Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/2961 E. 2023/6763 K. 23.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2961
KARAR NO : 2023/6763
KARAR TARİHİ : 23.11.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/499 Esas, 2021/1576 Karar
DAVA TARİHİ : 22.12.2017
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/478 E., 2019/159 K.

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacılardan S.S…. Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi yönünden açılan davanın aktif husumet yönünden reddine, davacı … Sanayi ve Ticaret Merkezi Araştırma Geliştirme Eğitim Kalkınma ve Dayanışma Vakfı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, … Kooperatifinin 1967 yılında bir sanayi bölgesi geliştirmek için kurulduğunu, üyelerini sanayi, ticaret ve yatırımcılıkla buluşturmak amacıyla gerçekleştirdiğini, … organizasyon yapısı içerisinde her biri kendi alanında uzmanlaşmış ve bir bütün olan bölgesel kalkınma modelinin parçalarını oluşturan şirket projelerinden oluştuğunu, … VAKFI’nın da 1993 yılında … Kooperatifi tarafından kurulduğunu, müvekkillerinin kurulduğu tarihten bu yana tescilli markalarının esas unsuru olan “…” ibaresi ile anıldığını, tüm faaliyetlerini “…” markası ile gerçekleştirdiğini, kooperatif tarafından 1967 yılından bu yana “…” markasını öncelikle kooperatif adına tescil edildiğini, ardında da duyulan lüzum üzerine 2014 yılından itibaren korumaya devam ettiğini, … ibaresinin 2014/54765 sayı ile vakıf adına da tescilli olduğunu, söz konusu “…” ibaresinin korunması amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında müvekkilinin markası ile iltibasa neden olacak nitelikte davalıya 30 adet ihtarname gönderildiğini, … ibaresi bakımından müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, haksız kullanımlara son verilmesi için ihtar gönderildiğini, davaya konu olan “İVOGSAN … TERCÜME” ibaresinin müvekkilinin 2014/54765 sayılı … markasını aynen içerdiğini, markada yer alan “İVOGSAN” ibaresinin ise tıpkı … gibi Ankara’da bulunan İVOGSAN SANAYİ BÖLGESİ’nin isminden türetildiğini, “İVOGSAN” ve “TERCÜME” hizmetlerinin hiçbir şekilde ayırt edicilik kazandırmadığını, ayırt edicilikten uzak olduğunu, bu ibarelerin arasında dikkat çeken unsurun “…” ibaresi olduğunu, bu nedenle markalar arasında yüksek derecede benzerlik olduğunu, müvekkilinin markalarının 42, 44 ve 45. sınıflar hariç diğer tüm sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, davaya konu olan markanın ise 41. sınıfta yer alan hizmetlerde tescilli olduğunu, bu nedenle müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanlarda kullanılacağını, bu ibarenin müvekkilinin markaları ilişkilendirme ihtimalinin güçleneceğini, davalının markasının müvekkiline ait Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız bir şekilde yararlanacağını, onun itibarına zarar vererek ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin yedinci fıkrası ve 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince hükümsüzlüğünün gerçekleşeceğini, … ibaresinin davacı müvekkili için ayırt edicilik sağlamanın ötesinde müvekkilinin alanındaki tecrübesini sağladığı kalite ve yetkinlik standartını simgeler hale geldiğini ileri sürerek 2016/57005 sayılı “İVOGSAN … TERCÜME” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının anılan markayı kullandığı iş evrakı, reklam, mal ve ambalajlar üzerinden markaların silinmesine, yapılan tecavüzün refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında iltibasın bulunmadığını, müvekkilinin markasında İVOGSAN … TERCÜME kelimeleri ile bu kelimelerin altında “Tüm Dünya Dillerinde Tercüme” ifadesinin yer aldığını, her iki tarafın da iştigalinin farklı olduğunu, … ibaresinin markalarda ortak olmasının markalar arasında iltibası oluşturmayacağını, … ibaresi gibi yer adlarının markasal anlamda ayırt ediciliğinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının “şekil+İVOGSAN … TERCÜME Tüm Dünya Dillerinde Tercüme”” ibareli markası ile davacılardan … Sanayi ve Ticaret Merkezi Araştırma Geliştirme Eğitim Kalkınma ve Dayanışma Vakfına ait “şekil+…” ibareli marka arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada da … ibaresinin asli ve belirleyici unsur olarak yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, yargılama konusu 41. sınıftaki hizmetler açısından davalının “şekil+İVOGSAN … TERCÜME Tüm Dünya Dillerinde Tercüme” ibareli markasını gördüğünde davacılardan … Sanayi ve Ticaret Merkezi Araştırma Geliştirme Eğitim Kalkınma ve Dayanışma Vakfına ait “şekil+…” ibareli aynı sınıftaki markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici nazarında bu markaların aynı işletmeye ait marka, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı