Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2929 E. 2023/2878 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2929
KARAR NO : 2023/2878
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2016/464 Esas, 2021/1215 Karar
HÜKÜM :Asıl dava kabul birleşen dava ret
BİRLEŞEN DAVA :İstanbul 2. Asliye Ticaret 2014/1691 E. sayılı dosyası

Taraflar arasındaki asıl dava alacak davasından, birleşen dava itirazın iptali dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında forklift satışını konu alan şifahi bir satış sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin 5 adet çek ile toplamda 482.872,27 TL ödeme yaptığını, ancak kendisine 296.171,74 TL’lik mal teslim edildiğini, davalı şirkete noterlik ihtarnamesi ile durumun bildirildiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı birleşen dava davalısı cevap dilekçesinde ; müvekkili ile davacı arasında şifahi sözleşme kapsamında dizel, elektrikli ve lpg’li forklift satışı kararlaştırıldığını, müvekkili şirketçe işbu sözleşme gereği davacı şirkete satım bedeline karşılık olarak toplamda 482.872,27 TL ödeme yapıldığını, davacı şirkete yapılan bu ödemeler karşılığında müvekkiline 01.06.2013 tarih 694379 seri nolu fatura kapsamında 116.820,00 TL bedel mukabilinde 9 adet, 26.09.2013 taih 402650 seri nolu fatura kapsamında 179.351,74 TL bedel mukabilinde de 14 adet forklift satışı yapılarak teslim edildiğini, taraflar arasındaki şifahi sözleşme kapsamında davacı tarafa 482.872,27 TL ödeme yapıldığı halde davacı tarafça 23 adet forklift satışı gerçekleştirildiğini ve satış bedelinin toplamının 296.171,74 TL’lik ödemeyi ancak karşılayabildiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarının tetkikinde davacı şirketten alacaklı olduğunun tespiti sonrasında ihtarname ile durumun davacıya bildirildiğini, ancak davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile taleplerinin reddedildiğini, davacı aleyhine alacak davası açılması sonrasında hayali borç üretmeye başlayan davacının müvekkiline 15.08.2014 tarihli ihtarname keşide ettiğini, söz konusu ihtarnameye karşı cevap verilerek taleplerin yersiz ve hayali borç üretmeye yönelik olduğunun bildirildiğini, buna rağmen davacı tarafın 03.11.2014 tarih ve E 034282 nolu faturayı tanzim ederek müvekkili şirkete 24.11.2014 tarihli ihtarname ile gönderilmiş ise de 01.12.2014 tarihli ihtarname ile faturaya itiraz edilerek iade edildiğini, ihtarnamelere rağmen müvekkili aleyhine fatura dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından haksız ve yersiz başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek davanın reddini, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin davacıdan yaptığı 2 adet ve toplam 168.000,00 USD çekler karşılığı davacıya 2 adet toplam 296.171,74 TL tutarındaki faturalar ile forkliftlerin teslim edildiğini ve taraflar arasındaki borç/alacak ilişkisinin sona erdiğini, bunun dışında müvekkili şirkete başka çeklerle ödeme yapıldığına dair iddiaları kabul etmediklerini, ayrıca davacıya bunun haricinde mal teslim edildiğini ancak bedelinin alınamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile yasada belirtilen hak düşürücü sürelerin geçtiğini, alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının dava dilekçesinde 10.000,00 TL talep ettiği halde müvekkiline gönderdiği ihtarnamede 186,700,53 TI. alacaklı olduğunu beyan ettiği, bu nedenle harcın tamamlanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı aleyhine 08.12.2014 tarihinde İstanbul ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe ve borca itiraz ettiğini, borçlunun bu itirazının haksız olduğunu, müvekkili ile davalı arasında alışveriş olduğunu, müvekkili tarafından takip dayanağı olan faturadaki mal-hizmetin verildiğini, fakat borçlu tarafından faturadaki bedelin ödenmediğini, davalı tarafın itirazının zaman kazanmaya ve borcunu ertelemeye yönelik olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.01.2015 tarih, 2014/659 E. ve 2015/15 K. sayılı kararı ile davacının fazla ödeme nedeni ile alacaklı olduğunu iddia ettiği eldeki davada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin uygulanma olasılığının bulunmadığı, davacının öncelikle borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiği, bu istemin de niteliği itibariyle 2004 sayılı İcra İflas Kanun’un(2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesinde düzenlenen menfi tespit ve istirdat talebi olduğu, alacağın tahsili için başlatılan bir takip olmadığı, bu sebeple yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekilince karar temyiz edilmiştir.

