YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2990
KARAR NO : 2023/2523
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/150 Esas, 2022/276 Karar
BİRLEŞEN DAVADA DAVALI : Hatko Enerji Elektrik A.Ş vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 19.12.2014 (Asıl), 20.03.2015 (Birleşen)
HÜKÜM : Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl dava dilekçesinde; dava dışı asıl borçlu Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme çerçevesinde davalıların dava dışı asıl borçlu Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş.’ne müteselsil kefil olduklarını, 492.160,00 TL miktarındaki teminat mektubunun dava dışı şirkete verildiğini, bu teminat mektubunun 27.10.2014 tarihinde nakde çevrildiğini, söz konusu bu bedelin davalılar tarafından ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edildiğini, borcun yine ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; dava dışı asıl borçlu Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı Hatko Enerji Elektrik Üretim ve İnş. A.Ş.’nin müteselsil kefil olduğunu, 492.160,00 TL miktarındaki teminat mektubunun dava dışı şirkete verildiğini, bu teminat mektubunun 27.10.2014 tarihinde nakde çevrildiğini, söz konusu bu bedelin davalılar tarafından ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edildiğini, borcun yine ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; 25.05.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalıların dava dışı şirkete 500.000,00 TL limitle müteselsil kefil olduklarını, bu sözleşme kapsamında teminat mektubunun verildiğini, davalıların 05.10.2010 tarihinde dava dışı şirketteki hisselerini devrettiklerini, hisseleri yeni alan hissedarlar ile banka arasında 14.04.2011 tarihinde 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirketin kullandığı teminat mektubunun tüm sorumluluğunu yeni hissedarların üstlendiğini, davalıların herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, davacı bankanın iyi niyetli olmadığını, davalıların rızası olmadan kefaletin devam ettirilmesinin söz konusu olamayacağını, istenen %76 faizin çok yüksek olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; hisse devrinden önceki sözleşme ve kefaletlerden dolayı şirketin sorumluluğunun olmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarih, 2014/1457 E. ve 2017/153 K. sayılı kararıyla;davacı banka tarafından taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle verilen teminat mektubunun nakde çevrildiği, davalıların sözleşmede kefil sıfatıyla yer aldıkları ve sözleşme çerçevesinde söz konusu borçtan dolayı sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar vekili ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2019 tarih, 2017/1078 E. ve 2019/72 K. sayılı kararıyla; davacı bankayla dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş. arasında 25.05.2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların da kabulünde olduğu üzere söz konusu sözleşmeyi dava dışı Aksiyon Elektrik Üretim ve İnşaat A.Ş.’nin 28.11.2007 tarihinde 492.160,00 TL tutarlı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na verilen kesin teminat mektubu için müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, dava dışı şirketin davalıların şirket hisselerini devrettikleri tarihinden önce sözleşme kapsamında 492.160,00 TL bedelli teminat mektubu verildiği, davalıların ihtarın çekildiği tarih ve takip tarihi itibariyle herhangi bir geri ödemenin mevcut olmadığı, kredi kullandırılarak kefalet sorumluluğu başlamasından sonra kefillikten dönülemeyeceği gerekçesiyle davalıların istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar vekili ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2021/3031 E ve 2021/7312 K. sayılı kararıyla davacı bankanın nakde çevrilmesi nedeniyle tahsilini talep ettiği teminat mektubu 28.11.2007 tarihli olup banka ile asıl borçlu arasında yapılan 28.11.2007 tarihli sözleşme gereğince düzenlendiği, bu sözleşmede davalıların kefaletinin bulunmadığı, mahkemece tarafların tüm beyanları, sözleşme hükümleri ve teminat mektubunun hangi sözleşme nedeniyle verildiği hususları incelenerek bir karar verilmesi gerekirken bu yönde hiç bir inceleme yapmaksızın teminat mektubunun kefalet sözleşmesi nedeniyle verildiğinin kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların teminat mektubunun dayanağı olan 28.11.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında herhangi bir kefaletlerinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaya yönelik davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 20008 yılında düzenlenen teminat mektubu riskine karşılık davalılar tarafından 2010 yılında imzalanan kredi sözleşmesi ile kefalet verildiğini, kefaletlerinin geçerli ve süresiz olduğunu, davalılarının mevcut teminat mektubu riskine kefil olduğunu, 2010 tarihli sözleşmenin imzalandığı tarihte de teminat mektubunun mer’i olduğunu, yeni sözleşmelerin kurulmasının süresiz kefaletleri sona erdirmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle sorumlu olup olmadığı, teminat mektubunun riskine karşılık kefil oldukları kredi sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, icra takibine itirazın iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.