işletmelere ait markalar olduğu konusunda izlenim doğurabileceği (yanılgı yaşanabileceği) bu açıdan taraf markaları arasında bu hizmetler yönünden oluşan iltibas nedeniyle hükümsüzlük koşulu oluştuğu gerekçesi ile davacılardan … yönünden açılan davanın aktif husumet yönünden reddine, davacı … Sanayi ve Ticaret Merkezi Araştırma Geliştirme Eğitim Kalkınma ve Dayanışma Vakfı tarafından açılan davanın kabulüne, dava konusu 2016/57005 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri Vakıf ve Kooperatifin, kuruldukları (1967 ve 1993 yıllarından) tarihten bu yana isimlerinin esas unsuru olan “…” ibaresi ile anılmakta ve tüm faaliyetlerini “…” markası ile gerçekleştirdiğini, farklı konu ve alanlardaki …’li işletmelere yönelik hizmet ağının sürekli iyileşmesinin ve genişleyen yapısının sonucu olarak “…” ibaresi zamanla müvekkilleri ile özdeşleşmiş, belirli bir düzeyde kalite ve güvenin sembolü haline geldiğini, bu nedenle de zaman içerisinde söz konusu faaliyetlerin gerçekleştiği yerleşim yeri de “…” ismiyle anılmaya başlamış ve semtin adı haline geldiğini, müvekkillerin “…” ibaresi bakımından daha önce ve gerçek hak sahibi olduğunu, “…” ibaresinin 2014/54765 sayı ile müvekkili Vakıf adına tescilli bulunduğunu, mahkemece davacılardan … Kooperatif’i yönünden ret kararı verilmesi ve taleplerin tam olarak karşılanmaması nedeniyle anılan karar hakkında istinaf yoluna başvurulması zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili … Kooperatifi “…” ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanımından ve isim hakkından kaynaklı üstünlük hakkına sahip olduğunu, davacı müvekkillerinin SMK madde 6/5 anlamında tanınmışlığının bulunduğunu, eksik inceleme yapıldığını, davalının davacı markasının tanınmışlığından faydalandığını, kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik bulunmadığını, markalar arasında şekil, renk, bir bütün olarak okunuş, çizim ve anlam açısından bariz farklılıklar olduğunu, “…” ibaresinin her iki marka için de asli ve belirleyici unsur olmadığını, müvekkilinin internet adresi, basılı evrakları, vs. dahil hiçbir mecrada … ibaresi kullanılmamakta olup esasen herhangi bir ayırt edici niteliği olmayan bu ifade müvekkili markasının ana unsuru da olmadığını, müvekkilinin markası için esas unsur “ivogsan” ibaresi olup ayrıca markanın bütününe bakıldığında “…” ibaresinin hiçbir şekilde esas unsur olarak kullanılmadığını, tercüme hizmeti almak isteyen tüketici ortalama tüketici değil nitelikli tüketici olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte somut olayda bir an için “…” ibaresinin davacı adına tescilinin geçerli olduğu düşünülse dahi davacıya ait marka kullanımla “ayırt edicilik vasfını” yitirdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “şekil+İVOGSAN … TERCÜME Tüm Dünya Dillerinde Tercüme” ibareli markası ile davacılardan … Sanayi ve Ticaret Merkezi Araştırma Geliştirme Eğitim Kalkınma ve Dayanışma Vakfına ait “şekil+…” ibareli marka arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasındaki iltibas nedeniyle hükümsüzlük koşulunun oluştuğu, davacı Kooperatifin markanın hükümsüzlüğü davasını açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, mahkemece davacılardan … yönünden açılan davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı, davacılar vekilince dava dilekçesinde, davalıya ait 2016/57005 tescil sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının anılan markayı kullandığı iş evrakı, reklam, mal ve ambalajlar üzerinden markaların silinmesine, yapılan tecavüzün refine karar verilmesini talep etmiş olup, 12.09.2018 tarihli ön inceleme tutanağında da uyuşmazlığın kapsamının belirlendiği, bu durumda İlk derece mahkemesince davacıların asli talepleri kabul edildiği ve davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verdiği halde, davacıların replik dilekçesinde sundukları talepleri yönünden bir karar verilmemesi yerinde ise de, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3859 E. ve 2020/2198 K., 02.03.2020 tarih, 2017/5129 E. ve 2019/1830 K. ve 05.03.2019 tarih), davacıların dava dilekçesinde talep ettikleri diğer talepleri yönünden karar verilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı adına tescil edilen 2016/57005 sayılı “İVOGSAN … TERCÜME” ibareli markanın, hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının anılan markayı kullandığı iş evrakı, reklam, mal ve ambalajlar üzerinden markaların silinmesine, yapılan tecavüzün refine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarla, davacının, dava dilekçesinde istinaf talebine konu ettiği taleplerde bulunmadığını, aktif husumet ehliyeti bulunmayan davacı … yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.