öncelikli olduğunun ikrar edildiğinin gözetilmediğini, davalı tarafından dosyaya sunulan birtakım kararlarda ele alınan hususların dikkate alınmadığını, bunun yerine istinaf dilekçesinde yer alan “yoğun ısrar üzerine cevap verilmesine izin verildiği” beyanlarının nazara alınarak üye olmayan firmalara cevap hakkı tanınmadığı yönündeki iddianın ispatlanamadığı gerekçe gösterildiği, oysa ki bu beyanlarının davacıya ücretsiz cevap verme hakkına yönelik olmadığını, zira halen davacı firma aleyhine onlarca asılsız şikayet bulunduğunu ve davacı firma tarafından cevap verilemediğini, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararında, davacının ücretsiz cevap hakkını kullanma yönünde talebi olmadığını, şikayet eden kişilerin davacıdan herhangi bir mal almadıkları ileri sürülmüşse de bu iddianın ispatlanamadığının belirtildiği, olmayan bir şeyin delilinin de olmadığını, yani sözde tüketici olarak şikayette bulunan kişilerin davacı firmadan mal almadığını ispat etmenin mümkün olmadığını, diğer yandan, 3. kişiler tarafından şikayet adı altında ileri sürülen iddiaların doğruluğu teyid edilmeden internet sitesinde aleni şekilde yayınlanmasından sonra bu şikayete dair cevap hakkının da aleni ve aynı şikayet gibi ücretsiz olması gerektiği, davalının ücretsiz cevap hakkı kullanma yönünde talep olduğu takdirde talebi değerlendirdiklerini beyan etmesine rağmen bu yönde bir delil dosyaya sunamadığını, oysa ki kendilerinin dosyaya sunduğu bilirkişi raporlarının üye olmayan firmaların ücretsiz cevap hakkının bulunmadığını ortaya koyduğunu, müvekkili firmanın gerek kendi gerekse bayileri tarafından satılan mallara yönelik gerçek şikayetleri tespit edip çözebilirken kim tarafından yazıldığı belli olmayan diğer şikayetlere karşı savunma hakkını kullanamadığını, zira şikayetlerde adı geçen kişilerin şayet gerçek adlarını kullanmışlarsa tespiti yapıldığını ve sorunları çözüldüğünü akabinde söz konusu kişiler tarafından müvekkili için teşekkür mesajları yazıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili aleyhine yapılan şikayetlerin tespitinin mümkün olmadığı düşünülse dahi müvekkilinin internette kendi markası hakkında aleyhe yapılan yorumları gerçek şikayetlere çözüm bulurken, diğerler şikayetleri çözüme kavuşturmaması ve yayınlanmasına müsaade etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözde şikayetlerin gerçek tüketici tarafından yapılıp yapılmadığı dahi belli değilken, şirketlere para karşılığı cevap verme hakkı tanınmasının, ücret ödeyen şirketler hakkında yapılan şikayetlerin çözümlenmiş gibi gösterilmesinin dahi bu platformun haksız rekabet oluşturan bir yer olduğunu ortaya koyduğunu, Google ‘da yapılacak basit bir arama ile dahi söz konusu davalı şirket ve web sitesi yüzünden birçok firmanın mağduriyet yaşadığının bir gerçek olduğunu, fakat sadece içerik sağlayıcı olarak kabul edilen bu tür sitelerin yazılan olumsuz içerikler nedeni ile hukuki olarak sorumlu olmamasına rağmen haksız rekabet teşkil edecek ölçüde menfaat sağlamasının önüne geçilmesinin engellenemeyeceğini, üyelik ücreti ödemeyi kabul etmeyen ve siteye giriş yapamayan şirketlerin, davalı site yüzünden müşterilerinin şikayetlerini önemsemeyen bir şirket durumuna dönüştüğünü ve üyelik ücretini ödeyen rakipleri karşısında tüketici nezdinde puan kaybettiğini, bu husus dahi kanun kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık suretiyle haksız rekabet oluşturduğunu, nitekim 6102 sayılı Kanun’un haksız rekabetle ilgili maddelerinin de dar yorumlanmaması gerektiğini, zira bu tür siteler tarafından tüketiciye sağlanan özgürlüğün, ticaret şirketlerinden para kazanma amacı olarak kullanılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek ve re’sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ve ortadan kaldırılması talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.