YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2968
KARAR NO : 2022/9422
KARAR TARİHİ : 26.12.2022
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 06.02.2020 tarih ve 2015/248 E. – 2020/64 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, kardeş olan tarafların dava dışı limited şirketi kurduklarını, 02.12.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 10 yıllığına ortakların müdür atandıklarını, 2001 krizi sonrası sorunlar çıktığını, %51 pay sahibi olan davalının müvekkillerini şirketten uzaklaştırmak için usulsüz ve muvazaalı işlemler yaptığını, TMK’nın ilgili hükümlerine aykırı şekilde eşine ortaklığı devir ettiğini, anılan devrin usulsüzlüğünün tespit ettirildiğini, bu kişiyle alınan kararların yok olduğunun tespiti davasının kabul ile sonuçlandığını, müvekkillerinin müdürlük sıfatlarının geri döndüğünü, sonrasında şirketin defter ve kayıtlarının ortadan kaldırıldığını, denetleme hakkından mahrum bırakıldıklarını, bilgi istenmesine rağmen şirketle ilgili bilgilendirmeyi yapmadığını, şirketin mali tablolarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, belgelerde tahrifat olduğunun ortaya çıktığını, yeni işleri kendisinin akrabaları ve yakınları üzerine kurdurduğu şirketler üzerinden yaptığını, haklı nedenlerin ortaya çıktığını ileri sürerek, davalının müdürlükten azline, şirketi temsil ve idare yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların şirketi 2004 yılına kadar kötü ve usule aykırı şekilde yöneterek borca batık hale getirdiklerini, aynı vakıalara dayalı olarak açtıkları kayyım tayini istemli davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, iddiaların dayanaklarının olmadığını, çelişkiler içerdiğini, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, bu davayı ilgilendiren hukuk ve ceza davalarının sonuçlanmasının beklenilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, 6103 sayılı Kanun’un 3 ve 25. maddeleri ile 6102 sayılı Kanun’un 623. maddelerine uygun işlemler yapılmadığı, bu nedenle yargılama aşamasında davalının müdürlük sıfatının sona erdiği, böylece davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden yapılan değerlendirmede ise dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK’nın 543. maddesinin yollamasıyla TTK’nın 161-162 maddelerine göre, davalının idare ve temsil yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması için, haklı nedenlerin bulunup bulunmadığı, vazifenin yerine getirilmesinde davalının basiretsizliği, ağır ihmali veya idarede iktidarsızlığı, şirket mukavelesi yükümlüğünü ihlali bulunup bulunmadığı hususlarının belirlenmesinin gerektiği, davacılar ve davalının, Şerefoğlu İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ortağı, davalının aynı zamanda şirket müdürü olduğu, Mahkemenin 2005/378 E. sayılı dosyasında birleştirilerek görülen davalarda davacı …’nun davaları kabul edilerek 79-80 ve 84 numaralı ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tesbitine karar verildiği, davalının şirket hesabından şahıs hesabına para aktardığının bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, davalının idare yetkisini gereği gibi kullanmadığı ve bu gibi maddi vakıaların yasa kapsamında “haklı neden” olarak kabul edildiği ve dava tarihi itibariyle haklı nedenlerin varlığı dikkate alındığında, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği kanaatine varıldığı ve davalının aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekili tarafından ve katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 26.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.