B. Onama Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 20.01.2016 tarih, 2015/7804 E. ve 2016/414 K. sayılı kararıyla, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle ,dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine ilişkin karar usul ve kanuna uygun bulunarak, hükmün onanmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı/ birleşen dava davacısı şirketi 03.11.2014 tarihinde keşide edip iadeli taahhütlü mektup ile karşı tarafa gönderdiği bu fatura konusu olan malları 20.05.2013 tarihli 122 seri numaralı sevk irsaliyesi ile davacı/ birleşen dava davalı şirketine teslim ettiğini iddia ettiği, bu irsaliyenin tahrifata uğratıldığının savunulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla tahrifatın tespit edildiği, birleşen dosya davacısının takibe konu ettiği faturaya konu malları karşı tarafa teslim ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl davada davaya konu edilen tüm çekler ile ilgili bankalara yazılar yazılara göre, bir kısım çeklerin davanın tarafı olmayan Koyuncu Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından tahsil edildiği,28.08.2013 tarih 18.000,00 TL bedelli çekin davacı şirketin sahibi olan … tarafindan tahsil edildiği, 30.06.2013 tarih 50.000,00 TL bedelli çekin ise davalı şirket tarafından ibraz edilerek tahsil edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu da değerlendirildiğinde taleple bağlı kalınarak davalının 175.892,16 TL borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her ne kadar ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiz talep edilmişse de ödeme tarihleri ayrı ayrı tespit edilemediğinden, davalının en geç dava ile temerrüde düştüğü kabul edilerek davacı lehine hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı /birleşen dava davacısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu fatura içeriğindeki malların sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, irsaliyenin tahrif edildiği iddiası üzerine alın bilirkişi raporunda fulaj izi farklılığının tespit ediliği ancak bu tespitin tek başına belgenin sahteliğini kanıtlamadığını, hayatın olağan akışına göre teslim gerçekleşirken mal sayımına göre mekan ve zaman değişeceğini, yükleme gerçekleşirken bir yandan da irsaliyenin yazımının tamamlandığını, önemli olanın belgenin aynı elin mahsulü olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiğini, bu nedenle verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacı birleşen dava davalısının sevk irsaliyesinin aslını ibraz etmeksizin fotokopi belge ile sahtecilik iddiasında bulunamayacağından birleşen davanın reddi kararının hatalı olduğunu, asıl davada davacının …’ya teslim edilen çeklerin müvekkili şirket ile şifahi sözleşmeye dayalı olarak verildiğinin yazılı delillerle ispatlanmadığını, ilgili kişinin birden fazla şirketin yetkilisi olduğunu, 50.000,00 TL bedelli çekin ise müvekkili şirket tarafından tahsil edilmesinin ilgilinin şirketten aldığı şahsi borcu ödemesinden kaynaklandığını, nitekim defterlerinde de iş avansı iadesi olarak gösterildiğinin tespit edildiğinden ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, ıslah edilen miktarın zamanaşımına uğradığından kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davacı birleşen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada faiz başlangıç tarihi yönünden alacağın ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili gerektiğinden kararın düzeltilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacı tarafça fazla ödendiği iddia olunan ürün bedelinin iadesi talebi, birleşen davada asıl dosya davalısı birleşen dosya davacısı olan şirketin faturaya dayalı olarak başlattığı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı Kanun’un 67 ve 72 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı/ birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Asıl davada davacı vekilinin, asıl davaya yönelik faiz başlangıç tarihi bakımından temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece davacı vekilince her ne kadar ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiz talep edilmiş mahkemece ödeme tarihleri ayrı ayrı tespit edilemediği gerekçesiyle davalının en geç dava ile temerrüde düştüğü kabul edilerek davacı lehine hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmışsa da, davacının 04.07.2014 tarihli ihtarnamesi ile fazla yapılan ödemenin iadesini talep ettiği, davalı tarafça 17.07.2014 tarihli cevabi ihtarname ile davacının bu talebi kabul edilmediğinden, mahkemece temerrüde düşülen 17.07.2014 tarihi itibariyle avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle bu husus bozma bozma sebebi olup davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü gerekir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “17.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davada davacı-birleşen davada davalıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.